Konuk Yazar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Sermayeye açık mektup

Sermayeye açık mektup

featured
0
Paylaş

Sermayeye açık mektup

M.Masum Oral

 

Memlekete her şeyin geç gelmesi gibi çok adaylı oda seçimleri de geç geldi haliyle.       Dolasıyla ilk defa birden çok adayın yarışacağı seçimi konuşmak aylardır memleketin değişmeyen gündemine döndü.

O meslek kuruluşlarının amaçları nedir, hangi görevleri yerine getirir, işlevleri nelerdir, neyi yapabilirler, neyi yapamazlar değerlendirmesini yapacağımıza adayların ve yönetim kurulu üyelerinin profillerini konuşmakla zaman geçirmeyi tercih ettik.

Üye oylarıyla yönetimi belirlenen bir kurumun işçiye, emekçiye, işletmeciye, topluma ve sosyal hayata karşı ne tür sorumlulukları var, hangisini ihmal ediyor, hangi konuya duyarsız kalıyor, hangi konuda kusurlu davranıyor, bilmiyoruz. Çünkü bu konular ilgimizi çekmiyor.

Bu süreçte ilgimizi çeken en önemli şey; sosyal medya hesaplarımızdan, telefon WhatsApp durumlarımızdan adayın fotoğrafını müzikli, sazlı, sözlü şekilde paylaşmak ve ona destek verdiğini eşe-dosta ve rakip adaya göstermeye çalışmak oldu.

Umarım zamanla belli bir “seçmen olgunluğuna” kavuşuruz da artık nelere ihtiyaç duyduğumuzu konuşuruz.

Çünkü asgari düzeyde ihtiyaç duyduğumuz halde bizden esirgenen şeyleri sıralamaya kalksak çok uzun bir kuyruk oluşacak.

Tozlu, kirli, çarpık ve fazlasıyla gergin bir memlekette yaşayan bizler, çok gariptir ki bu durumu değişmeyen kaderimiz olarak kabullenip aylarca “şahısları” konuşma enerjisini ve hevesini kendimizde bulabiliyoruz.

Bu hevesin, bu enerjinin yüzde birini yaşadığımız kentin temel sorunlarına ayırmış olsaydık, hiçbir şeyi değiştirmeseydik bile en azından halk olarak kendi gündemimizi tayin etme gücümüzü ortaya çıkaracaktık.

Ama sanırım bizim “halk olmak” gibi bir ihtiyacımız yok. Daha çok ihtiyaç duyduğumuz şeyler, bağlı olduğumuz aşiretleri temsilen apartman dairelerinde bir dernek açmak ve oraya bir masa ve birkaç sandalye atıp güç gösterisinde bulunmak.

Gelenle gidenle tokalaşmak, çay-sigara içmek ve sosyal medya hesaplarında “bu önemli ziyarette istişarelerde bulunduk” diye de not düşmek.

Gerçekten neyi istişare ettiğinizi bilmek isterdim.

Mesela yolda gelirken gördüğünüz trafik kargaşasını mı istişare ettiniz, çukurlu ve kirli yollarınızı mı istişare ettiniz, her iki adımda bir yapılan binaların kente getirdiği çirkin halini mi istişare ettiniz, dışarıda yediğiniz içtiğiniz gıdaların herhangi bir denetimden geçip geçmediğini mi istişare ettiniz?

Meselenin bir diğer garip tarafı da konu memleket olunca da sitem etmekte, söylenmekte, homurdanmakta, her şeyin farkındaymış gibi konuşmakta da üstümüze yok.

Amaç nasihat vermek değil, işim de bu değil zaten.

Ama çocukluğumuzun, gençliğimizin, anılarımızın ve mezarlarımızın olduğu bu topraklara karşı hayli bir zamandır duyarsızlaşmamız artık can sıkıyor ne yazık ki.

Ve toprak sadece sahip olduğumuz “arazilerden” meydana gelmiyor.

Ve bu memleketin sermayesi, iş vereni, taciri, burnundan kıl aldırtmayan ekabirleri, arabasına isminin ve soy isminin harflerinin geçeceği bir plaka almak için harcadığı çabanın birazını da yaşadığı ve çocuklarına miras bırakacağı bu topraklara ayırmadığı sürece, koltuklara kimin oturacağını konuşmasının zerre kadar bir faydası olmayacak kimseye.

Saygılarımla.

Sermayeye açık mektup
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter