Mehmet Nuri Alpaslan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yazarlar
  4. Zamanı Tüketen İnsanlar

Zamanı Tüketen İnsanlar

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ZAMANI TÜKETEN İNSANLAR

Mehmet Nuri Alpaslan

Toplumların çöküşü bazen büyük krizlerle başlamaz. Çoğu zaman sessizce yaygınlaşan bir zihniyetle başlar. Bugün etrafımıza dikkatlice baktığımızda böyle bir zihniyetin giderek çoğaldığını görmek mümkündür. Geçmişi küçümseyen, yaşanmış hiçbir emeği önemsemeyen; buna rağmen geleceğe dair de en küçük bir fikri, hedefi ya da düşüncesi olmayan insanlar… Ne dünü anlayabiliyorlar ne yarını kurabiliyorlar. Fakat buna rağmen içinde yaşadıkları bugünü huzursuzlukla doldurmayı başarıyorlar.

Oysa mazi dediğimiz şey; yalnızca geride kalmış yıllar değildir. Mazi, yaşanmışlığın hafızasıdır. Verilmiş emeğin, taşınmış sorumluluğun, kurulmuş hayatların izidir. İnsan geçmişe bazen özlemle değil, hakikati kaybetmemek için bakar. Çünkü geçmişini bütünüyle değersiz gören bir toplumun geleceği de sağlam kurulamaz. Hafızasını küçümseyen toplumlar zamanla karakterini kaybeder.

Bugünün en büyük problemlerinden biri de tam burada başlamaktadır. İnsanlar artık geçmişi anlamaya çalışmıyor; yalnızca küçümsüyor. “Eski kafa”, “zamane geçti”, “devir değişti” gibi cümlelerle her şeyin üzeri örtülüyor. Fakat aynı insanlar geleceğe dair ciddi bir fikir de ortaya koyamıyor. Ortada düşünülmüş bir hedef, taşınmış bir sorumluluk, inşa edilmiş bir ideal görünmüyor. Böyle olunca geriye yalnızca şikâyet eden, huzursuzluk üreten ve bulunduğu ortamı tüketen bir ruh hali kalıyor.

Ne yazık ki bugün birçok insanın yaşadığı yorgunluğun sebebi hayatın kendisi değil, sürekli olumsuzluk üreten insanlarla aynı ortamı paylaşmaktır. Her şeye itiraz eden ama hiçbir çözüm üretmeyen, yapılan emeği görmeyen, iyi niyeti küçümseyen bir anlayış giderek yaygınlaşıyor. Bu insanlar yalnızca kendi iç dünyalarını değil, çevrelerindeki insanların yaşama sevincini de tüketiyorlar. Çünkü yapıcı olmayan zihin, zamanla bulunduğu her yere huzursuzluk taşır.

Daha dikkat çekici olan ise şudur: Geçmişi küçümseyenlerin büyük kısmı, geleceğe dair en küçük bir yük de taşımıyor. Ne bir hedefleri var ne de yaşadıkları topluma dair gerçek bir sorumluluk hissediyorlar. Buna rağmen en sert hükümleri yine onlar kuruyor. Hayata katkı sunmayan fakat hayatı sürekli eleştiren bu anlayış, modern zamanların en yorucu insan tiplerinden birine dönüşmüş durumda.

Bugün sürekli “kuşak değişti”, “insanlık değişti”, “zamane başka bir zamane” deniliyor. Doğrudur; çağ değişiyor. Fakat mesele yalnızca çağın değişmesi değildir. Asıl mesele, insanın kendi iç ölçüsünü kaybetmesidir. Çünkü geçmişe saygısı olmayanın hafızası, geleceğe dair fikri olmayanın ise istikameti olmaz.

Toplumları ayakta tutan şey yalnızca teknoloji, modernlik ya da hız değildir. Toplumları ayakta tutan şey; yaşanmış emeğe duyulan saygı, bugüne karşı taşınan sorumluluk ve yarına dair kurulan fikirdir. Eğer insan bunlardan birini kaybederse yalnızlaşır; hepsini kaybederse yaşadığı hayatı da çevresindeki insanlara ağır hale getirir.

Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; geçmişe saplanıp kalan insanlar değil, geçmişin kıymetini bilen; geleceği kuru sloganlarla değil fikirle, emekle ve sorumlulukla kurmaya çalışan insanlardır. Çünkü hayatı güzelleştirenler, zamanı tüketenler değil; yaşadığı zamana anlam katabilenlerdir.

Zamanı Tüketen İnsanlar
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.