Tespih Tanelerinden Gönül Tespihine
Kemal Kahraman
Bir tespih düşünün… Küçük tanelerin bir ipe dizilmesiyle oluşan, elde taşınan, sessiz bir yol arkadaşı…
İlk bakışta sıradan bir eşya gibi görünen tespih, İslâm medeniyetinde zikir, sabır ve tefekkürle anlam kazanmış manevî bir sembol olmuştur. Nice mümin, elindeki tespihle Allah’ı zikretmiş; kalbini diri tutmaya, gönlünü huzura kavuşturmaya ve kulluk bilincini canlı tutmaya gayret etmiştir.
Bu yönüyle tespih, sadece parmakların arasında dönen tanelerden ibaret değildir. O, insana kendisini, hayatını ve Rabbine olan bağını hatırlatan anlamlı bir işarettir.
Zikirle özdeşleşen tespih, dindarlığın görünen sembollerinden biri hâline gelmiştir. Ancak gerçek dindarlık, yalnızca elde taşınan bir sembolle ölçülemez. Asıl olan; imanın, ibadetin ve güzel ahlâkın insanın hayatına yansımasıdır.
Tespihin her parçası ayrı bir hikmet taşır. Taneleri insan ömrünü, ipi birlik ve kardeşliği, imamesi sorumluluğu, püskülü ise zarafeti hatırlatır.
Her tespih aynı değildir; her birinin maddesi, rengi, şekli ve kıymeti farklı olabilir. Fakat onları asıl anlamlı kılan, aynı ipe bağlı olmalarıdır. İnsan hayatı da buna benzer. Yaşadığımız her an, aldığımız her nefes ve bize verilen her fırsat, geri gelmeyecek bir emanet olarak hayatımıza dizilir.
Resûlullah’ın (s.a.s.) şu hadisi, zamanın kıymetine dikkat çeker: “Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bil: İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın, fakirlikten önce zenginliğin, meşguliyetten önce boş vaktin ve ölümden önce hayatın.” (Hâkim, el-Müstedrek, IV, 341)
İnsan çoğu zaman sahip olduğu nimetlerin kıymetini, onları kaybetmeye başlayınca fark eder. Oysa ömür, tespih ipinden birer birer kayan taneler gibi sessizce ilerlemektedir. Mümin için zaman bir emanet, ömür ise iman, ibadet, güzel ahlâk ve salih amellerle değerlendirilmesi gereken en büyük sermayedir.
Tespihin tanelerini bir arada tutan ip, bize önemli bir hakikati öğretir: Hiçbir tanenin tek başına tespih olma imkânı yoktur. İnsan da ancak iman, kardeşlik ve güzel ahlâk bağıyla güç kazanır. Kibir ve bencillik insanı bütünden koparırken; tevazu, merhamet ve samimiyet hem Allah’a hem de insanlara yaklaştırır. Çünkü insanı değerli kılan, üstünlük iddiası değil, güzel ahlâkıdır.
Tespihin bir başka önemli unsuru da imamedir. İmame, taneleri bir düzen içinde bir arada tutan merkezdir.
Bu bize önemli bir ölçü verir: Önde olmak, üstün olmak değildir. Önde olmak; daha fazla sorumluluk taşımaktır.
Ailede anne ve baba, eğitimde öğretmen, toplumda rehberlik görevi üstlenen kişiler birer imame gibidir. Onların görevi insanları kendilerine bağlamak değil; doğruluğa, iyiliğe ve güzelliğe yönlendirmektir.
Günümüzde bazı insanlar, görünür olmayı değerli olmakla eş tutmaktadır. Oysa gerçek değer, insanların önünde durmakta değil; onların gönlünde olabilmektir.
Tespihteki püskül ise bize güzel ahlâkı hatırlatır. Çünkü bilgi, ibadet ve başarı; ahlâkla güzelleşmediğinde gerçek anlamını bulamaz.
İnsanın asıl kıymeti, ne kadar bildiği ya da ne kadar konuştuğu ile değil; bildiklerini nasıl yaşadığıyla ortaya çıkar. Merhamet, tevazu, sabır, vefa ve samimiyet, gönül tespihinin en güzel süsleridir.
Bugünün insanı hızlı akan bir hayatın içinde yaşamaktadır. Dijital dünyanın sürekli değişen gündemi, bitmeyen meşguliyetler ve dış dünyaya yönelen dikkat, insanın kendi gönlüyle baş başa kalmasını zorlaştırabilmektedir.
İşte gönül tespihi, insana durmayı, düşünmeyi, kendini muhasebe etmeyi; yarın için hazırlık yapmayı ve Rabbiyle bağını yeniden güçlendirmeyi hatırlatır.
Bugün en büyük ihtiyacımız, bilgiyi hikmete dönüştürmek ve onu güzel ahlâkla yaşatmaktır. Sadece doğru sözler söylemek değil, söylediğimiz hakikatin yaşayan şahidi olabilmektir. Çünkü insanı yücelten, bildiklerinin çokluğu değil; bildiğini hayatına nakşedebilmesidir.
Asıl marifet, elde bir tespih taşımaktan önce gönlü tespih hâline getirebilmektir. Gerçek tespih; parmaklarda dönen tanelerden önce Allah’ı unutmayan bir kalp, iyiliği çoğaltan bir dil ve salih amellerle güzelleşen bir hayattır.
Öyleyse gönlümüzü Allah’ın ipine sımsıkı bağlayalım. Bize emanet edilen ömrün her tanesini imanla, ihlasla ve güzel ahlâkla değerlendirelim. Üstlendiğimiz her sorumlulukta güveni ve adaleti koruyalım; kardeşlik bağlarımızı incitecek söz ve davranışlardan sakınalım. Hayat tespihimizin hiçbir tanesini boşa harcamamaya gayret edelim. Çünkü gün gelir, ömür tespihinin son tanesi de düşer. O vakit geriye elimizde taşıdığımız tespih değil; gönlümüzde yaşattığımız iman, dilimizde bıraktığımız güzel sözler ve ardımızda bıraktığımız salih ameller kalır.
