Mehmet Nuri Alpaslan

KENTMİ KAMPMI

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

KENTMİ KAMPMI

 

M.Nuri Alpaslan

 

Bir zamanlar zihnimizde yoksulluğun, mecburiyetin ve sessiz bir utancın fotoğrafı olarak yer eden görüntüler vardı; uzak memleketlerden gelip toprağa tutunmaya çalışan muhacirlerin, mevsimlik tarım işçilerinin, sığınma evi denilen ama aslında hayatta kalma mücadelesinin adı olan naylon barakalarda kurdukları geçici yuvalar… Yere serilen bir şilteyle “ev” olmaya çalışan plastik çadırlar, yalın ayaklı çocukların hayatı erken yaşta öğrenmek zorunda kaldığı mekânlardı.
Bugün ise o görüntüler kaybolmadı; sadece biçim değiştirerek hayatımıza yeniden girdi. Dün zorunluluğun sembolü olan naylon yapılar, bugün gecenin ilerleyen saatlerine kadar yenilip içilen, ışıklarla süslenen, “lüks” diye anılan mekânlara dönüşmüş durumda. Gündüz pamuk tarlasında alın teri döken tarım işçisinin barınağı olan yapı, gece gösterişli bir eğlence alanı olarak sunuluyor; yoksulluğun dili, zenginliğin dekoru hâline geliyor.
Mesele yoksulluk da değil, zenginlik de. Asıl mesele; görüntüyü şehir sanan, geçiciliği kalıcılaştıran, naylonu mimari zanneden bir anlayışın sessizce normalleşmesi. Şehir merkezinde, beton binaların arasında hızla çoğalan naylon yapılardan oluşan iş yerleri, kenti köyden bile uzaklaştıran bir düzensizlik üretirken; ne kırsalın sadeliğini ne de kentin düzenini taşıyan, arada kalmış bir yaşam biçimini büyütüyor.
Ortaya çıkan manzara ne köydür ne şehir. Kentlileşmeden uzak, kent kültüründen kopuk, düzen yerine gelişigüzelliği; estetik yerine alışkanlığı besleyen bir görüntü… İnsana, mülteci kamplarını andıran bir geçicilik hissi veren ama kalıcı hâle gelmiş bir karmaşa.
Bu tablo, çağdaş şehirleşme anlayışı, insan onuruna yakışır yaşam alanları ve ortak estetik bilinci açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir durumu ortaya koyuyor. Çünkü şehir, yalnızca yapıların yükseldiği bir alan değil; düzenin, güven duygusunun, aidiyetin ve birlikte yaşama kültürünün şekillendiği ortak bir mekândır. Kentin bugün aldığı biçim, yarının şehir hayatını da doğrudan etkileyen bir süreci ifade ediyor.
Naylonun kalıcılaştığı, geçiciliğin sıradanlaştığı bu görüntüler, şehrin fark edilmeden başka bir yöne savrulduğunu gösteriyor. Işıklarla süslenen plastik mekânlar kısa süreli bir hareketlilik sunsa da, kentin düzeni, estetik anlayışı ve birlikte yaşama kültürü üzerinde kalıcı etkiler bırakıyor. Şehir, yalnızca yan yana dizilmiş yapılarla değil; düzenle, güvenle ve aidiyet duygusuyla ayakta durur. Bugün normalleşen bu manzara, yarın nasıl bir şehirde yaşayacağımız sorusunu daha yüksek sesle sorduruyor. Mesele suçlu aramak değil; gördüklerimizi fark etmek ve şehre dair beklentilerimizi yeniden düşünmek.

KENTMİ KAMPMI
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.