DİKKAT!
Yas öyle bir şey ki, her an her yerde kendini hatırlatabiliyor.
Bir anda içini dürtüyor:
“Sen, kocaman bir şey kaybettin,” diye.
Hayata dalıyor, kendine uğraşlar buluyorsun.
Bir an mutlu gibi hissederken, bedenin sarsılıyor;
usulca fısıldıyor iç sesin:
“Ama sen kaybetmiştin onu…”
Bazen bu gerçek tokat gibi çarpıyor yüzüne.
Ve o an, destursuzca gidiyorsun içine doğru…
Özlemek, kıyamamak, ihtiyaç duymak…
Bir sürü duygu sarıyor içini.
Bir anda kendini boşluğun dibinde buluyorsun.
Kimi zaman farkında olmadan dışına yansıtıyorsun,
kimi zaman da sessizce içine gömüyorsun her şeyi…
Çünkü devam etmen gerektiğini biliyorsun.
Ve çözümünün olmadığının da çok iyi farkındasın —
zaten her defasında seni en çok zayıf bırakan da bu farkındalık oluyor.
Yas, yumuşak bir dokudur.
Hassas, kırılgan…
Ve en küçük ağırlığı bile kocamanlaştırabilecek kadar derin.
Öyle işte…
Bilin istedim.
Belki daha düşünceli ve dikkatli olursunuz… Belki.
