Sadioğlu Ailesinden Anlamlı Çağrı: “Taziye Yemeği Yerine Gazze’ye Yardım Edelim”
Mardin’in Artuklu ilçesinde vefat eden Sadioğlu ailesine mensup Şerafettin Ersöz’ün yakınları, taziye yemeği veya Çörek vermek yerine topladıkları yardımı Gazze için bağışladı. İmam Abdullatif Bilgin, taziye yemeklerinin israfa yol açtığını belirterek, bu kararın örnek teşkil ettiğini ifade etti.
Mardin’in Artuklu ilçesinde vefat eden ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) ‘in sütannesi Halime’tül el Sadi soyundan gelen Sadioğlu ailesine (Beyt Sadiye) mensup merhum Şerafettin Ersöz’ün yakınları, bölgede taziye yemeği geleneğini kaldırılması üzerine anlamlı bir karara imza attı.
Taziye yemeği için ayrılan para işgal rejimi tarafından soykırıma maruz bırakılan Gazze’deki Müslümanlara ve oradaki hastalarının tedavisinde kullanılması için bağışladı.
Mardin’de üç gün önce vefat eden Sadioğlu Ailesi’ne mensup emekli polis memuru Şerafettin Ersöz için bugün Nuhoğlu Taziye Evinde düzenlenen mevlit programında, Nuhoğlu Camisi İmamı Abdullatif Bilgin önemli mesajlar verdi. Bilgin, hem taziye ve mevlit geleneğine dair hatırlatmalarda bulundu hem de taziye harcamalarının, Filistin ve Gazze’deki mazlumlara yardım amaçlı yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“ÇÖREKLERİ KİMSE YEMİYOR, BU MASRAFI GAZZE’YE GÖNDERELİM”
İmam Abdullatif Bilgin konuşmasında, merhum Şerafettin Ersöz için Allah’tan rahmet dileyerek sözlerine başladı:
“Öncelikle vefat eden Şerafettin Ersöz Beyefendi’ye Allah’tan rahmet diliyorum. Son günlerinde çektiği sıkıntıları, muhakkak ki rahmete dönüştürür. Allah gayretlerini kabul etsin.”
Bilgin, taziye sürecinde sıkça yapılan ikramların çoğu zaman israf boyutuna vardığına dikkat çekerek, özellikle Çörek ikramlarının cami çevresinde yarım bırakılmış şekilde kaldığını ifade etti:
“Siz Çörek yapıyorsunuz ama Çöreği kimse yemiyor aslında. Maalesef camimizin etrafında her yerde Çörekler, yarım yenmiş parçalar halinde görüyoruz. Alanlar da aslında yemiyorlar. Eskiden insanların maddi durumu sıkıntılıyken çöreğin çok kıymeti vardı, ama şimdi değil.”
Çörek ve benzeri ikramlara harcanan paranın Filistin ve Gazze’deki mazlumlara yönlendirilmesi çağrısında bulunan Bilgin, Ersöz ailesine hitaben şunları söyledi:
“Özellikle Ersöz ailesine, evlatlarına, yeğenlerine, kardeşlerine dedik ki; şu an Filistin’de, Gazze’de insanlar aç, susuz ve kış. Barınakları, çadırları, battaniyeleri, ısınma malzemeleri, kışlık elbiseleri yok. Yapacağınız veya alacağınız poğaçanın maliyetini, ne istiyorsanız, oraya ulaştırmak niyetiyle gönderin.”
Bilgin, ailenin bu çağrıya olumlu yanıt verdiğini belirterek, Uluslararası Kalkınma ve Dayanışma Derneği’ne belli bir miktar yardım aktarıldığını, makbuz ve teslim belgelerinin de aileye ulaştırıldığını kaydetti.
“KIRKI, YEDİSİ, SENELİĞİ DİYE BİR MEVLİT YOK; SÜNNET OLAN ÜÇ GÜNLÜK TAZİYEDİR”
Konuşmasında toplumda yaygın olarak uygulanan bazı taziye ve mevlit alışkanlıklarına da değinen İmam Bilgin, bunların dini açıdan zorunlu olmadığını vurguladı:
“Yanlış anlaşılmasın; kırkında mevlit yapılıyor, senesinde mevlit yapılıyor. O mevlitlere gerek yok. O masrafları oraya gönderelim. Kırkı, yedisi, haftalığı, seneliği diye bir mevlit yok. Allah rızası için, lütfen… Vefat eden için üç gün taziye vardır. Peygamber Efendimiz’in üç gün taziyesi vardır. Sünnet olan budur. Üç günden sonrası yok. Şu anda yaptığımız gibi bir mevlit ortamı aslında yok.”
Bilgin, bazı ailelerin üçüncü günde “final”, “hacet namazı” ve özel mevlit programları yaptığını, bunların da dinî bir zorunluluk olmadığını söyleyerek, “Kim darılırsa darılsın, bu hakikattir.” sözleriyle gelenekle dinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini dile getirdi.
“ÖLÜM ACIDIR AMA İSYAN DEĞİL, SABIR VE RIZA GEREKİR”
Ölümün her yaşta ağır bir imtihan olduğunu hatırlatan Bilgin, sabır ve tevekkül çağrısında bulundu:
“Bütün ölümler acıklıdır. Göz ağlar, kalp hüzünlenir. En yaşlısından en gencine kadar tüm ölümler acıdır. Ama ölüm bir ayrılıktır ve ‘İnna lillahi ve inna ileyhi raciun’ gerçeğiyle yaşarız. Allah bizi bu dünyaya gönderiyor, gönderirken gülüyoruz, eğleniyoruz. Ölünce ağlıyoruz; elbette ağlayacağız ama isyan ederek değil. ‘Allah verdi, Allah aldı’ diyerek sabır ve rıza ile karşılamamız gerekir.”
Bilgin, hayatın ve ölümün yazılı bir kader olduğunu, önemli olanın imanla son nefes verebilmek olduğunu vurguladı.
“BU SADECE ERSÖZ AİLESİ İÇİN DEĞİL, HEPİMİZ İÇİN BİR ÇAĞRI”
İmam Abdullatif Bilgin, taziye ve yardım konusundaki bu hassasiyetin yalnızca Ersöz ailesine yönelik olmadığını, tüm toplum için bir çağrı olduğunu belirtti:
“Bu sadece bu aile için geçerli değil. Bugün burada böyle yapıp yarın gidip tersini yaparsak bu olmaz. Bir daha böyle bir şey olmayacak. Herkes bu şekilde bir katkı sunmaya çalışsın, biz de yardımcı olmaya çalışacağız.”
Bilgin, dernek üzerinden gönderilen yardımın makbuzunun da aileye iletildiğini, böylece “Acaba ulaştı mı, ulaşmadı mı?” şeklinde bir tereddüdün kalmaması gerektiğini ifade ederek, “Allah hepinizden razı olsun. Âmin.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
YEĞENİ SADETTİN ERSÖZ’DEN TEŞEKKÜR
Taziye programına katılan merhumun yeğeni Sadettin Ersöz, Nuhoğlu Taziye Evi’ne gelerek, telefon açarak aileyi yalnız bırakmayan acımızı paylaşan tüm dost, akraba ve sevenlere teşekkür etti. Ersöz, bu zor süreçte gösterilen ilgi ve desteğin kendileri için çok kıymetli olduğunu ifade etti.
