Kemal Kahraman
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dijital Dünyada Müslüman Duruşu: Beğeni Değil Rıza Peşinde

Dijital Dünyada Müslüman Duruşu: Beğeni Değil Rıza Peşinde

featured

Dijital Dünyada Müslüman Duruşu: Beğeni Değil Rıza Peşinde

 

Görünür olmak için görünmez değerlerini kaybeden bir toplumdayız. Beğenilmek için mahremiyetini, takdir edilmek için de şahsiyetini feda edenler dijital çağın en büyük imtihanını yaşıyor. Peki, bir Müslüman bu çağda nasıl durmalı?”

Dijitalleşmenin hayatın her alanına nüfuz ettiği bir dönemde yaşıyoruz. Bilgiye ulaşmak, iletişim kurmak, düşünce paylaşmak artık anlık bir tıklamayla mümkün hâle geliyor. Bu dijital dönüşüm, hayatı kolaylaştırsa da, yeni sorumluluk ve riskleri beraberinde getiriyor. Müslümanlar için dijital dünyada yer almak sadece teknik değil; ahlaki, dini ve toplumsal bir duruş gerektiriyor.

Medya, ses, yazı ve görsel yoluyla iletişimi sağlayan güçlü bir araçtır. Bugün medya, yasama, yürütme ve yargının ardından “dördüncü güç” olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda sosyal medya platformları yaygın bir mecra hâline gelmiştir. Facebook, Instagram, X (eski adıyla Twitter), TikTok gibi platformlar milyarlarca kullanıcıya ulaşmakta; bireylerin düşüncelerini, duygularını ve hayatlarını anlık biçimde paylaşmalarını sağlamaktadır.

İşte tam da bu noktada, Müslüman bireyin dijital dünyadaki ahlaki ve dini duruşu büyük önem kazanır. Müslüman, medya okuryazarlığına sahip olmalı; dijital içerikleri sorgulamalı, doğruluğunu araştırmalı ve her bilgiyi paylaşmadan önce “Bu Allah’ın rızasına uygun mu?” sorusunu kendine sormalıdır.

Sosyal medyada kimleri takip ettiğimiz, ne izlediğimiz, neyi beğendiğimiz ve kimlerle iletişim kurduğumuz önemlidir. Sanal ortamda yapılan her davranış, gerçek hayattaki kadar sorumluluk gerektirir. Ortam sanal olsa da işlenen günah gerçektir.

Mahremiyet, İslam’da büyük bir öneme sahiptir. Evlilik, özel hayat, kişisel bilgiler ve özellikle çocuklara ait fotoğraflar sosyal medyada paylaşılmamalıdır. Bu tür paylaşımlar, ilişkilerde güven kaybına, huzursuzluğa ve hatta boşanmalara yol açabileceği gibi; çocukların mahremiyetini zedeleyerek siber zorbalık ve kötü niyetli kullanımlara da kapı aralayabilir. Müslüman birey, mahremiyetin sınırlarını gözetmeli; neyin paylaşılabilir, neyin paylaşılmaması gerektiğini ayırt edebilmelidir.

Sosyal medya, görünür olma, beğeni toplama ve takdir edilme arzusu gibi nefsin hoşuna giden duyguları besleyen bir ortamdır. Popüler kültür, bireylere sahte kimlikler dayatır; ancak Müslüman, bu yönlendirmelere kapılmadan dijital kimliğini İslam ahlakıyla şekillendirmelidir. Gösterişten uzak, samimi ve içten bir duruş; hem dijital dünyada hem de gerçek hayatta Müslüman şahsiyetin en büyük göstergesidir.

Genç kardeşim, sosyal medyada görünür olmak için kendinden ödün verme. Unutma, Allah seni olduğun hâlinle seviyor. Gerçek kimliğinle uyumlu bir dijital duruş, seni popüler kültür karşısında İslam ahlakıyla ayakta tutacaktır.

Allah, Asr sûresinde zamana yemin ederek onun önemine dikkat çeker (Asr, 103/1–3). Efendimiz de bir hadisinde insanların çoğunun sağlık ve boş zaman konusunda aldandığını (Buhârî, Rikâk, 1.) buyurmuştur. Sosyal medya, zamanın en çok israf edildiği alanlardan biridir. Sonu gelmeyen videolar, anlamsız tartışmalar, dedikodular, gereksiz ve faydasız içerikler; Müslümanın hem dünya hayatını hem de ahiretini zedeler. Bu nedenle sosyal medya kullanımı bilinçli olmalı; zaman, faydalı ve hayırlı içeriklerle değerlendirilmelidir.

Sanal dünyada kullanılan dil, gerçek hayattaki kadar önemlidir. Hakaret, alay, iftira ve küçümseyici ifadeler dijital ortamda da haramdır. Hz. Peygamber, “Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kişidir.” (Buhârî İman, 4.) buyurarak bu konuda net bir ölçü koymuştur. Müslüman, sosyal medyada nazik, seviyeli ve yapıcı bir dil kullanmalı; ihtilaflı konularda kışkırtıcı değil, uzlaştırıcı olmalıdır.

Dijital ortamlardaki paylaşımlar kalıcıdır ve güvenli değildir. Müslüman, sadece dünyada değil, ahirette de bu paylaşımların hesabını Allah’a vereceğini unutmamalıdır. “Hiç kimse görmese de Allah görüyor” bilinciyle hareket ederek, dijital dünyada Müslümanca bir duruş sergilemelidir.

Sosyal medya, Müslümanlar için bir fitne ve günah aracı değil; iyiliğe çağıran, hayra vesile olan, kötülükten ve çirkinliklerden uzaklaştıran bir mecra hâline getirildiğinde hayır kapısı olur. Bugün bir yardım kampanyası, bir dua zinciri ya da bir hayır çağrısı dakikalar içinde milyonlara ulaşabiliyor. Bu, dijital dünyanın hayra vesile olabileceğinin en güzel örneklerinden biridir. Bu bilinçle hareket eden Müslüman, dijital çağda da İslam’ın izzetini ve hikmetini temsil eder.

Dostlar! Çağ ne kadar dijitalleşirse dijitalleşsin, Müslümanlar Kur’ân ve sünnetin belirlediği ahlak ilkelerini hayatının her alanına taşımakla mükelleftir. Sosyal medyada da tesettür, mahremiyet, kul hakkı, zaman yönetimi, doğru bilgi paylaşımı ve nezaket gibi değerler gözetilmelidir.

Takipçi sayımız değil, Allah’ın rızası önemlidir. Gerçek mümin; yazdıklarından, paylaştıklarından, tıkladıklarından, baktıklarından, niyetlerinden ve kalbinin yöneldiği şeylerden sorumludur.

Dijital çağda Müslüman kalmak, yalnızca ekran başında değil; kalbin başında da nöbet tutmaktır. Bu, bir tercih değil; Allah’a karşı sorumluluk ve insanlığa karşı şahitliktir.

 

Sosyal medya da bir sınav; peki sen nasıl cevap veriyorsun?

 

Kemal Kahraman

06.09.2025

Dijital Dünyada Müslüman Duruşu: Beğeni Değil Rıza Peşinde
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.