KENDİNE DÖNEMEYEN TOPLUMUN ÇIKMAZI
“Her yol insanı bir yere götürmez; bazı yollar insanı kendine getirir.”
Bugün yaşadığımız çağda yollar çoğaldı ama yönümüz azaldı. Şehirler büyüdü, binalar yükseldi, teknolojiler gelişti; fakat insanın kendisiyle olan mesafesi hiç olmadığı kadar açıldı. Hep birlikte bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz ama nereye gittiğimizi sormaya vakit bulamıyoruz.
Toplum olarak başarıyı rakamlarla ölçmeye alıştık. Daha fazla üretmek, daha fazla tüketmek, daha fazla kazanmak… Oysa kazandıklarımız arttıkça kaybettiklerimiz de büyüyor. Komşuluğu kaybediyoruz, güveni kaybediyoruz, birbirimizi dinleme kültürünü kaybediyoruz. En önemlisi de insan olmanın anlamını yavaş yavaş unutuyoruz.
Bugün sokaklarda yürürken yüzlerce insan görüyoruz ama birbirimize bakmıyoruz. Aynı apartmanda yıllarca yaşayıp birbirimizin adını bilmiyoruz. Sosyal medyada binlerce kişiye ulaşırken, yanı başımızdaki insanın yalnızlığını fark etmiyoruz. Kalabalıkların içinde yalnızlaşan bir toplum haline geliyoruz.
Sorunlarımızın kaynağını sürekli dışarıda arıyoruz. Ekonomiyi, siyaseti, sistemi, başkalarını suçluyoruz. Elbette toplumsal sorunların kurumsal ve siyasal nedenleri vardır. Ancak bir toplumun vicdanı zayıfladığında, en kusursuz sistemler bile beklenen sonucu vermez. Çünkü toplumları ayakta tutan sadece yasalar değil; adalet duygusu, merhamet, sorumluluk ve ortak vicdandır.
Bugün ihtiyacımız olan şey yeni yollar açmak değil, yürüdüğümüz yolların bizi neye dönüştürdüğünü sorgulamaktır. Çocuklarımıza sadece başarılı olmayı değil, dürüst olmayı da öğretebiliyor muyuz? Gençlerimize sadece kariyer hedefleri değil, toplumsal sorumluluk bilinci de verebiliyor muyuz? Bir haksızlık karşısında ses çıkarabiliyor muyuz, yoksa sessiz kalmayı güvenli bir liman olarak mı görüyoruz?
Toplumlar büyük krizlerle değil, küçük duyarsızlıkların birikmesiyle çürür. Bir yalanı önemsiz görmekle, bir haksızlığı görmezden gelmekle, bir ihtiyaç sahibine sırt çevirmekle başlar çözülme. Sonra herkes birbirinden şikâyet eder ama kimse aynaya bakmaz.
Belki de artık biraz yavaşlamaya ihtiyacımız var. Sürekli ileriye koşarken geride bıraktığımız değerleri hatırlamaya… Daha çok kazanmaktan önce daha çok paylaşmayı düşünmeye… Haklarımız kadar sorumluluklarımızı da konuşmaya…
Çünkü her yol kalkınmaya, büyümeye, gelişmeye çıkmaz. Bazı yollar insanı özünden uzaklaştırır. Bazı yollar ise bireyi olduğu kadar toplumu da kendisiyle yüzleştirir.
Gerçek ilerleme, sadece yollar yapmakla değil; o yollarda vicdanını kaybetmeyen insanlar yetiştirmekle mümkündür. Ve belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz yol, bizi yeniden kendimize getirecek olan yoldur.
