YETKİYLE YÜKSELENLER, MENFAATLE KONUŞANLAR
M. Nuri Alpaslan
Yerel yönetimlerin en sessiz ama en öğretici aynası, çoğu zaman sahada yaşanan küçük hikâyelerdir. Büyük nutuklardan, uzun raporlardan daha fazlasını anlatır bu hikâyeler. Çünkü insanı, olduğu gibi gösterir.
Bir belediye başkanının anlattığı şu hadise, aslında hepimizin bildiği bir gerçeğin sade bir özetidir:
Başkanın yakın bir dostu gelir ve der ki:
“Park ve Bahçeler’de çalışan Osman var ya… Gittiği her yerde seni yerden yere vuruyor.”
Başkan bunu bir kenara not eder. Ertesi sabah her zamanki gibi sahaya iner. Çalışmaları denetlerken Osman’ı görür. Osman, arkadaşlarının arasında yüksek sesle konuşmakta, eleştirmekte, şikâyet etmektedir. Başkan yaklaşır, selam verir. Herkes karşılık verir ama Osman yüz çevirir.
Başkan seslenir:
“Osman, bir gelir misin?”
Refüjde, çimlerin üzerine otururlar. Başkan sorar:
“Nasıl gidiyor Osman?”
Osman, toprağı eşeleyerek cevap verir:
“Ne olsun başkan… Sürünüyoruz işte. Bize bir görev de vermediniz.”
Başkan sorar:
“Nasıl bir görev istersin?”
Osman tereddütsüz cevap verir:
“Çavuşluk gibi bir şey…”
Başkan o an karar verir:
“Tamam. Seni sulama tankerinin sorumlusu yaptım. Yarın başla.”
Ertesi gün Osman değişmiştir. Aynı kişi, ama farklı bir ses. Talimat veren, sahiplenen, erkenden işinin başında olan bir Osman…
Ve birkaç gün sonra aynı Osman, kahvede, çarşıda, bulunduğu her ortamda başkanı övmektedir.
Yetmez… Bir süre sonra gelir:
“Başkanım, telsizim yok.”
Telsiz verilir.
Sonra:
“Telsizin kulpu kırıldı.”
Bu sefer başkan bizzat talimat verir, mesele anında çözülür.
Aradan zaman geçer. İlk gün “yerden yere vuruyor” diyen dost tekrar gelir:
“Başkanım… Osman şimdi seni anlatıyor ama öyle böyle değil. Seni yere göğe sığdıramıyor.”
Başkanın cevabı kısa ve nettir:
“Osman değişmedi… Menfaati değişti.”
İşte mesele tam da budur.
Yerel yönetimlerde en büyük yanılgı, insanların sözlerine bakarak hüküm vermektir. Oysa söz, çoğu zaman menfaatin gölgesinde şekillenir. Yetki verilince öven, verilmediğinde yeren bir anlayış; ne kurumsal bağlılıktır ne de gerçek bir sadakat.
Kamu hizmeti, kişisel beklentilere göre yön değiştiren bir alan değildir. Devlet terbiyesi, makamdan güç almayı değil; makama değer katmayı gerektirir.
Bugün birçok kurumda karşılaşılan temel sorun şudur: İşini iyi yaptığı için değil, kendisine sağlanan imkânlar arttığı için memnun olan bir anlayış… Bu anlayış sürdürülebilir değildir.
Çünkü menfaatle kurulan bağlılık, ilk eksiklikte çözülür. Ama ilkeyle kurulan bağlılık, şartlar değişse de ayakta kalır.
Yerel yönetimlerin asli görevi; herkesi memnun etmek değil, adil bir düzen kurmaktır. Kimi zaman eleştirilmek pahasına doğruyu yapmak, kısa vadeli övgülerden çok daha kıymetlidir.
Unutulmamalıdır ki; Yetki bir imtihandır. Menfaat ise bu imtihanın en sessiz ama en belirleyici ölçüsüdür.
Ve bazı insanlar vardır… Yetki verilince yükselmezler aslında; sadece içlerindeki niyet görünür hale gelir.
