Kemal Kahraman
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. EN BÜYÜK GÜNAH: HIRSIZLIK

EN BÜYÜK GÜNAH: HIRSIZLIK

featured

EN BÜYÜK GÜNAH: HIRSIZLIK

Hırsızlık denince çoğu kişinin aklına, hemen bir şeylerin çalınması gelir. Oysa hırsızlık, yalnızca maddi bir eylem değildir. İnsan yaşamına, ruhuna, haklarına, duygularına, hayallerine, umutlarına ve düşüncelerine yapılan bir saldırıdır aslında.

“En büyük hırsızlık nedir?” diye sorarsanız, tereddütsüz cevaplarım: Bir insanın yaşam hakkını elinden almaktır. Çünkü birini öldürmek; onun nefesini, sevdiklerini, umutlarını ve geleceğini çalmaktır. Bir annenin evladını, bir çocuğun babasını, bir dostun yoldaşını alırsınız elinden. Onun yaşama hakkını gasp edersiniz.

Günümüzde, çoğu zaman görünmeyen ama etkisi derin birçok hırsızlık biçimiyle karşı karşıyayız.

Bir insanın alın teriyle, sabırla, bilgiyle ortaya koyduğu bir işi küçümsemek, karşılığını vermemek ya da sahiplenmek… Victor Hugo’nun dediği gibi: “Hırsızlık, sadece çalmak değildir; hak edileni vermemek de bir hırsızlıktır.” Bu sadece emeği değil, o kişinin gururunu, özsaygısını, motivasyonunu da çalmaktır.

Birinin zamanını boşa harcatmak, onu oyalamak ve yalanlarla meşgul etmek… Onun zamanı, yaşam enerjisi ve potansiyeli çalınır böylece. Evet, bu da bir hırsızlıktır.

Güvenini kazandığınız birini kandırmak, yalan söylemek ya da ihanet etmek sadece kalp kırmak değildir. Bu, güveni çalmaktır.

Bir çocuğu şiddet, ihmal, savaş ya da zorla çalıştırma gibi travmalarla büyütmek; onun oyun, eğlence ve eğitim hakkını, merakını, hayal kurma özgürlüğünü, sevgi ve güvenliğe duyduğu ihtiyacı çalmaktır. Çalınan bir çocukluk, bir ömrü pusulasız bırakır. Ne yöne gideceğini bilmeden savrulur insan.

Sürekli baskı, tehdit, manipülasyon ya da dedikodu yoluyla birinin iç huzurunu bozmak, onu kaygı içinde yaşatmak; rahat bir nefes almasını engellemektir. Huzuru çalmak, ruhsal dengeyi altüst etmektir.

Duygu sömürüsü de bir başka hırsızlıktır. Birinin merhametini ve iyi niyetini kendi menfaati için kullanmak; onun kalbini yavaşça aşındırır. Bu, hem bireysel hem toplumsal vicdanı yaralar.

Bir insanın kendini ifade etme hakkını elinden almak, onu susturmak, fikirlerini bastırmak… Sesi çalmak, bir insanın varlığını inkâr etmektir.

Birinin dilini, kültürünü ya da kişiliğini yok saymak; onu başkası gibi davranmaya zorlamak, kendi benliğinden uzaklaştırmaktır. Kimliği çalmak, “ben” olma hakkını gasp etmektir.

Eğitim, sağlık, oy kullanma, ifade özgürlüğü gibi temel hakları elinden almak; bir insanın insan olma onurunu çalmaktır.

İnanç da çalınabilir. Dini duyguları çıkar uğruna kullanmak, Allah’ın adıyla korku yaymak, insanların maneviyatına şüphe düşürmek de hırsızlıktır. İnancın, güvenin ve teslimiyetin hırsızlığı…

Fırsat eşitsizliği nedeniyle bir çocuğun ya da gencin kaliteli ve eşit eğitim alma hakkının ellerinden alınması; onun geleceğini çalmaktır.
Ve belki de en sinsi, en yıkıcı olanı umudu çalmak. Zira umudu çalınan bir insan, nefes alır ama yaşayamaz. Sürekli olumsuzluk yayarak, birinin geleceğe olan inancını, hayallerini, çabasını ve yaşam sevincini küçümsemek; onu karamsarlığa sürükler.

Birinin liyakatle hak ettiği bir pozisyonun torpil, ayrımcılık, zorbalık ya da hileyle elinden alınması; emeğini, hayalini ve güvenini gasp etmektir.

Bir ilişkiyi manipülasyonla, ihanetle, duygusal istismarla zehirlemek; sevgiye dayalı bir bağı yalanlarla sürdürmek, duyguların hırsızlığıdır.

Bir sanatçının, yazarın, şairin ya da tasarımcının özgün eserini izinsiz kullanmak ya da taklit etmek onun üretim hakkını çalmaktır.

Doğaya yapılanlar da hırsızlıktır. Ormanların yok edilmesi, su kaynaklarının kirletilmesi ve doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesi; gelecek nesillerin hakkını çalmaktır.

Ve ekranlar…

Ekranlar aracılığıyla insanların dikkatini, huzurunu çalmak. Sosyal medya üzerinden linç kültürü yaymak, bilgi kirliliği oluşturmak, bireyleri sürekli uyarılara maruz bırakmak… Zihinsel sağlığı, odaklanmayı, içsel huzuru çalmaktır.

Bazen, hırsızlık sadece eylemle değil, eylemsizlikle de olur. Sessiz kalmak da bir hırsızlıktır.

Haksızlık karşısında susmak, adaletsizliğe göz yummak; “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” düşüncesiyle zulmü izlemek…

Başkasının hakkına ortak olmaktır.
Hz. Ali (r.a.) şöyle der: “Zulme sessiz kalan, zalim kadar suçludur.”

Dostlar, görünmeyen hırsızlıklar, yalnızca bireyleri değil, toplumun vicdanını da aşındırır.

Bu yüzden, insanın özüne, hakikatine ve varlığına yönelmiş her türlü bu görünmez gasp; yalnızca bir suç değil, en büyük günahlardan biridir.
Bu karanlıkla mücadele etmek, sadece bir görev değil; insan olmanın gereğidir.

Ve bu mücadele, ancak etkin yasalarla, nitelikli bir eğitimle, güçlü bir maneviyatla, canlı bir empatiyle, dürüst ve bilinçli medya desteğiyle mümkündür.

Sahi! Siz hiç hırsızlık yaptınız mı?

Kemal Kahraman 

 

EN BÜYÜK GÜNAH: HIRSIZLIK
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.