ALTIN TAÇ
Yüce Yaratıcı insanlara hakkı ve hakikati işitmesi için kulakları, görmesi için gözleri, konuşması için dili, akletmesi için kalbi ve düşünmesi için de aklı vermiştir. Bazı rivayetlerde Allah (c.c.)’ın ilk yarattığı şeyin akıl olduğu ve akıldan daha değerli, daha ulvi ve daha faziletli bir şey yaratmadığı belirtilmiştir.
Aklın, “Hakikatin bilinmesini sağlayan kaynak”, “Fazilet ve ahlakın kaynağı, dinin ve mükellefiyetin esası, dünyevi işlerin temel dayanağı” ve “Faydalıyı zararlıdan ayırt etmesi için Allah tarafından insana doğuştan verilen bir tabiat” şeklinde birçok tanımı yapılmıştır.
İnsanı ilâhî emirler karşısında mükellef kılan, onu diğer varlıklardan ayıran ve ayrıcalıklı kılan akıl; insanın söz, tutum ve davranışları üzerinde çok etkilidir. İnsan Allah tarafından kendisine verilen akıl nimeti sayesinde kendini, varlık âlemini, evrendeki harika nizam ve intizamı ve en önemlisi Allah’ı fark eder.
Aklını yitirmiş ve akli dengesi bozulmuş kişilere ‘Deli’ denir. Acaba akli dengesinde herhangi bir sorun olmayan fakat aklı kir ve pas tutan, aklını iyilik, insanın ve insanlığın yararı için çalıştırmayan/kullanmayan ve deliliği bilerek irade edenlere ne denir? Bunlara ‘Deli’ veya ‘Zırdeli’ denilebilir mi?
Akıllı olmanın ölçüsü aklı kullanmaktır. Bunun için Kur’an’ı Kerim, “İşte bunlarda akıllarını kullanan bir toplum için ibretler vardır.” (Ra’d, 13/4), “İşte biz ayetlerimizi, aklını kullanacak bir kavim için böylece açıklıyoruz.” (Rum, 30/28) gibi ifadelerle insandan aklını kullanmasını, onu doğru işletmesini, düşünmesini ve ibret almasını istemiştir. Aklını gereği gibi kullanmayanları ise “Aklınızı kullanmıyor musunuz?” (Bakara, 2/44), diye yermiştir.
Aklını çalıştıranlar ve sorumluluk bilincine sahip olanlar Allah’ın Rabliğini görür, ilahlığını kabul eder, O’na gereği gibi kul olurlar. Sözün tamamını dinler ve en güzeline uyarlar. Ayrıca akletme yetilerini, vicdanı, fıtratı, irade ve iman etme imkânını doğru bir şekilde kullananlar hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ve güzeli çirkinden ayırt edebilirler.
Para ile alınıp satılmayan ve çok değerli bir servet olan akıl, yaşta değil baştadır. Ne yazık ki her başta da bulunmuyor. Bir Kürt atasözü der ki; “Aqil taca zêrîne, li serê her kesî nîne”. Akıl, altından bir taçtır fakat herkesin başında bulunmaz.
İnsan bu dünyada akıl almalı, akıl danışmalı, akl-ı selim ile hareket etmeli, aklını başına alarak mantıklı ve doğru bir şekilde düşünmeli ve hayatı akl-ı selimle okumalıdır. Akılperestten, akılsız dosttan, aklı ermeyenden, aklı bir karış havada olandan ve dinin mükellef ve muhatap kılmadığı akılsızdan/deliden hızlıca uzaklaşmalıdır.
Şunu iyi bilelim ki hayatın dengesi, dünyanın yeniden inşası; insanlığın, insanların, toplumların ve milletlerin ilerlemesi ve güçlenmesi, huzuru ve selameti ancak öğrenmekle, okumakla, araştırmakla ve aklın ameli olan tezekkür, tefekkür, tedebbür, tefekkuh ve taabbüd etmekle birlikte akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim sahibi olmakla mümkündür.
Dostlar! Aklını kullanmayan, onu hevâ ve hevese kurban eden ve boş işlerle meşgul ederek heder eden, akıl yürütmeyi terk eden, okumayan, araştırmayan, sorgulamayan, geçmişe körü körüne bağlı olan, taklitle yaşayan ve düşünmeyen kişiler, toplumlar ve milletler dünyada cehalet, inkâr, sapıklık bataklığına ve günah çukuruna düşer. Dahası geri kalmaya, açlığa, sefalete, sömürülmeye, zillete, huzursuzluğa, savaşa, katliama, acı ve gözyaşının dinmediği bir coğrafyaya mahkûm olurlar. Ahirette ise ricse, pisliğe ve azaba düçar olup şöyle diyecekler: “Şayet aklımızı kullanmış olsaydık, şimdi şu alevli cehennemin mahkûmları arasında olmazdık!” (Mülk, 67/10)
Sahi! Siz aklınızı kullanıyor musunuz?
Kemal Kahraman-12.04.2025

Allah razı olsun, Allah bizleri aklımızı kullanma feraseti, ni versin ve o yolda ayaklarımızı sabit kılsın, Amin,Allah’a emanet olun, Allah’tan sağlıklı bir ömür dilerim size.