Mehmet Halit Demir
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yazarlar
  4. Zalimin Övgüsü: Tuzak, İmtihan ve Bilinç

Zalimin Övgüsü: Tuzak, İmtihan ve Bilinç

featured

Zalimin Övgüsü: Tuzak, İmtihan ve Bilinç

Her övgü, değerli değildir;
Her takdir, samimi değildir.

Evet, dünya sahnesinde zaman zaman öyle anlar yaşanır ki; hak ile bâtıl arasındaki çizgi sadece eylemlerle değil, sözlerle de belirginleşir. Amerika’israil Terör devletinin lideri, Trump gibi zalim birinin dilinden dökülen bir övgü, hakikatte bir yüceltme değil; kirli bir oyunun parçasıdır. İşte bu noktada, insanın ve toplumların basireti sınanır. Özellikle zulmü kendine yol edinmiş kimselerin yaptığı övgüler, çoğu zaman hakikati örtmeye yönelik bir sis perdesidir.

Zalim, yalnızca zulmeden değildir. Zalim aynı zamanda algı inşa edendir. Gücünü sadece zorbalıktan değil, aynı zamanda zihinleri yönlendirmekten alır. Bu nedenle zalim, sevilen ve saygı duyulan liderler üzerinden mesaj vermeye çalışır. Onları övmek suretiyle kendi kirli düzenini meşrulaştırmak ister. Çünkü bilir ki halkın gönlünde yer etmiş bir ismin gölgesine sığınmak, kendi karanlığını perdelemenin en kolay yoludur.

Bu, aslında eski bir taktiktir. Firavunlar, Nemrutlar, Belamlar ve Hamanlar; hakikatin temsilcilerini ya düşman ilan etmiş ya da fırsat bulduklarında onları kullanmaya çalışmıştır. Zalim, hakikati doğrudan yok edemediğinde onu kendi lehine bükmeye çalışır. İşte bu yüzden bir zalimin övgüsü, bir iltifat değil; aksine dikkatle okunması gereken bir metindir.

Bu durum imtihanın ta kendisidir. Çünkü insan, her zaman açık düşmanlıkla değil; bazen de sahte dostluklarla sınanır.

Kur’an’da sıkça vurgulanan kavramı, tam da bu noktaya işaret eder. Münafıklık Kalbinde başka, dilinde başka olanlar… Övgüyle yaklaşır gibi görünen, ama aslında yıkımın zeminini hazırlayanlar…

İşte bu yüzden Kur’an zalimlerin bu oyunlarına kanıp onlara meyletmenin, insanı onların akıbetine yaklaştıracağını açıkça ifade eder. Çünkü İnancımız zalime olan yakınlığı,sadece fiziksel bir yakınlık değil; zihinsel ve ahlaki bir yakınlık olarak görüyor.

Katil Amerika’israil’in, önemli ve sevilen liderler üzerinden verdiği mesaj, iki yönlü bir hedef taşır. Birincisi, kendi kötülüklerini normalleştirmek. İkincisi ise iyileri itibarsızlaştırmak. Çünkü eğer halkın gözünde iyi olanın değeri düşerse, kötü olanın yükselmesi kolaylaşır. Bu, şeytani bir denge oyunudur. Hakikatin terazisini bozmak, değerleri tersine çevirmek.

Düşünün ki bir zalim, halkların gönlünde yer edinmiş bir lideri över. Bu övgü, ilk bakışta bir takdir gibi görünse de aslında derin bir mesaj içerir: “Bakın, oda benim gibi düşünüyor, ben de onunla aynı saftayım.” Oysa hakikat bunun tam tersidir. Ama bu algı oyunu, zihinlerde bir bulanıklık oluşturur. İnsanlar şüpheye düşer. “Acaba…” ile başlayan sorular, hakikatin netliğini bulandırır.

İşte bu noktada basiret sahibi liderlerin tavrı önem kazanır. Bu oyuna gelmeyen, mesafesini koruyan, zalimin övgüsüne prim vermeyen liderler; Bu liderler aslında sadece kendilerini değil, temsil ettikleri değerleri de korurlar. Çünkü bilirler ki zalimin gölgesi bile insanı kirletebilir. Bu nedenle zalimle araya mesafe koymak en net duruştur.

Bugün İran savaşında yaşadığımız, Amerika’israil in algıyla savaşa dair oluşturduğu siyasi gelişme, aslında bu tür ince hesapların ürünüdür. Güçlü görünen ama aslında kırılgan dengeler üzerine kurulu ilişkiler, çoğu zaman bu tür övgülerle şekillendirilmek istenir. Ancak bu oyuna gelmeyen, kendi yolunu kendi değerleriyle çizen liderler; hem kendi halklarını korur hem de tarihe onurlu bir iz bırakır.

Bu tavır, sadece siyasi bir akıl değil; aynı zamanda ahlaki bir duruştur. Çünkü hak ile bâtılın birbirine karışmasına izin vermemek, müminin sorumluluğudur.

Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümler, sadece silahlarla değil; aynı zamanda kelimelerle de yürütülüyor.

Medya, propaganda, diplomatik söylemler… Hepsi birer araç. Ve bu araçlar, çoğu zaman hakikati örtmek için kullanılıyor. İşte bu yüzden, bir sözün kimden geldiği kadar, ne amaçla söylendiği de önemlidir.

Zalimlerin övgüsü, çoğu zaman kendi çaresizliklerinin de bir göstergesidir. Çünkü hakikat, övgüye ihtiyaç duymaz. Hakikat, başkasının onayıyla değer kazanmaz. Ama zalim, meşruiyet arar. Kendi karanlığını aydınlatacak bir ışık bulamazsa, başkalarının ışığını kullanmaya çalışır. Bu da onun ne kadar aciz olduğunu gösterir.

Bu açıdan bakıldığında, zalimin övgüsü bir güç göstergesi değil; bir zayıflık itirafıdır. Kendi değerlerini inşa edemeyenler, başkalarının değerlerine tutunur. Bu tutunuş, samimi değil; hesaplıdır. Ve bu hesap, çoğu zaman bozulmaya mahkûmdur. Çünkü hakikat, er ya da geç ortaya çıkar.

Toplum olarak bu tür oyunlara karşı uyanık olunması gerekir. Her sözü sorgulamak, her övgüyü analiz etmek… Bu, sadece entelektüel bir çaba değil; aynı zamanda bir inanç meselesidir. Çünkü hakikati görmek için ferasete, Ve feraset icin de kalbin nurlanıp yumuşamaya ihtiyacı olduğunu biliyoruz.

Evet “Mümin, aynı delikten iki kez sokulmaz.” Bu söz, şahsi hatalar için değil; algılar için de geçerlidir. Zalimlerin oyunlarına tekrar tekrar düşmek, sadece bir gaflet değil; aynı zamanda bir sorumluluktur. Çünkü her yanlış algı, yeni bir zulmün kapısını aralar.

Bu nedenle, sevilen ve milletiyle bütün olan liderler bu tür övgülere prim vermeyeceklerini biliyoruz. Ve kirli ellerden gelen alkışı da red ederler…

Zalimlerin dürüst ve sevilen liderler üzerinden vermek istediği diğer mesaj da şudur: “Bakın, sizin kahramanınız bile benimle aynı çizgide.” Bu, halkın zihninde bir kırılma oluşturmayı hedefler. Güven duygusunu zedeler. İnsanları kendi değerlerinden şüphe eder hale getirir. Bu da toplumsal çözülmenin başlangıcıdır.

Oysa hakikat, bu tür manipülasyonlara karşı dimdik durmayı gerektirir.

Zamanında “one minute!” diye haykıran liderimiz, zalimlerin sahte övgulerle bizi kendi çizgilerine çekmeyeceklerini ve onlar gibi olmayacağımızı ve yine bu haykırışla; aynı zamanda hakikatin, vicdanın ve ilahi adalet arayışının sembolü olan, bir ülke olduğumuzu tüm dünyaya göstermiş idi. Bu haykırış, adeta cennetin kapısına uzanan bir anahtar gibi, mazlumun duasıyla birleşen derin bir çağrıydı.

“Dünya beş hırsızdan büyüktür” sözü ise sahte övgü ve takdiri en başından deşifre ederek, ahlakın, ortak iradenin ve adalet bilincinin güçlü bir tezahürünu milletlerin hafızasına silinmeyecek şekilde kazımaya vesile olmuş büyük bir ülke oldugumuzu BM toplantısında sn Cumhurbaşkanı ifade etmişti . Dünya mazlumları ve hakkı savunanlar için bu ifadeler, sıradan sözler değil; direnişin ve imanla beslenen cesaretin sihirli cümleleri olmaya devam ediyor. Ancak biliyoruz ki, bu sözlerle yüzleşen zalimler, “one munitu” ve “dünya beş hırsızdan büyüktür”, duruşunu asla unutmayacak; içlerinde biriktirdikleri kini, en küçük fırsatta,sn Cumhurbaşkanımızın şahsında milletimize karşı acımasızca ortaya koyduklarını/koyacaklarını biliyoruz. Bu durum, adalet ile zulüm arasındaki kadim mücadelenin değişmeyen bir yansımasıdır.

Ama bugün İyi olanı savunmak, sadece sözle değil; duruşla da yapılıyor.

İspanya Başbakanı sanchez de sahte övgülere kalmayıp İran savaşıyla ilgili, ABD ve İsrail’e ateş püskürdü: ‘Mutlak felaket’ diye haykıran lider “Herkesin kendisine sorması gereken soruyu sordu:
tüm bu yıkım ne için?”

Ayrıca İspanya’nın uluslararası sahnede daha özerk bir pozisyon almasını savunan sanchez. “Arka koltukta sessizce oturan İspanya artık yok diyor.

Zalimle arasına mesafe koyan her lider, aslında halkına ayni mesajı verir: “Biz, onların oyununun parçası değiliz.” Bu mesaj, belki de en güçlü direniştir.

Evet, Zalimin övgüsü bir tuzaktır. Bu tuzağa düşmemek bilinç meselesidir. Herkes bu bilinçle hareket etmek zorunda. Çünkü söylenen sözler, iz bırakır. Ve bu izler, zamanla bir yol haline gelir. O yol ya hakikate çıkar ya da karanlığa…

Bugün bizim, bu yolları iyi ayırt etmemiz gerekir. Kimin ne söylediğinden çok, neden söylediğini anlamak zorundayiz.

Sn cumhurbaskanimizin surekli dile getirdiği gibi; Zalimlerin diline değil, hakikatin sesine kulak vermeliyiz. Çünkü güçlü olmak haklı olmak değildir. Ve hakikat, sessiz ama derindir. o derinlik, gerçek özgürlüktür.

Evet; zalimin övgüsüyle yücelen değil, hakikatin yanında durarak kazanan olacağız.

Mehmet Halit Demir
23.Dönem Mardin Milletvekili

Zalimin Övgüsü: Tuzak, İmtihan ve Bilinç
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.