Kemal Kahraman
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Zarafetin Unutulan Dili

Zarafetin Unutulan Dili

featured

ZARAFETİN UNUTULAN DİLİ

 

Hayat, iz bırakmaktır. Fakat bu izin zarafetle mi, hoyratlıkla mı oluşacağı bize bağlıdır. İnsan, ömrü boyunca nice yollardan geçer, nice insanla tanışır. Her yolculukta geride bıraktığımız iz, bir tebessüm de olabilir, bir kırgınlık da.

Bir kalbi onarmak, kırmaktan çok daha değerlidir. En son ne zaman bir gönül kazandınız?

Nezaket, kalpler arasında bir köprüdür; aynı zamanda yüksek bir ahlakın ve güçlü bir imanın yansımasıdır. Selam vermek, paylaşmak, teşekkür etmek, özür dilemek… Küçük görünen ama güçlü bir kişiliği yansıtan davranışlardır. Bir fikre katılmasak bile, saygıyla dinlemek ve yapıcı bir üslupla konuşmak profesyonel zarafetin özüdür.

İslam, sadece ibadetlerle değil; duygularımızla, davranışlarımızla, ses tonumuzla, bakışımızla da ölçülür. Gönül kırmaktan kaçınmak ise hem nezaket hem de erdemin en güzel göstergesidir.

Kalbi ince olanın dili yumuşak, sözü ölçülü, bakışı merhametli olur. Çünkü zarafet; iç değerin, erdemin ve hikmetin dışa yansımasıdır. Konfüçyüs der ki: “Erdemli kişi, asla intikam peşinde değildir.” Hz. Ali ise bu inceliği şöyle tamamlar: “İnsanın değeri, dilinin altında gizlidir.”

Peygamberimiz ve onu izleyenlerin hayatı baştanbaşa tevazu ve zarafetle doludur. Taif yolculuğu bunun en çarpıcı örneğidir. Ayakları kanlar içinde kalmışken bile, onu taşlayanlara beddua etmemiş; “Belki onların soyundan Allah’a kulluk edecek bir nesil gelir” diyerek merhametini ortaya koymuştur.

Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurur: “Din kardeşini güler yüzle karşılamaktan ibaret bile olsa hiçbir iyiliği küçümseme.” Yine buyurmuştur ki: “Güler yüz sadakadır.” Tebessüm eden yüz, iç huzurun aynasıdır. Çünkü zarafet, gönlün sükûnetiyle, kadere rıza ile Allah’a teslimiyetle başlar.

Nezaket, günümüzün en sessiz kayıplarından biri. Sosyal medya artık fikirlerin değil, hakaretlerin yarıştığı bir yer. Pek çok kişi, bir yorumun altına hakaret yazmayı sıradanlaştırdı. Oysa bir ‘farklı düşünüyorum ama saygı duyuyorum’ cümlesi, dijital kibarlığın en güzel örneği olabilir. Trafikte sabır azaldı, evde empati eksildi ve toplumda anlayış kaybolmaya yüz tuttu.

İslam, sadece zarar vermemeyi değil; hakkı gözetmeyi, iyiliği yaymayı ve güzelliği yaşatmayı da öğütler. Özellikle konuşma üslubumuzda zarafet büyük önem taşır. Kur’an şöyle buyurur: “Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, bağırarak konuşan eşeğin sesidir.” (Lokmân, 31/19)

Kalabalıkta yer vermek ya da sessiz yolculuk etmek, toplumsal nezaketin sade ve etkili örnekleridir. Zarafet, yürüyüşte, infakta, hatta ibadette bile kendini gösterir. Kibirli bir yürüyüş, zarafetin zıddıdır. Kur’an şöyle uyarır: “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme!” (İsrâ, 17/37)

Bugün en çok unutulan erdemlerden biri özür dilemenin inceliğidir. Oysa bir “özür dilerim” demek, yılların küskünlüğünü silebilir. “Hakkını helal et” demek, kırgın kalpleri onarabilir.

Nezaket kurallarından biri de, verdiği nimetlerden dolayı Allah’a hamd etmek; insanların yaptığı iyiliklere teşekkür etmektir. Zira Allah’a hamd etmek bir kulluk borcu; insanlara teşekkür etmek de insanlık borcudur.

İslam’da sadaka vermede bile zarafet gözetilir. Verilen şey başa kakılmaz. Gizli verilir, hatta teşekkür edilir. Çünkü inciterek yapılan bir yardım, zarafeti bozar.

Kur’an şöyle buyurur: “Güzel bir söz ve bağışlama, ardından incitme gelen bir sadakadan daha hayırlıdır.” (Bakara, 2/263)

Aynı şekilde ibadetlerimizde de zarafet önemlidir. Resûlullah (s.a.s.), hızlıca kılınan bir namazı görünce şöyle buyurmuştur: “Bu namaz olmadı.”

Aile sevgi ve merhamet temeli üzerine kurulur. Müslüman evi, kavganın değil; huzurun, anlayışın, fedakârlığın, paylaşmanın ve gönül almanın yaşandığı bir yerdir. Bir tartışmada susmak, aile içi letafetin en güçlü ifadesidir.

Bu anlayış, toplumun her alanında yayılmalıdır. Çünkü huzurlu bir toplum, zarif bireylerle mümkündür. Herkesin birbirini yargıladığı değil, anlayışla yaklaştığı; anlamaya çalıştığı ve hataların affedildiği bir toplum…

Kapıyı çalmadan önce düşünmek, sessiz yaşamak; komşulukta zarafetin sessiz hâlidir.

Tolstoy şöyle der: “Sadelik, iyilik ve doğruluk olmayan yerde büyüklük yoktur.” Gerçek zarafet, tevazu ile başlar. Çünkü tevazu, insanın içindeki en derin asalettir.

Nezaket, imanın bir yansımasıdır. Bazen bir gönül almak, yüz rekât nafile namazdan daha hayırlı olabilir. Bir gönlü yıkmak, Kâbe’yi yıkmaktan beterdir. Çünkü gönül, Allah’ın nazar ettiği yerdir.

Paulo Coelho der ki: “Zarafet yüzeysel bir şey değildir; insanlığın hayatı ve yapılan işi saygın kılmak için bulduğu yoldur.” Bu söz, zarafetin sadece dış görünüş değil, bir yaşam duruşu olduğunu gösterir.

Bugün, bir gönlü onarın. Bir tebessüm, bir iz bırakın. Çünkü zarafet, sessizce yaşanır ama kalplerde gürültüyle hatırlanır.

Peki, siz bu yarışta kalplerde nasıl bir iz bırakmak istiyorsunuz?

 

Kemal Kahraman

Zarafetin Unutulan Dili
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.