Kemal Kahraman

Ayağa Takılanları Toplamak

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

AYAĞA TAKILANLARI TOPLAMAK

Dün iki kişinin kıymetlenen arsa ve araziler hakkındaki konuşmalarına kulak misafiri oldum. Biri diğerine “Falan yerdeki arsalar eskiden pek ucuzdu ve o zaman çok kolay satın alabilirdim fakat almadım, keşke alsaymışım. Şimdi çok kazançlı çıkardım!..” diyordu.

Diğeri de ona “Ben biraz satın aldım ama bu kadar değerleneceğini kim bilebilirdi ki? Keşke daha fazla alsaymışım!” diye karşılık verdi.

Yaşamda bu ve buna benzer pişmanlıkları yaşamayan kimse yok gibidir. Rivayet edilir ki Zülkarneyn (a.s.) ordusuyla gece yolda giderken askerlerine “Ayağınıza takılan şeyleri toplayın.” diye emir verir.  

İçlerinden bir grup “Bugün çok yürüdük, çok yorulduk. Bu gece karanlığında bir de ayağımıza takılan şeyleri mi toplayacağız? Dediler ve hiçbir şey toplamadılar.

İkinci grup ise “Mademki komutanımız böyle emretti, az da olsa toplayalım, emre itaat etmek gerekir.” diyerek az da olsa bir şeyler topladılar.

Üçüncü grup ise “Komutanımız boşu boşuna ve zararımıza hiçbir emir vermez. Elbette bir bildiği vardır.” diyerek ayaklarına takılan şeyleri heybelerine doldurdular.

Sabah olduğunda geceleyin bir altın madeninden geçtiklerini ve ayaklarına takılan şeylerin altın olduğunu anladılar. Bunun üzerine;

Hiç altın almayan birinci grup ‘’Keşke komutanımıza itaat etseydik de hiç olmazsa biraz alsaydık.” deyip pişman oldular.

Az alan ikinci grup “Keşke biraz daha fazla alsaydık.’’ diye kendilerine sitem ettiler.

Çok altın alan üçüncü grup ise “Keşke gereksiz eşyalarımızı atsaydık da daha çok alsaydık.” diyerek fazla almalarına rağmen üzüldüler.

Hayatımız boyunca ‘Keşke yapsaydım, keşke yapmasaydım; keşke söyleseydim keşke söylemeseydim; keşke şöyle olsaydı, keşke böyle olsaydı’’ gibi keşke ile başlayan cümlelerimiz hiç bitmez.

‘’Pişmanlık Günü”nde (ahirette) de hata yapanlarımız hataları için kötülük yapanlarımız iyilik yapmadığı için iyilik sahibi olanlarımız da daha fazla hayır yapmadıkları için pişman olup keşke diyecekler. Resûlullah (s.a.s): “Ölen herkes pişmanlık duyar. İyi ise daha fazla iyilik yapmadığına; kötü ise kötülüğü niçin bırakmadığına pişman olur.’’ (Tirmizi, Zühd, 59.) diye buyuruyor. Kur’an-ı Kerim de ahirette birçok insanın yapacağı keşkeleri bize haber verir:

 ‘‘Keşke Allah’a ve Resul’e itaat etseydik.” (Ahzâb, 33/66) “Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım.” (Fecr, 89/24) “Keşke peygamberle berâber bir yol tutsaydım!”, ‘’Keşke falancayı dost edinmeseydim.’’ (Furkân, 25/27-28.) “Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsaydık.” (En’âm, 6/27) “Keşke bana bir fırsat daha tanınsa da iyilerden biri olsam!” (Zümer. 39/58) ”… Ah, keşke ben Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım!” (Kehf, 18/42)

Keşke söz ve hareketlerimle hiç kimseyi incitmeseydim. Keşke çalmasaydım, çırpmasaydım, yolsuzluk yapmasaydım, ihaleye fesat karıştırmasaydım, rüşvet almasaydım-vermeseydim, iftira atmasaydım. Keşke günah işlemeseydim, haramdan sakınsaydım. Keşke kul ve kamu hakkına riayet etseydim. Keşke insana, hayvana, doğaya faydalı olsaydım. Keşke iman, ibadet ve itaat etseydim. Keşke adil, ahlaklı, hayırlı ve takvalı birisi olsaydım. Keşke aklımı ve imkânlarımı daha iyi (şeyler için) kullansaydım. Keşke Allah yolunda daha güzel işler yapsaydım. Keşke daha çok infak ederek fakir fukarayı sevindirseydim. Keşke mazlumun, yetimin, garibin, engellinin yüzünü güldürseydim. Keşke iyi bir komşu, akraba, evlat, anne baba, eş, amir, patron, lider… olsaydım. Keşke, keşke, keşke…

 Hayatımızdaki bazı keşkeler bizi yanlış yollara, yanlış kararlara sevk eder. Bazı keşkeler de bize hayatımızdaki hatalardan ders çıkartmamız gerektiğini öğretir. Tolstoy da “Başkalarının hayatından da ders alın…’’ diye tavsiyede bulunur. Bunun içindir ki bu dünyada hala gücümüz kuvvetimiz, zamanımız ve fırsatımız varken ‘’keşke’’leri azaltmaya “iyi ki” leri çoğaltmaya çalışmalıyız. Kıyamet günü keşke dememek için “Âhirete iman”ı ciddiye almalıyız.

 Dostlar! Ne mazinin pişmanlıkları ne de geleceğin kaygısı, ân’ı yaşamamıza engel olmamalı ve şu an’da bize dünyada ve ahirette fayda verecek şeyleri –ayağımıza takılanları- heybemize koymalıyız.

Sahi! Siz ayağınıza takılanları heybenize koyuyor musunuz?

Kemal Kahraman

23.02.2024

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir