İNSAN BAŞKASINI ANLATIRKEN KENDİNİ ELE VERİR
M.Nuri Alpaslan
Bir yalancı, karşısındaki insanın doğru söyleyebileceğine kolay kolay inanmaz; çünkü kendi dünyasında söz, hakikati anlatmanın değil, gerçeği örtmenin aracıdır. Bir hırsız, herkesin bir fırsat kolladığını düşünür; çünkü başkasının eline, malına ve hakkına kendi niyetinin penceresinden bakar. Bir onursuz, herkesin menfaati uğruna eğilebileceğini zanneder; bir arsız ise sınır tanımamayı hayatın olağan hâli saydığı için vakar sahibi insanları bile kendi ölçüsüyle değerlendirmeye kalkar.
İnsan çoğu zaman başkasını olduğu gibi değil, kendisinin olduğu gibi görür. Kendi zihninde ne taşıyorsa başkasının zihninde de onu arar; hangi hesabın peşindeyse herkesi aynı hesabın içinde sanır. Kendi içinde sakladığı niyetleri başkalarına yakıştırır, kendisinin yapabileceği kötülükleri başkalarının da yapabileceğinden kuşkulanır. Hatta kimi zaman insanın başkasına yönelttiği en ağır suçlama, farkında olmadan kendi iç dünyasının itirafına dönüşür.
Bunun bir de öteki yüzü vardır. Sâlih, dürüst ve temiz yaradılışlı insan da dünyayı kendi kalbinin penceresinden seyreder. İnsanlara önce iyi niyetle yaklaşır; her sözün altında hesap, her tebessümün ardında menfaat, her yakınlığın içinde ihanet aramaz. Çünkü kendisi kötülük düşünmediği için başkasının da kolayca kötülük düşünebileceğine inanmak istemez. İşte temiz insanların zaman zaman yanıldığı yer de burasıdır: Kendi vicdanlarını başkalarının vicdanı, kendi ahlaklarını herkesin ahlakı zannederler.
Oysa hayat bize defalarca öğretir ki herkes aynı terazide tartmaz, aynı aynaya bakmaz, aynı vicdanla yaşamaz. Birinin “asla yapmam” dediğini bir başkası hiç tereddüt etmeden yapabilir; birinin utanç saydığı şey, diğerinin övünç vesilesi olabilir. Bu nedenle insanları tanırken yalnız söylediklerine değil, başkaları hakkında sürekli ne söylediklerine de dikkat etmek gerekir. Çünkü insanın dili bazen karşısındakini tarif ediyor gibi görünürken gerçekte kendi karakterinin kapısını aralar.
Sürekli ihanetten söz edenin zihninde ihanetin, sürekli menfaatten söz edenin dünyasında menfaatin, sürekli yalandan şüphelenenin hayatında yalanın nasıl bir yer tuttuğunu anlamaya çalışmak gerekir. Elbette her şüphe sahibini suçlu, her eleştireni kusurlu ilan etmek doğru değildir; fakat insanın başkalarını değerlendirirken kullandığı ölçü, çoğu zaman kendi iç dünyasından izler taşır.
Çünkü insan dünyaya yalnız gözleriyle bakmaz; vicdanıyla, ahlakıyla, geçmişiyle ve karakteriyle de bakar. Kalbinde iyilik taşıyan iyiliği daha çabuk fark eder, zihninde hile taşıyan ise en temiz davranışın içinde bile bir hesap arar.
Belki de bu yüzden bir insanın sizin hakkınızda söylediklerine gereğinden fazla üzülmeden önce, onun hayata hangi pencereden baktığına bakmak gerekir. Zira bazı sözler muhatabını tarif etmekten çok, söyleyenin iç dünyasını ele verir.
İnsan başkasını anlatırken çoğu zaman farkında olmadan kendisini anlatır; çünkü herkes dünyayı biraz da kendi karakterinin aynasından seyreder.
