Abdurrahman el-Hamidi Düzenlenen Çalıştay İle MAÜ’de Anıldı
Mardin Artuklu Üniversitesinin ev sahipliğinde, kentin ilim ve irfan hafızasında yer edinen Hamidi ailesinin tarihi rolünün ele alındığı “Hamidi Çalıştayı” düzenlendi.
Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Edebiyat Fakültesi, Arap Dili ve Edebiyatı Topluluğu ile es-Seyyid Şeyh Abdurrahman Efendi Vakfı iş birliğiyle düzenlenen “Mardin’in İlim ve İrfan Hafızası: Hamidiler ve es-Seyyid eş-Şeyh Abdurrahman el-Hamidi Çalıştayı”, MAÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özcoşar’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştaya ayrıca Hamidi ailesi adına Muhammed Şah Hamidi ve es-Seyyid Şeyh Abdurrahman Efendi Vakfı adına Muhammed Sadık Hamidi de katıldı.
Üniversite yerleşkesindeki Merkezi Derslik Salonunda gerçekleştirilen çalıştayda, Mardin’in tarihsel kimliğini dokuyan ilmi ve tasavvufi birikimin gün yüzüne çıkarılması ve Hamidi ailesinin bölgedeki sosyal uzlaşıdaki payı ortaya konuldu.
Rektör Özcoşar: “Biz kendi ruhumuzu kendi geleneğimizden, medresemizden almak zorundayız”
Açılış konuşmasında Mardinli şahsiyetler arasında kendisini en çok etkileyen kişinin es-Seyyid eş-Şeyh Abdurrahman el-Hamidi olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. İbrahim Özcoşar, “19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarındaki Sultan 2. Abdülhamid’in dönemindeki en önemli isimlerinden biri olan Şeyh Abdurrahman Hamidi, bu coğrafyaya ruh katan bir ilim, irfan, hikmet insanıdır” dedi. Rektör Özcoşar ayrıca ilim, irfan, hikmet kavramları üzerinden bilimin ve akademinin yeniden şekillenmesi gerektiğinin de altını çizerek “Bize Newton fiziği, kuantum fiziği bilgiyi verir, maddeyi verir ama buna mana katmaz, ruh katamaz. Biz kendi ruhumuzu kendi geleneğimizden, medresemizden almak zorundayız. Bizim dilimiz belki modern akademinin, modern bilimin dili olabilir ama bizim ruhumuz eğer bu coğrafyaya katkı sunmak ve bu coğrafyayı geliştirmek istiyorsak kesinlikle Şeyh Abdurrahman Hamidi’nin ve medrese geleneğinin dili olmak zorundadır” şeklinde konuştu.
“Kanaat önderi olarak tanımlayabileceğimiz bir ailedir Hamidi ailesi”
Rektör Özcoşar, 19. yüzyıldaki artan etnik ve dini kutuplaşma sürecinde Hamidi ailesinin sergilediği bütünleştirici tavra vurgu yaparak “Bu dönemde bazı isimler aslında geleneksel uzlaşıyı devam ettirmeye yönelik inanılmaz bir çaba içine giriyorlar. Mardin’de bu çabanın adı Hamidi ailesi. Ailenin Arap olduklarını biliyoruz. Hazreti Hüseyin’e dayanan bir şecerenin bilgisi var bizde. Ama toplumsal anlamda değerlendirdiğimizde Arapların da çok rahat kabul ettiği, Kürtlerin de çok rahat kabul ettiği, şehirlinin de çok rahat kabul ettiği, aşiretlerin de çok rahat kabul ettiği, tanıdığı, saygı duyduğu, Süryaniler açısından çok ayrı bir önemi var. Biliyorsunuz halen o çatışma dönemlerinde kendilerini koruyan Müslüman aile olarak yad ederler Hamidi ailesini. Bugün ‘Kanaat önderi’ ifadesini kullanıyoruz. Bence çok kullanılan ama içi boşaltılan, anlamsızlaştırılan bir kavramdır bu. Ancak geleneksel anlamda tam olarak bu coğrafyanın kanaat önderi olarak tanımlayabileceğimiz bir ailedir Hamidi ailesi” ifadelerine yer verdi.
Gemi: “Sadece İlmi Bir Yuva Değil, Uzlaşının Denge Unsuru”
Çalıştayın Düzenleme Kurulu adına konuşan Prof. Dr. Ahmet Gemi, tarihsel süreçte bölgenin zorlu dönemlerinde Hamidi ailesinin ilmi birer yuva olmanın ötesine geçerek toplumsal barışın ve sosyal uzlaşının tesisi hususunda kritik bir rol oynadığını kaydetti. Gemi ayrıca, “Düzenleme kurulu olarak bu çalıştaydaki temel amacımız aileye ve Şeyh Abdurrahman’a ait eserleri, menkıbe, şahsi mektupları, icazetnameleri ve arşiv belgelerini akademik bir süzgeçten geçirerek somutlaştırmak ve kaybolmaktan kurtararak kalıcı birer bilimsel kaynağa dönüştürmektir” şeklinde konuştu.
Hamidi: “Bu etkinlik medrese ile akademi arasında kurulan disiplinler arası köprü”
Çalıştayda es-Seyyid Şeyh Abdurrahman Efendi Vakfı adına konuşan Muhammed Sadık Hamidi ise Hamidi ailesinin Kadim Mardin’in kent hafızasını oluşturan en köklü ailelerinden olduğunu vurgulayarak “Mardin Artuklu Üniversitesi’nin ahlak, bilgi, üretim mottosuyla düzenlenen bu etkinlik, medrese ile akademinin müfredatını, öğretme süreçlerini ve gelecek vizyonunu harmanlayan çok kıymetli bir disiplinler arası köprüdür. Osmanlı arşiv belgelerinden şeriye sicillerine, ailemizin sandıklarında saklanan icazetnamelerden şahsi mektuplara kadar kulaktan kulağa yayılan kültürel hafızayı akademik bir zeminde tescillemek, Şeyh Abdurrahman El-Hamidi’nin bıraktığı manevi ve ilmi mirası kaybolmaktan kurtaracaktır” dedi.
Açılış konuşmalarının ardından çalıştay bilimsel oturumların icrasıyla devam etti.


