YOL
Yolculuklar insana kendini hatırlatır.
Bazı şeyleri daha derin, daha dingin, daha şeffaf görürsün…
Ama bazen de o gördüklerin ağır gelir.
Yine de devam edersin.
Bu da bir seçimdir; belki bir vazgeçiş, ama yine de bir seçim.
İnsanları yargılamıyorum insanlar gibi ben yargılarsam kendimi yargılarım.
Herkes yaşadığı kadar yansıtır kendini, olduğu kadar vardır.
İçimde tarif edemediğim bir boşluk var.
Ne nereye ait olduğunu biliyorum, nasıl dolduracağımı da…
Kendim olamamak yoruyor beni en çok.
Üzerime olmayan şeyleri giymek zorunda kalıyorum, ya da giydiriliyor bana.
Bazen yaşadıkların çok şey anlatır ama onları taşıyacak gücün olmaz.
Ya da taşımana izin verilmez, sınırlandırılırsın.
Kendi hikayenin yazarı olmamak ne çok üzücü!
Umut hep vardır… Olmalıdır da.
Ama bazen nereye koyacağını bilemezsin.
Şu an içimde çöken o boşluk, nereye ait olduğumu sorgulatıyor bana.
Kendimi bir yere konumlandıramıyorum.
Ben kimim?
Neden olmak istediğim kişi olamıyorum da, başkalarının benden olmasını beklediği kişiye dönüşüyorum? ( Cevaplarını bildiğim sorular ama soruyorum genede kendime)
Bir şeyleri yıkmak zor.
Yorucu.
Acı verici.
Ama ne olursa olsun, o yolda yürümek, gerekirse o yolda tükenmek bile daha anlamlı geliyor bana.
Zincirlerini kırsan bile, bazen vicdanın seni geri götürür o eski noktaya.
İçinden bağırsan da, dışarıda susarsın.
Sustuklarını yutar, yutmak zorunda kalırsın.
İnsanın en çetin savaşı kendisiyledir ama bide cahillerle tabi.. senin hayatın hakkında hak sahibi olduğunu düşünenler ama bunlarla savaş onursuzcadır!
Sonra kendin bu karmaşadan çıkmak için bir seçim yaparsın
Aklını mı seçeceksin, yoksa vicdanını mı?
Aklını seçersen, gidersin… ama huzur bulamazsın.
Vicdanını seçersen, belki kolundan vazgeçersin ama içinden bir yer huzur bulur.
Ben geri döndüm.
Belki kendime belki ide kendimden çok uzağa bilemiyorum.
Kimisi yürür gider, kimisi titreyen ayaklarla geri döner.
Ben ikinciyim.
Titreyen bir ayakla geri döndüm.
Umutlar hep var olsun.
