1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. 1.Lisanslı Depoculuk Sektör Çalıştayı Düzenlendi

1.Lisanslı Depoculuk Sektör Çalıştayı Düzenlendi

featured

1.Lisanslı Depoculuk Sektör Çalıştayı Düzenlendi

Türk Dünyası Düşünce ve Araştırma Merkezi (TÜRDAM) tarafından 1.Lisanslı Depoculuk Sektör Çalıştayı düzenlendi.

Antalya da düzenlenen 1.Lisanslı Depoculuk Sektör Çalıştayına, Ticaret Bakan yardımcısı Mahmut Gürcan, TBMM Tarım komisyon Başkanı Vahit Kirişçi, Türk Dünyası Tarım Komisyon Başkanı 23.Donem Milletvekili Mehmet Halit Demir, Ticaret Bakanlığı Genel Müdür Adem Basar, Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı lisanslı depocular federasyon başkanı Mahmut Güzel, Ankara ve bir çok ilin Ticaret borsası başkanları, Ticaret İl Müdürleri ve sektör yatırımcıları katıldı.

Türk Dünyası Düşünce ve Araştırma Merkezi (TÜRDAM) Tarım, Hayvancılık, Gıda ve Orman Komisyonu Başkan Vekili ve 23. Dönem Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir, Ticaret Bakanlığı himayesinde 25-28 Aralık 20025 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen 1. Lisanslı Depoculuk Sektör Çalıştayına katılarak sektörün talepleri, sorunları ve çözüm yolları konusunda katılımcılara bilgi verdi. Demir çalıştayda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Lisanslı depoculuk, tarım sektörünün sessiz ama stratejik omurgalarından biridir, ve bu sistem sadece mevzuatla değil, güvenle ve fedakârlıkla ayakta durur diye inanıyorum.

Yani Bugün, lisanslı depoculuğa yönelik en büyük ihtiyaç, sektöre duyulan güvenin daha da güçlendirilmesidir. Üretici, ürününü teslim ettiği depoda adaletli bir sınıflandırma ve şeffaf bir süreç görmek istiyor.

Tüccar ve sanayici, aldığı ürünün standartlarından emin olmak istiyor. Devlet ise piyasanın sağlıklı işlemesini. Bu güven zincirinin zayıfladığı her noktada, takdir edersiniz ki sistem yara alacaktır.

Ancak madalyonun diğer yüzünde bu sektörün yatırımcıları da var. Lisanslı depo yatırımı, kısa vadeli kazanç beklentisiyle yapılan bir yatırım olmadığında biliyoruz.

 Yüksek kuruluş maliyetleri, mevzuat yükü, denetimler, teknolojik altyapı zorunlulukları ve işletme giderleri yatırımcıyı ciddi anlamda yorduğunu da görmemiz gerekiyor. Buna rağmen birçok yatırımcı, tarıma ve ülkenin geleceğine inanarak bu alana girmiştir.

Bugün enerji maliyetleri, finansman giderleri ve işletme yükleriyle birlikte, kurak gecen yıllarda boş kalan lisanslı depolar, kârlılığı bir kenara bırakıyorum, sistemin devamlılığı için yatırımcının bir çok fedakârlığa katlandığını da geçen süreç içinde şahit olduk.

Dolayısıyla güven, sadece denetimle değil;  Yatırımcının ayakta kalmasını sağlayarak, üreticinin de güven içinde olacağını görmek gerekir.

Ve lisanslı depoculuk sorunlarını çözerken, yatırımcının sürdürülebilirliği en az üreticinin korunması kadar önemli olduğunu da ifade etmek istiyorum.

Tabi bu alandaki Şeffaflığı güçlendirmek, denetimleri adil ve standart hale getirilmek, yatırımcı üzerindeki maliyet yükünü  makul seviyelerde tutmak gerekir.

Tüm Bu sorunları hızlı bir şekilde çözerek sektörel olarak ayağa kalkmak ve güçlenmenin Coğrafyamız ve ülkemiz acısından önemini de düşünmek gerekir.

Lisanslı Depoculuğun: Sadece Bir Ekonomi Meselesi Değil, aynı zamanda Bir ülke Güvenliği Meselesi olduğunu da biliyoruz.

Yani ülkelerin gücü yalnızca ordunun caydırıcılığıyla, yalnızca diplomasinin etkinliğiyle, ya da sanayi kapasitesiyle ölçülmüyor.

Asıl güç, kriz anlarında ayakta kalabilme becerisidir.

Pandemi döneminde yaşanan süreçte, bunu gördük.

İklim ve deprem felaketlerinde yine yaşadık bunu.

Dolayısıyla kriz anlarında toplumun temel ihtiyaçlarını karşılayabilen ve risk yönetimini bilen ülkeler, gerçek anlamda güçlü ülkelerdir.

İşte bu noktada, çoğu zaman teknik bir düzenleme gibi görülen ancak gerçekte siyasi, ekonomik ve güvenlik boyutlarıyla,   Stratejik öneme sahip olan lisanslı depoculuk, göz ardı edilmemesi gereken hayati bir alan olarak karşımıza çıkıyor.

Hepimiz biliyoruz ki Ekonomi, güven üzerine kurulur.

Güven ise takdir edersiniz ki öngörülebilirlikten beslenir.

Tarım piyasalarında yaşanan ani fiyat dalgalanmaları, sadece çiftçiyi değil; sanayiciyi, tüketiciyi ve en nihayetinde ülkeyi de etkiliyor. İste burada Lisanslı  depoculuk, bu dalgalanmaların önüne geçen en önemli araçlardan biridir.

Bu ne anlama geliyor.?

Bu, tarımın kayıt altına alınması demektir.

Bu, piyasanın şeffaflaşması demektir.

 Bu, fiyat istikrarı demektir.

Ve en önemlisi,  ekonomik istikrar demektir.

Evet Artık biliyoruz ki Lisanslı depolar, piyasalardaki manipülasyonun, stokçuluğun ve spekülatif hareketlerin önüne geçerek, yöneticilerin piyasayı uzaktan ama etkin biçimde denetlemesini sağlıyor.

Diğer taraftan lisanslı depo, Çiftçiyi Güçlendirerek, Kırsalı Ayakta Tutan bir Modeldir ayni zamanda.

Takdir edersiniz ki Bir ülkenin kırsalı çöküyorsa, o ülkenin geleceğinin artık tehlikede olduğunu söyleyebiliriz. Yani Kırsaldan kente kontrolsüz göç; işsizliği, gecekondulaşmayı, sosyal gerilimi ve güvenlik sorunlarını beraberinde getiriyor.

Bu yüzden Lisanslı depoculuk, çiftçiyi sadece ekonomik olarak değil, psikolojik olarak da güçlendiren bir sistemdir. Ürününün değerini bilen, emeğinin karşılığını alacağına inanan çiftçi, toprağına sahip çıkar. Toprağına sahip çıkan çiftçi bu vesileyle ülkesine sahip çıkar.

Ayrıca lisanslı depolar; tarım sigortalarının gelişmesini, kredi mekanizmalarının sağlıklı işlemesini ve tarımda kurumsallaşmayı da teşvik ediyor. Yani Tarımı bir kader olmaktan çıkarıp, planlanabilir bir üretim alanına dönüşmesini mümkün kılıyor.

Bugün dünya, “gıda milliyetçiliğinin yükseldiği bir döneme girmiştir. Çünkü Pandemi sürecinde birçok ülke gıda ihracatını kısıtladı ve sınırlar kapandığında paranın değil, gıdanın konuştuğunu gördük.

Ukrayna-Rusya savaşı, Karadeniz havzasında bir buğday krizinin nasıl küresel bir sarsıntıya dönüştüğünü ve ülkemiz sayesinde bu sorunun nasıl çözüldüğünü tüm dünya minnet ve takdirle izledi gördü ve yaşadı.

Bu tablo lisanslı depoculuğun egemenliğin sigortası olduğunu açıkça gösteriyor bize.

Lisanslı depolar sayesinde ülke genelinde ne kadar ürün olduğunu artık biliyoruz.

Hangi bölgede ne kadar stok bulunduğunu artık görüyoruz.

Yani bir Kriz anında gerekli müdahaleler noktasal olarak yapılabilir.

Ve bu durum, siyasi karar alma süreçlerinde ülkeye büyük bir manevra alanı da sağlamaktadır.

Evet, Gıdada dışa bağımlı olan ülkeler, dış politikada da bağımlı hale gelir. Çünkü açlık, en büyük baskı unsurudur. Kendi gıda stokunu güvenli, denetlenebilir ve sürdürülebilir biçimde yöneten bir ülke, hiçbir ambargoya, tehdide ya da küresel manipülasyona kolay kolay boyun eğmez. Çünkü  dünyada güvenlik çok  katmanlıdır. Ve biliyoruz ki Enerji güvenliği kadar gıda güvenliği de ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır.

Bu yüzden Lisanslı depolar;

Olağanüstü hâllerde,

Doğal afetlerde,

Savaş ve seferberlik durumlarında,

Ülkenin en stratejik altyapılarından biri haline gelir.

Düşünün ki bir ülkede depolar yok. Böyle bir ülkede sabotaj da kaos da kolaylıkla oluşturulabilir. Bu yönüyle lisanslı depolar, sessiz ama hayati öneme sahip lojistik üslerdir.

Ülkemizin artık bölgesel güç olmasını hepimiz istiyoruz. İşte bu noktada lisanslı depoculuk sadece iç mesele olmaktan çıkıyor ve aynı zamanda dış politika enstrümanına da dönüşüyor. Çünkü gıda ticaretinde söz sahibi olan ülkeler, bölgesel dengelerde de etkili olur.

Bakiniz Ülkemiz Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Kafkasya, gibi gıda güvenliği açısından kırılgan bölgelerin tam ortasında yer almaktadır. Bu coğrafyada gida arzını yönetebilen bir ülke, sadece ticareti değil, istikrarı da ihraç eder. Bu da ülkemizi masa başında daha güçlü, sahada daha etkili bir ülkeye çevirir.

Yani

Lisanslı depoculuğu yalnızca tarım politikası olarak görmek, meseleyi eksik okumaktır.

Bu sistem;

Ekonomik istikrarın,

Sosyal huzurun,

Siyasi bağımsızlığın,

Ulusal güvenliğin,

Ortak kesişim noktasında yer alan bir sistemdir.

Bugün betonarme ya da çelik bir depo olarak görülen yapılar, aslında ülkenin ayakta kalma iradesinin birer sembolü dur. Çünkü aç kalan toplumlar geleceğini kaybeder, gıdasını yöneten devletler ise kazanır.

Silah üretemeyen ülkeler savaş kaybedebilir, Ama ekmek üretemeyen ülkeler geleceğini kaybeder. İşte bu yüzden son olarak diyorum ki lisanslı depoculuk, bir tercih değil; stratejik bir yatırımdır ve bir zorunluluktur. Ve bu sektördeki her bir paydasın kendi kendine bırakılamayacak kadar ulusal öneme arz etmektedir.

 

Program sonunda Ticaret Bakan yardımcısı Mahmut Gürcan ile lisanslı depoculuk federasyonu başkanı Mahmut Güzel tarafından Türk Dünyası Tarım Komisyon Başkanı 23.Donem Milletvekili Mehmet Halit Demir’e plaket takdim ettiler.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
duyars_z
Duyarsız
1.Lisanslı Depoculuk Sektör Çalıştayı Düzenlendi
Yorum Yap
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.