BAZI İNSANLARI SONSUZA DEK YAŞATMAK MÜMKÜN
Bana hikâyesini anlattı. Sayısız düşleri, bir o kadar da hayal kırıklıkları vardı. Belki benim kadar, belki eşit, belki biraz fazla ya da daha az… Çünkü bunun bir terazisi ya da tartısı yok. O yüzden asla tam olarak bilemeyiz. Ama onun da benim gibi olduğunu hissedebiliyordum.
Maneviyat bazen öyle bir şeydir ki, herkeste aynı etkiyi yaratmaz. Bazıları o maneviyatın içinde kendini bulur, bazıları ise onun ne demek olduğunu bile bilmez.
Şimdi bir adam düşünün: Attığı her adımda babasına yürüyen, yürüyen o değilmiş de sanki babasıymış gibi hisseden… Baktığı yerlerde kendi gözleriyle değil babasının gözleriyle bakan… Ve buna sadece inanan değil yüreğiyle gerçekten yaşayan biri. O, babasını içinde taşıyan , her duyguda onu yeniden var eden, yokluğunda bile onunla birlikte yürüyen…Düşünürken, severken, kırılırken, çaresiz kalırken hep babasını yaşatan… Her şeyde onu hatırlayan, onunla yol alan bir adam.
Bazı insanlar yokluktan varlık yaratır. Ve o varlık, onlar için sadece bir kişi değil; hayatlarının yarısını, belki de tamamını kapsayan büyük bir anlamdır.
Bu paha biçilemez bir şeydir. Parayla alınamaz, birinden çalınamaz. Çünkü bu değer, bu bağlılık; her kalpte, her yürekte var olabilecek türden değildir. Onu bu kadar özel kılan, insanın kendine has bütünlüğü, karakteri, içtenliği, yüreğinin güzelliğidir. Gözlerinde saklıdır, kelimelerinde yankılanır, sesinde hissedilir.
Bazı insanlar çok derindir. Onlar anlam taşır, anlam olur. Ve böyle insanlar iyi ki vardır. Dağlar aşıp ayakları kanayıncaya, nefesleri tükeninceye kadar yürüyebilen, ama yine de durmayan insanlar…
Bu dünyada bazı insanlar, gittikten sonra bile bizimle kalır. Fanlar söndüğünde, onları hayatın her köşesine sığdırmak isteriz. “Mümkün değil” demeyin… Çünkü onlar bir alana ait değildir. Onlar ruhumuzda yaşar.
Üzgünüm, evet, çok üzülüyorum. Ama belki de mutlu olmamız gerekiyor. Bu kadar değerli insanları hayatımızda ağırlayabildiğimiz için… Daha da önemlisi, onların hayatında bir parça olabildiğimiz için mutlu olmalıyız.
Çünkü insan, anlamla kurulur. Anlamsız bir varlık, sadece boş bir kabuktur. O kabuğu ömür boyu sırtımızda taşımaktansa; dolu dolu geçen zamanlara, içi anlamla dolu anılara tutunmak çok daha kıymetlidir.
Belki eksik kalacağız. Belki tam olamayacağız. Ama yaşamak için, yürümek için, yeniden başlamak için bir yol bulacağız. Dolu insanlar, dolu hikâyeler, anlam yüklü kalpler… Onlar iyi ki varlar. Ve umarım hep var olurlar.
Diler Erbeyi
14.11.2025
