Mehmet Halit Demir
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Taziye Sofralarını Kaldırmak: Paylaşımın, Dayanışmanın bitirilmesi.

Taziye Sofralarını Kaldırmak: Paylaşımın, Dayanışmanın bitirilmesi.

featured

Taziye Sofralarını Kaldırmak: Paylaşımın, Dayanışmanın bitirilmesi.

Van’daki aşiretler federasyonundan ‘taziye yemekleri kaldırılsın’ çağrısı
taziye yemekleri kaldırılıyor.

Bir cümle… Ama içinde asırlık bir kültürün, toplumsal dayanışmanın, insan olmanın en sade ama en derin hali gizliydi.

İçim burkuldu. Çünkü taziye sofraları, sadece birer yemek masası değil; acının paylaşıldığı, yalnızlığın hafifletildiği, insanın insana dokunduğu yerlerdi.

Bir toplumun köklerini anlayabilmek için onun acılarını nasıl paylaştığına bakmak gerekir. Çünkü acı, insanın en çıplak hâlidir. Ne makam kalır, ne zenginlik, ne gösteriş…

Sadece insan kalır. İşte bu yüzden Anadolu insanı, acının da bir adabını, bir terbiyesini, bir kültürünü yaratmıştır: taziye sofrası.

Taziye sofrası, bir yemek masası değildir aslında; o sofrada kaşıkla paylaşılan şey pilav değil, acıdır. O sofrada su içmek, kaybedilen canın ardından yutkunmaktır. O sofraya oturan herkes, “yalnız değilsin” demenin en sade, en gerçek, en içten hâlidir.

Fakat bugün ne yazık ki bu kadim gelenek, “tasarruf”, “modernleşme”, “israfı önleme” gibi kavramların arkasına saklanarak sessizce yok edilmek isteniyor. Bazı belediyeler, bazı yerel yönetimler “taziye yemeği artık kaldırıldı” diyor. Oysa farkında değiller ki kaldırılan sadece yemek değil; toplumsal hafızamızın bir parçasıdır.

Belediyeler, kurumlar, bazı yöneticiler her türlü gösterişli eğlenceye, konserlere, festivallere, şatafatlı etkinliklere bütçe ayırırken, kimse israf demiyor.

Bir gecelik ışık gösterilerine, süslemelere, reklam kampanyalarına milyonlarca lira harcanabiliyor.

Ama iş taziye evine, acının paylaşıldığı o sofraya gelince, birden “tasarruf” kelimesi hatırlanıyor.

Oysa gerçek tasarruf, toplumsal duygularımızı kaybetmemektir.

Bir millet, elektriği, suyu ya da yakıtı değil; merhametini ve dayanışmasını kaybettiğinde asıl israfı yapmış olur.

Yüzlerce yıldır bu topraklarda insanlar sevinçte de kederde de sofrada buluşur. Düğünlerde, sünnetlerde, hasat zamanı, bayramda ve ne yazık ki ölümde…

Bizim kültürümüzde sofra, “birlik” demektir. Sofranın başına geçmek, bir gönül halkasının içine dâhil olmak gibidir. Sofraya oturan herkes eşittir. Zengin fakir fark etmez. Çünkü orada lokma, paylaşımın ölçüsüdür.

Atalarımız, “sofrada oturmasını bilmeyen toplum, birliğini koruyamaz” demiştir.
Taziye sofraları da bu birliğin en güçlü sembollerinden biridir.

Bir köyde ya da bir mahallede bir ölüm olduğunda herkes bilir: o ev yalnız değildir. Kadınlar yemek yapar, gençler taşır, yaşlılar dua eder. Sofrada oturup sessizce kaşık sallarken, kimse karnını doyurmaz aslında; herkes birbirinin acısını bölüşür.

İşte bu paylaşım, bizi “biz” yapan şeydir.

Bugün bazı lari, “taziye yemeği gereksiz masraf, belediye bütçesine yük” diyerek bu geleneği kaldırmayı bir başarı gibi sunuyor.
Oysa aynı dönemde dünyanın başka yerlerinde, özellikle sömürgeci Batı ülkelerinde, toplumsal dayanışmayı güçlendiren her şey için milyonlar harcanıyor.

Batı toplumları, bireyselliğin doğurduğu yalnızlığı yenmek için “community dinner”, “neighborhood gathering”, “charity meal” gibi etkinlikler düzenliyor.

Siyonist ideolojiler, Yahudi cemaatlerini ayakta tutan en önemli unsurun “sofrada bir araya gelmek” olduğunu bilir; bu yüzden İsrail devleti, her mahallede toplumsal yemek alanları oluşturur, bu kültürü yaşatmak için ciddi bütçeler ayırır.

Batı’nın “yeniden keşfettiği” şeyi biz, atalarımızdan miras aldığımız hâlde kendi elimizle yok ediyoruz.

Kültürel hafızasını kaybeden millet, sadece geçmişini değil, geleceğini de kaybeder.
Bir gelenek, sadece bir alışkanlık değildir; bir yaşam biçimi, bir kimliktir.

Taziye sofralarını kaldırmak, aslında “birlikte acı çekmeyi” unutmak demektir.
Bu unutkanlık, bizi hızla bireyselleştirir, yalnızlaştırır ve toplumsal dayanışmayı çürütür.

Taziye yemeği, bir “gösteriş” değildir.
Evet, bazı yerlerde abartılı sofralar kurulmuş olabilir, bazen ölçü kaçmış olabilir.

Ama çözüm geleneği ortadan kaldırmak değil, onu doğru yaşatmaktır.
Çünkü bu sofralar, insanın hem merhametini hem alçakgönüllülüğünü pekiştirir.

Bir çocuğun eline tabak verip “git şuraya bırak, o da yesin” dediğinde, ona paylaşmayı öğretirsin.
Bir genç, acılı bir annenin yanında sessizce oturduğunda, hayatın ciddiyetini öğrenir.
O sofralarda konuşulmaz, ama çok şey öğrenilir.

O sofralarda siyaset yapılmaz, ama toplum inşa edilir.

Ve en önemlisi, o sofralarda “biz” olmanın anlamı yeniden hatırlanır.

Bugün şehirleşmenin, teknolojinin, hızın ve bireyselliğin getirdiği bir yalnızlık içindeyiz.
Her şey ekranlarda, herkes kendi kabuğunda.

Komşuluk yok, mahalle yok, dayanışma yok.
Birinin öldüğünü bile bazen sosyal medyadan öğreniyoruz.

İşte bu ortamda taziye sofralarını kaldırmak, toplumsal çözülmenin son halkası olur.

Çünkü o sofralar, sadece ölüye değil, yaşayanlara da iyi gelir.

Orada bir bardak çay, bir tas çorba kadar güçlü bir dua gizlidir.

O sofrada “Allah sabır versin” cümlesi, sıradan bir temenni değil; bir toplumsal direniş biçimidir.

Birlikte acıya katlanmak, aslında birlikte güçlü kalmanın en saf hâlidir.

Bugün eğer biz, taziye sofralarını “kaldırılacak bir yük” olarak görüyorsak, yarın bayramlaşmayı, ertesi gün selamlaşmayı da kaldırırız.

Çünkü aynı mantık oraya da uzanır.
Toplumsal bağlarımız birer birer çözülürken, kimse farkına bile varmaz.
Sonra bir gün herkesin evinde ışık yanar ama kimsenin kalbinde sıcaklık kalmaz.
İşte o zaman gerçekten “tasarruf” etmiş oluruz: insanlığımızdan tasarruf.

Bu yanlış uygulamadan derhal vazgeçilmeli.
Taziye yemekleri israf değil, toplumsal birliğin en sessiz ama en güçlü ritüelidir.

Yerel yönetimler, belediyeler, hükümetler bu kültürü kaldırmak yerine desteklemelidir.
Çünkü bu sofralar, sadece ölenin değil; milletin vicdanının yaşadığı yerlerdir.

İnsanlığın ölçüsü, acıya verdiği tepkidir.
Bizim ölçümüz de soframızdır.
O sofrayı kaldırırsak, sadece tabaklar değil; ruh da boş kalır.

Mehmet Halit Demir
23.Donem Mardin Milletvekili

Taziye Sofralarını Kaldırmak: Paylaşımın, Dayanışmanın bitirilmesi.
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.