Mehmet Nuri Alpaslan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yazarlar
  4. ATEŞİ SÖNDÜRMEK YETMEZ, KIVILCIMI ÖNLEMEK GEREK

ATEŞİ SÖNDÜRMEK YETMEZ, KIVILCIMI ÖNLEMEK GEREK

featured

ATEŞİ SÖNDÜRMEK YETMEZ, KIVILCIMI ÖNLEMEK GEREK

İnsanlık, tarih boyunca aynı yanlışı farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda tekrar edip duruyor. Bilinmeyen nedenlerle kavgaya tutuşuyor, sudan sebeplerle savaşlara giriyor. Bir kıvılcımın nasıl olup da koca bir yangına dönüştüğünü izliyoruz; sonra o yangını söndürdük diye sevinç naraları atıyoruz. Oysa asıl mesele, ateşi söndürmek değil, o ateşi başlatan kıvılcımı anlamak ve engellemektir.

Bugün dünyada “ateşkes” kelimesi bir umut gibi sunuluyor. Sanki bir lütufmuş gibi… Sanki olması gereken buymuş gibi… Oysa ateşkes, savaşın kendisi kadar acı bir gerçeğin itirafıdır: İnsanlık, öldürmeyi bir süreliğine ertelemiştir sadece. Adına “ateşi kesmek” denilen şey, aslında ateşi yakmayı kabullenmiş olmanın başka bir ifadesidir.

Kavgaların sonunda husumetli aileler barıştırılır, savaşların sonunda taraflar masaya oturtulur. Ama kimse dönüp şu soruyu sormaz: Bu kavga neden başladı? Bu savaşın ilk taşı kim attı? O ilk söz, o ilk nefret, o ilk yanlış nerede doğdu? Çünkü biz sonuçlarla uğraşmayı, sebeplerle yüzleşmeye tercih ediyoruz.

Son günlerde dünya, kırk gündür süregelen bir savaşın ardından ilan edilen kısa süreli bir ateşkesi konuşuyor. On beş günlük bir sessizlik… Ve bu sessizliğe “barış” muamelesi yapılıyor. Oysa geride yüzlerce ölü, binlerce evsiz, yıkılmış hayatlar ve parçalanmış umutlar var. Bu insanların acısı, bir takvim yaprağıyla silinmiyor. Bu yıkım, bir anlaşma metniyle onarılmıyor.

Dünya sevinç içinde… Çünkü silahlar bir süreliğine susmuş. Ama kimse sormuyor: Bu silahlar neden konuştu? O savaş neden başladı? O insanların hayatı neden hiçe sayıldı? Eğer bu soruların cevabı bulunmazsa, bugün susan silahlar yarın daha büyük bir gürültüyle yeniden konuşacaktır.

Efendiler, mesele ateşkesi alkışlamak değildir. Mesele, savaşın kendisini utanç vesilesi haline getirmektir. İnsan öldürmemenin bir erdem değil, zaten olması gereken bir insanlık hali olduğunu hatırlamaktır. Barış, savaşın mola verdiği an değildir; barış, savaşın hiç başlamadığı yerdir.

Memlekette sulh, dünyada sulh… Bu söz, bir temenni değil, bir zorunluluktur. Çünkü bir yerde akan kan, aslında bütün insanlığın vicdanından eksilir. Bir şehir yıkıldığında, sadece taşlar değil, insanlığın ortak hafızası da yıkılır.

Bugün yapılması gereken, ateşi söndürmekle yetinmek değil; o ateşi doğuran dili, zihniyeti ve anlayışı değiştirmektir. Kavgayı başlatan sebepleri ortadan kaldırmadan, barışı kalıcı kılmak mümkün değildir.

Aksi halde biz, her defasında aynı hikâyeyi yazmaya devam ederiz: Önce kavga, sonra savaş, ardından ateşkes… Ve yine unutulan, yine göz ardı edilen asıl gerçek: İnsan, kendi elleriyle yıktığı dünyada, yine kendi elleriyle teselli aramaktadır.

M. Nuri Alpaslan

ATEŞİ SÖNDÜRMEK YETMEZ, KIVILCIMI ÖNLEMEK GEREK
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.