HAYATIN EN ZOR SINAVI
Geçen hafta sonu bir sınav gerçekleşti. Gençler sınavda başarıya ulaşmak için ter dökerken, toplum da adeta bir seferberlik ilan edildi. Öğrencilerin sınava en iyi şekilde odaklanabilmesi adına aileler, öğretmenler ve kamu görevlileri büyük bir özveriyle el ele verdi. Herkesin ortak hedefi öğrencilerin imtihanda başarılı olmasıydı.
Dünya, insan için bir sınav yeridir. Allah, kullarını bazen nimet vererek bazen de eksilterek imtihan eder. “Andolsun ki sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!” (Bakara, 2/155) ayeti, insanın başına gelen her olayın hayat sınavının bir parçası olduğunu açıkça ortaya koyar.
Hayat sınavı, birkaç saatlik veya bir günlük değil; doğumdan ölüme kadar süren, geri dönüşü olmayan bir sınavdır. Öğrenciler, yalnızca birkaç saat süren üniversite sınavına hazırlanmak için aylarca, hatta yıllarca her gün düzenli olarak ders çalışıyor; dershaneler, konu tekrarları, deneme sınavları, sabah ezberleri ve akşam etütleri bu sürecin vazgeçilmez parçaları haline geliyor.
Peki, ebedî hayatı belirleyecek olan ahiret sınavına (AS) önemseyerek, bu ciddiyetle hazırlanıyor muyuz?
Üniversite sınavı, kişiye bu dünyada bir meslek kazandırabilir. Ahiret sınavı ise ya ebedî kurtuluş ya da sonsuz pişmanlık getirir. Üniversite sınavı ertelenebilir, telafi edilebilir. Ancak ahiret sınavı sadece bir kez yaşanır ve hiçbir tekrarı ve telafisi yoktur.
Ne yazık ki günümüzde insanlar daha çok maddi başarıları önemsemekte, gerçek başarı olan ahiret sınavını geçmeyi ise geri plana itmektedir. Eğitim, kariyer ve refah peşinde koşarken, asıl ebedî yurda hazırlık unutulmaktadır. Oysa ölüm meleği her an kapıyı çalabilir ve bu sınavın tekrarı yoktur. Bu gerçek, Kur’an’da şu şekilde ifade edilir: “Rabbim! Beni geri gönder, ta ki boşa geçirdiğim ömrü telafi edeyim…” Cevap ise gayet nettir: “Hayır! Bu sadece onun ağzından çıkan bir sözdür.” (Müminun, 23/99-100)
Ahiret sınavının (AS) çalışma alanı dünyadır. Derslerimiz iman, ibadet, ahlak, sabır, şükür, namaz, dürüstlük, kul hakkıdır. Bu sınavdaki başarı; bilgi, iyi niyet, salih amel ve istikrar ile ölçülür. Nasıl ki üniversite sınavında başarı için doğru kaynaklara yönelmek gerekiyorsa, ahiret sınavı için de en sağlam ve en güvenilir kaynaklar olan Kur’an, sünnet ve ehli beyt’e yönelmek gerekir. Ne kadar çok çalışırsan, o kadar çok soruyu doğru cevaplarsın; ne kadar çok salih amel işlersen, o kadar cennete yaklaşırsın.
Üniversite sınavına hazırlanan gençler nasıl ki gereksiz ve faydasız arkadaşlardan ve zararlı alışkanlıklardan uzak durup vaktini kıymetli kullanıyorsa, bizler de günahtan, gafletten ve bütün kötülerden ve kötülüklerden uzak durarak zamanımızı Allah’a yakınlaşmaya vesile olacak ilim ve ibadetlerle değerlendirmeliyiz. Çünkü bu imtihanın gözetmeni meleklerdir, sonuç açıklama günü ise mahşerdir ve herkes kendi kâğıdıyla baş başa kalacaktır. Ömür, cevabı ahirette okunacak bir imtihan kâğıdıdır. Sorular gayet açık, cevaplar ise niyetle yazılır.
Ahiret sınavı, kimsenin kopya ver(e)meyeceği tek sınavdır. Bu sınavda kopya çekilmez, torpil geçilmez. Başkasının yerine sınava girmek mümkün değildir. “Bugün kimse kimsenin yükünü taşımaz.” (Fatır, 18) İmtihan kâğıdını doğru cevaplar(salih ameller) ile doldurmak gerekir; kim bilir belki teslim vakti çok yakındır.
Birçok insan, dünyadaki sınavlara büyük önem verirken, ahiret sınavını ‘’uzak’’, ‘’vakit var’’ ya da ‘’sonra çalışırım’’ düşüncesiyle ihmal eder. Fakat hayatın gerçek yüzü olan ölüm ansızın karşımıza çıkabilir ve ebedî sınavın kapısı açılabilir. Bu yüzden Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurur: “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.”
Hz. Ali’nin (r.a.) “Bugün amel var, hesap yok. Yarın hesap var, amel yok.” sözü, tekrar ve telafisi olmayan ahiret sınavını ciddiyetle ele almamız gerektiğinin veciz ifadesidir.
Dostlar! her insan bu fani dünyada bir misafir, garip bir yolcu ve sınava tabi bir kuldur. Hepimiz, kısa bir yolculuğun sonunda sonsuz bir yurdun eşiğinde bekleyen kullarız. Üniversite sınavı (YKS), elbette ki önemli bir dönemeçtir ve geçici bir başarı getirebilir; ama asıl sınav, ebedi hayatımızı belirleyecek olan ahiret sınavı (AS)dır.
Bu nedenle Müslüman, geçici başarıların peşinde koşarken asıl gaye olan Allah’ın rızasını kazanmayı, cemaline nail olmayı ve cenneti elde etmeyi unutmamalıdır. Hayatta karşımıza çıkan her nimet bir şükür vesilesi, her sıkıntı ise sabırla kazanılacak bir derecedir.
Geliniz, dünyaya gönlümüzü kaptırmadan, her anın bir imtihan olduğunu bilerek, hayatı anlamlı kılalım. Çünkü gerçek başarı, yalnızca bu dünyanın değil, sonsuzluğun kazancıdır.
Haydi, o zaman, sınav salonundan yüz akıyla çıkmak için AHİRET SINAVINA (AS) en iyi şekilde hazırlanalım.
Sahi! ‘Asıl Sınava’ iyi hazırlanıyor musunuz?
Kemal Kahraman
23.06.2025

Gerçek tevazu sahibi olmak dileğiyle, elinize ağzınıza sağlık, Allah ‘a emanet olun