“GAP İlleri yeni sanayi master planında öncelikli olarak yer almalı”
Mardin TSO Başkanı Hatip Çelik, GAP illerinin yeni sanayi alanları master planına dahil edilmemesinin bölgedeki üretim dengesinin batıya kaydıracağı ve bölgenin yeniden göç veren bir yapıya sürükleneceği uyarısı yaptı. Başkan Çelik, “GAP illerinin sanayi master planında açık ve somut bir şekilde gözetilmelidir” dedi.
Mardin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hatip Çelik, düzenlediği basın toplantısında hem 6’ncı gününe giren İran merkezli savaş hem de yeni sanayi alanları master planı kapsamında GAP illerinin kapsam dışında bırakılmasıyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. İran’daki çatışmaların bir an önce bitmesini temenni ettiklerini ifade eden Hatip Çelik, çatışmaların Mardin’in ihracat ve lojistik hattını doğrudan etkilediğini belirtti. Yeni Mega Endüstri Bölge kararında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun gözetilmemesinin ise bölgeler arası kalkınmışlık farkını daha da derinleştireceği uyarısı yapan Çelik, “Yeni sanayi alanları master planında GAP illeri açık ve somut biçimde gözetilmelidir. Aksi halde üretim dengesi batıya kayarken, bölge bir kez daha göç veren, emeğini ve sermayesini dışarıya kaptıran bir coğrafyaya dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle teşvikte 5. ve 6. Bölge illeri “Mega Endüstri Bölge” kapsamına alınarak, ayrıca özel kalkınma projeleri geliştirilmelidir” dedi.
“Bir an önce kalıcı barış tesis edilmelidir”
İran savaşının bir an önce sona ermesi ve bölgede kalıcı barışın tesis edilmesinin en önemli temennileri olduğunu ifade eden Hatip Çelik, çatışmaların; Mardin, bölge ve Türkiye için ciddi ve çok boyutlu etkiler oluşturduğunu dile getirdi. Başkan Çelik, “Aynı coğrafyayı, aynı tarihi ve kültürel bağları paylaştığımız komşumuz İran’da, üstelik Ramazan ayında yaşanan bu savaş; yalnızca siyasi ve ekonomik değil, inançsal ve kültürel açıdan da bizleri derinden sarsmış, toplum vicdanında büyük bir rahatsızlık oluşturmuştur. İslam coğrafyasının huzur ve istikrara en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde bu çatışmaların yaşanması kabul edilemez bir tablo ortaya koymaktadır. Temennimiz, bu savaşın bir an önce sona ermesi ve bölgemizde kalıcı barışın tesis edilmesidir” dedi,
“Bizler, istikrarın hâkim olduğu bir coğrafya istiyoruz”
İran’ın son dönemde Mardin ihracatında yükselen bir pazar haline gelindiğini ifade eden Hatip Çelik, özellikle lojistik sektörünün İran hattında ve İran üzerinden Türk Cumhuriyetleri’ne uzanan ticaret ağında önemli bir ivme yakaladığını anımsattı. Bu savaşın uzamasının hem Mardinli ihracatçıları hem lojistik sektörünü hem de sınır ticaretine dayalı birçok işletmeyi olumsuz etkileyeceğini ifade eden Başkan Çelik, “Son yıllarda Suriye’de yaşanan çatışmaların ardından şimdi de İran’da süregelen savaş, bölgemizin adeta krizlerle sınandığı bir sürece dönüştüğünü göstermektedir. Bu tablo, ülkemizi ve bölgemizi ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan olumsuz etkilemektedir. Bizler, istikrarın, barışın ve ticaretin hâkim olduğu bir coğrafya istiyoruz; çünkü bölgesel huzur, ekonomik kalkınmanın en temel şartıdır” diye konuştu.
“GAP’ın planında yer almaması bölgesel eşitsizliği derinleştirecek”
Sanayi Alanları Master Planı kapsamında 13 ilde toplam 59 bin hektarlık alanda 16 “Mega Endüstriyel Bölge” kurulması kararı, 16 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdiğini anımsatan Başkan Çelik konuyla ilgili şöyle devam etti: “Planın amacı, sanayi yükünü Marmara’dan iç kesimlere kaydırmak, yeni bir üretim kuşağı oluşturmak ve bölgeler arası gelişmişlik farkını azaltmak olarak açıklandı. Bölge illeri olarak bu kararın yeniden gözden geçirilmesini talep etmekteyiz. İtirazımızın temel nedeni ise Yeni Mega Endüstri Bölgelerinin büyük ölçüde İç Anadolu hattında kümelendirilmesi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun bir kez daha üretim planlamasının dışında bırakılmasıdır. Bu durum yalnızca bölgesel eşitsizliği derinleştirmekle kalmayacak, göçü hızlandıracak, tarımı zayıflatacak ve yeni ticaret eksenini ıskalama riskini doğuracaktır.”
“Teşvik sistemi kalkınmışlık farkını gidermede yetersiz kaldı”
Sanayi Alanları Master Planı ile Güneydoğu Anadolu’nun yalnız sanayi yatırımı almadığı gibi kendi bölgesindeki fabrikaların taşınması gibi bir durumla karşı karşıya kalacağı uyarısı yapan Başkan Çelik, bölgeye uygulanan teşvik sisteminin de bölgeler arası kalkınmışlık farkını kapatmada yetersiz kaldığını belirtti. Yeni sürecin yalnızca üretim kapasitesinin azalmasına değil, nitelikli iş gücünün ve yerel sermayenin başka merkezlere yönelmesine yol açarak yeni bir emek ve sermaye göçünü tetikleyeceğini ifade eden Çelik, “Bugüne kadar çıkarılan ve temel amacı bölgeler arası kalkınmışlık farkını gidermek olan teşvik politikalarının 2002-2024 yılı arası uygulama sonuçlarına baktığımızda 8 ilin içinde yer olduğu 1. Bölge % 41 pay alırken, 16 ilin içinde olduğu 6. Bölge toplam % 5 oranında pay aldığını görüyoruz. Ayrıca 21 ilin içinde olduğu 1 ve 2 Bölge % 61 oranında pay alırken 29 ilin içinde olduğu 5 ve 6. Bölge’ye % 10 civarında pay almıştır. Bu da bize göstermektedir ki mevcut teşvik uygulamaları bölgeler arası kalkınmışlık farkının daha fazla açılmasına sebep olmuş ve bu çerçevede bölgeden 1 ve 2. Bölge illerine yoğun bir şekilde beyin, emek ve sermaye göçü yaşanmıştır” dedi.
Mega Endüstriyel Bölge kurulması kararının yeniden gözden geçirilerek düzeltilme yapılması ile ilgili önerilerini sıralayan Hatip Çelik, şunları söyledi: “Plan savunulurken deprem riski öne çıkarılıyor. Ancak Doğu ve Güneydoğu’daki Diyarbakır, Şırnak, Batman, Ağrı, Iğdır, Kars 2’nci, Şanlıurfa ve Mardin ise 3. derece deprem kuşağında yer alırken, Mega Endüstri Bölgesi ilan edilen Amasya ve Kırşehir 1’inci, Eskişehir 2’nci, Kastamonu, Kayseri, Konya, Nevşehir ve Yozgat 3’üncü kuşakta bulunmaktadır. Deprem gerçeği elbette dikkate alınmalı. Fakat deprem, tek başına bölgesel planlamayı belirleyen kriter olamaz. Türkiye’nin büyük bölümü farklı derecelerde deprem kuşağındadır.”
Yeni ticaret ekseni Orta Doğu’dur
Ayrıca Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin dış ticaretinde önemli bir yer tutuğunu kaydeden Başkan Çelik, “AB ülkelerinin başta Hindistan olmak üzere bazı ülkelerle yapmış olduğu Serbest Ticaret Anlaşmaları bu pazarın süreç içerisinde Türkiye’nin önüne yeni pazarlara açılma zorunluluğu getirmektedir. Irak ve Suriye, Doğu ve Güneydoğu illerimiz için önemli bir pazar olup bu illerde sanayi alt yapısının güçlendirilmesi gerekir. Özellikle Suriye iç savaşı sonrası inşa sürecinde Türkiye’nin rolünü göz önüne alırsak çok önemli bir pazar olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca Suriye, Irak ile coğrafi yakınlık ve aynı ortak dili (Türkçe, Kürtçe, Arapça) kullanmamız göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir. Bölge illerinin Habur ve Nusaybin sınır kapılarına mesafeleri kısa olmakla beraber bölge illerinin Irak ve Suriye ihracatları toplam ihracatlarının yaklaşık % 50’sini oluşturmaktadır” dedi.
GAP Bölgesinde tarım ve hayvancılığın önemli bir potansiyele sahip olduğunu anımsatan Başkan Çelik, “Bölge illerimiz tarımsal üretimin pek çok kaleminde Türkiye genelinde ilk 10 arasında yer alıyor. Ayrıca hayvan sayısı bakımından değerlendirildiğinde; küçükbaş hayvancılıkta Türkiye’de ilk 10 il arasında yer alan illerin 5’i, büyükbaş hayvancılıkta ise ilk 20 il arasında bulunan illerin 5’i bölge illerinden oluşmaktadır. Bölgedeki genç nüfusun sanayi bölgesine göç etmesiyle tarım ve hayvancılık, bölgede önemli bir şekilde sekteye uğrayacaktır” diye konuştu.
GAP illeri limanlara erişimde avantajlı konumdalar
GAP Bölgesi’ndeki illerin limanlarla olan mesafelerinin de avantajlı konumda olduğunu ifade eden Hatip Çelik, şöyle konuştu: “Limandan yapılan ihracat konumlarına baktığımızda Bölge illeri ile Endüstri illerinin mesafelerine baktığımızda çok fark olmadığını görebiliyoruz. İskenderun Limanını baz aldığımızda Adıyaman 314 km, Şanlıurfa 331 km, Diyarbakır 514 km, Mardin 526 km, Batman 605 km mesafede yer alıyor. Ayrıca sanayide genç ve nitelikli eleman en önemli ihtiyaçlardan birisidir. Karşılaştırma yaptığımızda Bölgenin doğum/doğurganlık hızı, genç ve ortalama yaş aralığı Endüstri illerindeki verilere oranla daha avantajlı durumdadır.”
“Bölgeler arası gelişmişlik farkı göçle kapanmaz”
Sanayinin coğrafi dağılımı yalnızca üretim meselesi olmadığını aynı zamanda nüfus hareketlerini, ticaret eksenini ve ekonomik dengeleri belirlediğini ifade eden Hatip Çelik, “Eğitim, sağlık, ulaşım, altyapı, üstyapı, sosyal ve kültürel yaşamın şekillenmesinde doğrudan etkili olur. Bölgeler arası gelişmişlik farkı göçle kapanmaz. Eğer yeni ticaret eksenimiz Irak ve Suriye ise, sanayi stratejisi de bu gerçeğe göre şekillenmelidir. Bölge, genç nüfus potansiyeli, tarım ve hayvancılık altyapısı ve sınır ticareti avantajıyla üretime entegre edilmelidir. Bu plan, eşit kalkınma iddiası taşısa da mevcut haliyle Doğu ve Güneydoğu’yu yeniden dışlama riski barındırmaktadır” dedi.
