Mehmet Burhan Hedbi

Hukuk veya Sulh Kisvesi Giydirilen Zulüm

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hukuk veya Sulh Kisvesi Giydirilen Zulüm

İyilere kötülerin yaptıklarının bedelini ödeten ‘sistem’!

Adet halini almış bu durum yaygınlaşarak çok daha vahim neticeler doğurmaya gebe…

Bu bağlamda tarihi, insani, vicdani ve islami bir sorumluluk bilinciyle bu noktaya birkaç ikaz ve öneride bulunmak suretiyle dikkat çekmek istiyorum…

Bir adam düşünün namus, şeref haysiyetine leke sürmemek adına veya dini düşüncesi açısından haram olduğundan bulaşmamak adına bu uğurda birçok bedel ödemiş, mücadele etmiş. Nefsinin birçok arzu ve isteklerini yaşamayı kendine yasaklamış ama yeğeni, kardeşi veya aşiretten bir akrabası bir kız kaçırdı diye veya bitcoin, iddia, kumar vs. ile oynayıp borçlandı diye kendisine değil bu adama ödetmeyi sözüm ona çözüm olarak görüyor. Kesilen ceza veya ödenecek bedel, güya iş daha da büyümesin diye ortaya giren heyet-kurul- sulh komitesi, bunu o adamın avlusuna bırakıyor. Başka bir ifadeyle her türlü naneyi yiyen “yeğen-akraba” ortadan kaybolunca bu adama ödetiliyor…

Bu adam bunu ödediğinde ailesine eşine, oğluna kızına ne diyecek. Uğruna bedel ödediği şeylerin tam aksine işlenen bir şeyden ötürü yine bedel ödemek! Bu işlerle anılmamak için çekirdek ailesini bu tür şeylerden alıkoymak adına verdiği mücadele ne işe yaramış oldu? Bu uğurda oturduğu evi dahi satıp perişan olan kişiler olduğu bilinmektedir…
Daha da ötesi bu davranış yeni kötü davranışların önünü açan kötü bir emsal teşkil ediyor…

Bu kötü örneklik yayılınca Allah korusun iş nereye varır hiç düşündünüz mü?
Oysa hem beşeri kanunlarda hem ilahi yasalarda suçun cezası işleyene ödetilir beyanı açıkça ortada duruyorken.

Suç ve Cezanın Şahsiliği İlkesi: Çağdaş maddi ceza hukukunun en önemli ilkelerinden biri suç ve cezanın şahsiliği ilkesidir. Bu kural gereğince, kişi ancak kendisinin işlediği fiiller nedeniyle sorumlu tutulabilir, başkasının işlediği fillere iştirak etmedikçe sorumlu tutulamaz.
İslam Ceza Hukuku’nda cezaların şahsiliği prensibi esastır. İslam Ceza Hukuku’na göre, herkes işlediği fiilden kendisi sorumludur ve hiç kimseye işlemediği bir suçtan ötürü cezai sorumluluk yüklenemez. Kısas gibi ağır bir karşılığı olan cezada dahi işleyen-şahsilik vardır.

Zaten ancak böyle olunca kişinin kendini sakınma veya düzeltme imkanı oluşur. Yoksa birilerini birlerinin yerine cezalandırmak akıl karı mı?
Peki, bölgemizde hala işlevselliğini koruyan bu ceza biçimi aslında kime kesiliyor? Kime ne yararı var?

1- Bu ceza kötülük yapmak isteyenlere cesaret veriyor. Zira kendisi ödemiyor.
Bu kötü emsal, bireyi sakındırmak, kendine çeki düzen vermek veya kötülüğün önünü kesmek yerine; benzeri suç ve kötülükleri yapmak isteyeni daha da teşvik eder hale geliyor aslında.

2- Borç konusunda da; zaten babasından, kardeşinden veya akrabasından tahsil ederim hevesiyle veriliyor. Bu hevese sahip olanlar aslında benzer boşluğa düşen kişileri avlamak peşinde oluyor adeta.
Bu şekliyle bunlara “gün doğuyor” demek yerinde bir tabir olacaktır kanaatindeyim.
Misal adam serkeşlik, başıboşluk halinde bir hayat yaşayan birine verdiği …. paraları, gayet mütevazi, sakin bir hayat yaşayan akrabalarından tahsil etmeye kalkışıyor. Bu, başka insanlara da emsal ve örnek oluyor. Bir nevi kötülüğe teşvik oluyor. Allah bizi maide suresi ikinci ayetinde açıkça bundan sakındırmıştır.

İyiler kötülerin yerine cezalandırılıyorken aslında biz kötülerin çoğalmasına iyilerin de azalmasına da vesile olduğumuzun farkına varmıyoruz.
Askerde bir değim vardı: çavuş olup er derdi çekeceğine, er ol çavuş derdini çeksin.
Buradan hareketle, yeni nesillere verilen subliminal mesaj: iyi olup kötünün yerine ceza ödeyeceğine kötü ol tabiri mazur görün “hayatını yaşa!” iyiler ceremeni çekecek nasılsa!
Kendinize gelin, tam olarak ne yaptığınızın farkına varın!
Kendini bilmezin biri bitcoin, iddia, kumar vs. işlerin içine girip şundan bundan para alacak sonra kayıplara karışacak…

Sonrasında kimse de çıkıp buna niye para borç verdiniz demek yerine babasının, kardeşinin, abisinin veya akrabalarından birinin kapısına gidip akrabanızın borcunu ödeyin diyecek.

Araya giren heyet de; bu borcu bu kendini bilmeze verince bunlara sordun mu deme lütfunda bulunmayacak sözüm ona sulh adına arayı bulacak…
Yapmayın etmeyin kötülüğe alet oluyor, belki de farkında olmadan daha nice ocakların sönmesine yol açıyorsunuz.

M.Burhan Hedbi

31.12.2022

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir