Mehmet Halit Demir
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Milli Mücadelede Yeni Bir Sayfa: Türkiye’nin Ortadoğu’da Güçlenen Birlik Siyaseti

Milli Mücadelede Yeni Bir Sayfa: Türkiye’nin Ortadoğu’da Güçlenen Birlik Siyaseti

featured
0
Paylaş

Milli Mücadelede Yeni Bir Sayfa: Türkiye’nin Ortadoğu’da Güçlenen Birlik Siyaseti

 

Ülkemizin demokratikleşme ve terörle mücadelede attığı her adım, yalnızca bugünün güvenlik sorunlarına cevap vermekle kalmıyor; aynı zamanda yarının, Ortadoğu’sunu ve bölgesel dengeleri de şekillendiriyor. Bu nedenle milli birlik ve kardeşlik mücadelesine ilişkin yeni yasal düzenlemeyi yalnızca güvenlik perspektifinden değerlendirmek eksik kalır. Asıl mesele, bu düzenlemenin ülkemizin kendi içindeki kardeşlik hukukunu güçlendirip Ortadoğu’da Türkleri, Kürtleri, Arapları ve bölgenin bütün halklarını daha güvenli ve onurlu bir geleceğe taşımasıdır.

 Tarih boyunca en büyük güç, farklılıkları çatışma sebebi değil, ortak bir medeniyetin zenginliği olarak görebilmeden gelmiştir. Türk, Kürt, Arap ve diğer halklar yüzyıllar boyunca aynı coğrafyada yalnızca komşu değil, kader ortağı olmuşlardır. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey de tam olarak bu ortak kader bilincini yeniden güçlendirmektir.

Emperyalist ve siyonist ülkelerin en büyük hedefleri, halklar arasına korku, güvensizlik ve düşmanlık yerleştirmektir. Terör örgütlerini kurup halkın temsilcisi gibi göstermeye çalışarak, aslında en büyük zararı o halka verdiriyorlar. Çünkü bir halkın tamamını terörle özdeşleştirmek, kardeşlik hukukunu zedeler ve toplumları birbirinden uzaklaştırır.

Ülkemizin güçlü olması için Kürtlerin zayıflaması gerekmiyor; tam tersine, Kürtlerin huzur ve refah içinde yaşaması Türkiye’nin gücüdür. Türklerin güvenliği Kürtlerin güvenliğiyle, Arapların istikrarı bölgesel istikrarla birbirine bağlıdır. Bu nedenle gerçek mücadele, halklarla terör örgütlerini birbirinden ayırabilen bir anlayışa dayanır.

 Birlik ve kardeşlik yasasının en önemli stratejik anlamı da burada ortaya çıkıyor. Devleti güçlü kılarken vatandaşın onurunu korumak, çatışma sorununu çözerken toplumsal ayrışmayı büyütmemek ve güvenlik politikalarını adalet duygusuyla tamamlamak.

Çünkü yalnızca güvenlik duvarlarıyla kalıcı barış kurulamaz. Güvenliğin yanında hukuk, adalet, ekonomik kalkınma, eğitim ve fırsat eşitliği de olmalıdır. İnsan kendisini devletinin eşit ve değerli bir vatandaşı olarak gördüğü zaman, bölücü güçlerin propaganda alanı daralır.

Ülkemiz bugün yalnızca kendi sınırları içerisinde değil, Suriye’den Irak’a, Kafkasya’dan Doğu Akdeniz’e kadar geniş bir coğrafyada etkili bir aktördür. Bu etkinliğin kalıcı olması için askeri güç kadar siyasi akıl ve toplumsal bütünlük de gerekiyor.

Ortadoğu’nun geleceği israil-amerika ve avrupanin çizdiği sınırlarla ve dışarıdan kurulan vekâlet savaşlarıyla artık şekillenmemelidir. Bölge halkları kendi geleceklerini kendi iradeleriyle belirleyebilmelidir. Ülkemiz Ak parti iktidarları sürecinde Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve diğer halkların birbirine karşı değil, birlikte güçlenmenin önünü açarak ve halkların iradesine sahip çıkarak emperyalist ve siyonistlerin Ortadoğu’da oynadıkları kirli oyunları bozmuştur.

Bunun için ülkemizin mesajı yeni yasayla daha açık olmuştur: emperyalist ve siyonistlerin maşa si  örgütlerle mücadele ederiz; fakat hiçbir halkı terörle özdeşleştirmeyiz. Devletin otoritesini savunuruz; fakat vatandaşın onurunu da koruruz. Güvenliği tesis ederiz; fakat adaletten vazgeçmeyiz.

 İşte gerçek güç budur.

Ülkemizin büyüklüğü yalnızca sahip olduğu nüfus, ekonomi veya askeri kapasiteyle ölçülmemeli.  Asıl gücümüz, farklı kimlikleri aynı ortak gelecek etrafında buluşturabilme kabiliyetimizdir.

Evet! Kırk yıldır yasadığımız çatışmanın sona ermesi, sadece silahların susması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda korkunun, ötekileştirmenin ve kardeşler arasındaki güvensizliğin de sona ermesi anlamına geliyor.

Ve bugün AK Parti Hükümeti, milli birlik ve kardeşlik mücadelesinde elde ettiğimiz bu kazanımları kalıcı bir devlet politikasına dönüştürmesi, toplumsal bütünlüğümüzü güçlendirerek, bölgesel jeopolitik dengelerde ülkemizin stratejik kapasitesini arttırması açısından tarihi fırsatların önünü açıyor.

Türk, Kürt, Arap ve diğer bütün halklar olarak şunu biliyoruz: Bizim ortak geleceğimiz, birbirimizin zayıflığında değil, birbirimizin gücünde saklıdır.

Ülkemizi ayrıştırmaya çalışan çatışma mücadelesinde hukuk ve adaleti esas alan, halkları birbirinden ayırmayan, kardeşliği güçlendiren bir çizgiyi başarıyla inşa edebilmek yalnızca kendi iç barışımizi değil, Ortadoğu’nun geleceğini de etkilemektedir.

Ve belki de yıllardır aradığımız büyük çıkış yolu tam burada saklıdır:

Emperyalist ve siyonistlere  karşı güçlü devlet, halka karşı güçlü adalet; ayrıştırmaya karşı güçlü kardeşlik.

Bu üçü bir araya geldiğinde ülkemiz yalnızca terörle mücadele eden bir ülke değil, Ortadoğu’da barışın, istikrarın ve halkların onurlu geleceğinin öncüsü olan güçlü bir merkez ülke haline gelmeye devam edecektir.

 

Mehmet Halit Demir

23.Donem Mardin Milletvekili.

Milli Mücadelede Yeni Bir Sayfa: Türkiye’nin Ortadoğu’da Güçlenen Birlik Siyaseti
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter