1. Haberler
  2. Kültür-Sanat
  3. Bora: Mardin’i dünyada ayrıcalıklı kılan yalnızca taş mimarisi değildir

Bora: Mardin’i dünyada ayrıcalıklı kılan yalnızca taş mimarisi değildir

featured
Paylaş

Bora: Mardin’i dünyada ayrıcalıklı kılan yalnızca taş mimarisi değildir

Turizm, organizasyon ve kültürel etkinlik alanında ki çalışmaları ile bilinen mvb organizasyon’un sahibi Mehmet Veysi Bora, Mardin Turizmi ve geleceği ile ilgili önemli açıklamalarda bulunarak, Dünyada sürdürülebilir turizm anlayışının yalnızca daha fazla ziyaretçi çekmek olmadığını, Asıl meselenin şehrin kimliğinin hangi değerler üzerine inşa edildiği olduğunu belirterek şunları söyledi.

 

Son günlerde Mardin ile ilgili Kamuoyunda paylaşılan birkaç görüntü üzerine…

Dünyada sürdürülebilir turizm anlayışı artık yalnızca daha fazla ziyaretçi çekmeyi değil; şehirlerin tarihsel hafızasını, kültürel dokusunu ve sosyolojik ruhunu koruyarak gelecek kuşaklara aktarmayı esas almaktadır. Özellikle Mardin gibi binlerce yıllık medeniyet birikimine sahip kadim şehirlerin geleceği, tam da bu hassas dengeyi kurabilme becerisine bağlıdır.

Yaklaşık yirmi yıldır turizm, organizasyon ve kültürel etkinlik alanında çalışmalar yapan biri olarak şunu açık bir şekilde ifade edebilirim: Bir şehri canlı tutan yalnızca ses, kalabalık ya da hareketlilik değildir.

Sosyal yaşam, sanat, festivaller ve kültürel organizasyonlar da kentlerin dinamizmini besleyen vazgeçilmez unsurlardır. Elbette Mardin’de de festivaller düzenlenecek, konserler yapılacak, insanlar bu şehrin sosyal atmosferini yaşayacaktır. Çünkü yaşayan şehirler nefes alır, üretir ve insanlarla birlikte gelişir.

Ancak asıl mesele; eğlencenin varlığı değil, şehrin kimliğinin hangi değerler üzerine inşa edildiğidir.

Mardin’i dünyada ayrıcalıklı kılan yalnızca taş mimarisi değildir.

Bu şehir; sokak aralarında yaşayan hafızasıyla, farklı inançların yüzyıllar boyunca bir arada var olabilmiş olmasıyla, farklı dillerin aynı çarşıda yankılanmasıyla ve ziyaretçilerinde bıraktığı derin manevi ve kültürel izlerle eşsizdir. Burada turizm yalnızca bir tüketim faaliyeti değil; aynı zamanda tarihle, kültürle ve insanlık mirasıyla kurulan özel bir deneyimdir.

Bu nedenle Mardin’i yalnızca günübirlik eğlence anlayışı üzerinden tanımlamak, kısa vadede hareketlilik sağlayabilir; ancak uzun vadede şehrin kültürel derinliğini, manevi atmosferini ve özgün karakterini aşındırma riski taşır. Çünkü medeniyet şehirleri yalnızca kalabalıklarıyla değil; taşıdıkları anlam, korudukları değerler ve gelecek kuşaklara bırakabildikleri mirasla ayakta kalırlar.

Bugün dünyanın en güçlü şehir markalarına bakıldığında ortak bir gerçek görülmektedir:

Kalıcı başarıyı yakalayan şehirler, modernleşirken kendi ruhunu koruyabilen şehirlerdir. Mardin’in en büyük gücü de tam olarak buradadır. Çünkü Mardin herhangi bir turizm destinasyonu değil; yaşayan, hissedilen ve her kuşağa yeni anlamlar taşıyan çok katmanlı bir medeniyet mirasıdır.

Dolayısıyla mesele eğlenceye karşı olmak değildir. Ben de uzun yıllardır festival ve organizasyon sektörünün içinde yer alan biri olarak sosyal yaşamın şehir ekonomisine, turizmine ve kültürel hareketliliğe sağladığı katkıyı yakından biliyorum. Ancak aynı zamanda şu gerçeğin de farkındayım: Kültürel hafızasını kaybeden şehirler, zamanla yalnızca tüketilen mekânlara dönüşür; oysa kimliğini koruyan şehirler, nesiller boyunca ziyaret edilen, saygı duyulan ve hafızalarda yaşayan medeniyet merkezleri hâline gelir.

Mardin’in geleceği, eğlence ile kültürel mirası birbirine rakip görmekte değil; ikisini doğru bir denge içerisinde buluşturabilmektedir. Şehrin ruhunu koruyan her yatırım, her festival ve her kültürel etkinlik yalnızca bugüne değil, gelecek yüzyıllara da bırakılmış en değerli miras olacaktır.

Çünkü Mardin’i dünyaya tanıtacak olan yalnızca düzenlediği etkinlikler değil; korumayı başardığı ruhu, kimliği ve medeniyet birikimidir.

Mehmet Veysi Bora

 

Bora: Mardin’i dünyada ayrıcalıklı kılan yalnızca taş mimarisi değildir