Mehmet Nuri Alpaslan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yazarlar
  4. DEDİKODU: TOPLUMLARIN SESSİZ YIKICISI

DEDİKODU: TOPLUMLARIN SESSİZ YIKICISI

featured

DEDİKODU: TOPLUMLARIN SESSİZ YIKICISI

M.Nuri Alpaslan

Dedikodu toplumların kurdudur. Gürültü yapmaz, iz bırakmaz gibi görünür; fakat kemirdiği yeri içten içe çürütür.
En tehlikeli tarafı da budur: Önemsiz sanılır, “iki laf” diye geçiştirilir; oysa yıktığı şey, çoğu zaman bir insanın itibarı,
bir ailenin huzuru, bir kurumun güveni, hatta bir ülkenin geleceğidir.

Dedikodu önce ailede başlar. Aynı çatı altında, aynı sofrada söylenen ima dolu sözler; eşler arasına mesafe, kardeşler arasına kuşku koyar. Aile içi dedikodu, güveni aşındırır. Güven kaybolduğunda ise aile sadece aynı evde yaşayan bireylerden ibaret kalır. O noktada toplumun temeli sarsılmıştır; çünkü sağlam toplum,
sağlam aile üzerine kurulur.

Sonra dedikodu kapı önüne taşar. Komşunun hayatı, komşunun gündemi olur. Selam azalır, bakışlar sertleşir.

Mahalle kültürü dediğimiz o sessiz dayanışma, yerini ihtiyatlı suskunluğa bırakır. Kimse kimseye içini açmak istemez;
zira söylenen her sözün yarın başka bir ağızdan, başka bir renge bürünerek dolaşacağını bilir.

Dedikodu sokağa indiğinde artık bireysel bir zaaf olmaktan çıkar, toplumsal bir probleme dönüşür.

İsimler lekelenir, niyetler sorgulanır, gerçek ile söylenti birbirine karışır. İnsanlar yaşadıklarını değil,
duyduklarını konuşur. Böyle bir ortamda hakikat zayıflar, algı güçlenir.

Kahvehane dedikodusu, bu sürecin en görünür ama en hafife alınan aşamasıdır. Burada herkes konuşur, kimse sorumluluk almaz. Emek küçümsenir, başarı gölgelenir. Üreten değil, konuşan değer görür.

Şehirler böyle yıpranır, ülkeler böyle yorulur. Çünkü sürekli konuşan ama hiç çalışmayan bir toplum, kendi geleceğini tüketir.

Ve belki de en sinsi olanı: kurum dedikodusudur. Kurum dedikodusu, sadece kişileri değil, sistemi hedef alır.

Çalışanı rencide eder, yöneticiyi yıpratır, kuruma olan güveni zedeler. Liyakat tartışılmaz hâle gelir, niyetler dosyaların önüne geçer. İnsanlar “işimi nasıl daha iyi yaparım” sorusunu değil, “hakkımda ne konuşulur” endişesini taşımaya başlar. Bu noktada üretim durur, inisiyatif ölür, gelişme yavaşlar.

Ülkenin ilerleyişinin önüne görünmez ama kalın bir duvar örülür.

Dedikodu bilgi değildir. Dedikodu eleştiri değildir. Dedikodu ahlâk hiç değildir.

Eleştiri delille yapılır; dedikodu fısıltıyla.
Eleştiri düzeltir; dedikodu çürütür.
Eleştiri cesaret ister; dedikodu korkaklıktır.

Unutulmamalıdır ki dedikodu sadece söyleyeni değil, dinleyeni de kirletir.
Bir söz, ağızdan çıktığı kadar kulakta tutulduğu için de yayılır.

Bu nedenle “ben söylemedim, sadece dinledim” mazereti, vicdanı temize çıkarmaz.

Toplumları ayakta tutan şeffaflık,
kurumları güçlü kılan güven,
devletleri büyüten ise adalettir.

Dedikodu bunların üçüne de düşmandır.

Son söz nettir:
Doğru sözün yeri vardır.
Yanlış sözün suskunluğu erdemdir.
Ne doğru ne de gerekli olan söz ise, sadece bireye değil, topluma ihanettir.

 

DEDİKODU: TOPLUMLARIN SESSİZ YIKICISI
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.