Atmosferin Yankısı-Dengvedana Derûdorê” sergisi sanatseverlerle buluşacak
Bugüne kadar bir çok sergiye katılan ve uzun bir aradan sonra Mardin’de yeniden sergi açacak olan Ressam Mehmet Çeper, sanatseverlerle buluşacak olmanın heyecanı içerisinde olduğunu söyledi.
Mehmet Çeper Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Mezunu (2003) Toplumsal sorunlara ilgisi fazla olan Çeper, bu sorunların sahip olduğu makro-buyrukçu dilin tüm argümanlarını “bir olmayışın diliyle” eleştirip sorgular ve bu yapıları sorgularken de “bir oluşun hiçliğiyle” yapıbozuma uğratan bir düşünceyi benimser. Çeper bu durumu estetik rejimin içinde “ bir suç ortaklığı” arayışı olarak tanımlar.
Sergi tarihçesini 2007 yılında katıldığı “Sen ne sanıyorsun” Kızıltepe’de başlatır. Sonraları “Yer Olmayan- DEPO” İstanbul’da sergiye katılır. Sanatçı “1. Mardin Bienali-2010” memleketi Mardin’de sanatseverlerle buluşur.
Bugüne kadar 50’yi aşkın sergiye katılan Çeper, en son 2025’te İstanbul’da “Animal Life-Tokatlayan Han” sergiye katılmıştı.
Sanatçı Çeper Yine Mardin’de
Yıllar sonra memleketi Mardin’de resim severlerle buluşacak olmanın heyecanı içerisinde olduğunu belirten Çeper, ziyaretçilerini ve sanat dostlarını beklediklerini belirtti.
Bu kez “Atmosferin Yankısı-Dengvedana Derûdorê” adlı sergisiyle sanatseverlerle buluşacak olan Çeper, Atmosferi şöyle tanımlamaktadır:
Atmosfer, yalnızca çevremizi kuşatan fiziksel bir alan değil; aynı zamanda belleğin, duygunun, düşüncenin ve toplumsal gerilimlerin dolaşıma girdiği görünmez bir katmandır. İçinde yaşadığımız coğrafyanın kültürel hafızası, gündelik hayatın ritimleri, sessizlikleri, kırılmaları ve politik yükleri, bireysel deneyimin ötesine geçerek duyusal bir alan üretir. Bu alan, zamanla bedenin içinde iz bırakan bir yankıya dönüşür.
Serginin Teması
Serginin ana temasını Sanatçı Çeper, “Bu sergide yer alan işler, tam da bu yankının izini sürer. Atmosferle kurulan temas, yalnızca görsel bir deneyim değil; düşünsel, duygusal ve politik bir karşılaşma biçimi olarak ele alınır. Duygular, düşünce filtresinden geçerek estetik bir dile dönüşürken; form, yüzey ve malzeme de bu dönüşümün taşıyıcısı haline gelir. Böylece her iş, görünmeyen akışların somut bir forma büründüğü bir eşik yaratır.” Sözleriyle açıkladı.
‘Atmosfer edilgen değil canlı bir varoluştur’
Atmosfer burada edilgen bir çevre değil; insanı biçimlendiren, dönüştüren ve onunla birlikte hareket eden canlı bir varoluş alanıdır. Kültürel kodlar, toplumsal hafıza ve politik gerilimler, gündelik yaşamın en sıradan anlarında dahi hissedilen görünmez enerjiler olarak üretimlerin içine sızar. İşler, bu nedenle yalnızca bireysel bir ifade alanı değil; aynı zamanda toplumsal olanın duyusal izlerini taşıyan katmanlı yapılardır.
Sergi, görünür olan ile görünmeyen arasındaki ilişkiyi araştırırken, atmosferi estetik bir mesele olmanın ötesinde politik bir deneyim olarak düşünür. Çünkü her atmosfer, içinde bulunduğu çağın duygusal ve ideolojik yoğunluğunu taşır. Bu yoğunluk bazen bir yüzeyde, bazen bir boşlukta, bazen de bir sessizlikte kendini açığa çıkarır. Üretimler ise bu titreşimleri görünür kılmaya çalışır; duygu ile düşünce, bireysel hafıza ile kolektif deneyim arasında yeni temas alanları kurar.
Böylece sergi, atmosferi yalnızca hissedilen bir çevre olarak değil; beden, hafıza ve politik düşünce arasında sürekli dolaşan bir oluş hali olarak ele alır. Her iş, bu dolaşımın estetik bir izi; görünmeyen ilişkilerin, kültürel yankıların ve duygusal akışların maddi bir karşılığıdır.
Sergi, 14 Mayıs- 7 Haziran tarihleri arasında ziyaretçilere açık olacak.
