Mehmet Halit Demir
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ortadogu’ daki Politikalar ve Stratejik Hatalar

Ortadogu’ daki Politikalar ve Stratejik Hatalar

featured

Ortadogu’ daki Politikalar ve Stratejik Hatalar

Gücümüzü koruyabilmek, yalnızca ekonomik kaynaklara, askeri imkânlara ya da teknolojik üstünlüklere bağlı değildir. Milleti güçlü kilan en büyük dayanak, güven, sadakat ve dayanışmadır. Kardeşlik ve komşuluk, bu bağlamda bireysel ilişkilerin ötesinde, millet olmanin en önemli harcıdır.

Birbirimize ve suriye sınırımizin diger tarafındaki Kürt, arap vd. kardeşlerimize hak ettiği değeri vermezsek, medeniyetimizin gereğini yerine getirmemenin bedeli olarak, emperyalist ve siyonist lerin entrikalarina mahkûm kaliriz.. katil teror ülkeleri, birlikten doğan gücümüzü,içteki çürümeyle yok etmek istiyor. Bunun icin suriyedeki kardeslerimizi saflarina cekerek, aramizdaki güveni bozup, vefayı unutturarak, dayanışmayi da terk ettirip, kardeslik yerine nefreti hakim kılmaya çalışıyorlar.
Bir zamanlar bilimde, sanatta ve medeniyette zirveye ulaşan Endülüs İslam Devleti, kendi içindeki kardeş kavgası ve birlik ruhunun zedelenmesi nedeniyle yıkıldi. Kardeşin kardeşe düşman olduğu, komşunun komşuya sırt çevirdiği bir ortamda, diger güçler kolayca üstünlük sağlar ve ülkeleri de medeniyeti de tarihe gömer.
Selçukluların güçlü dönemlerinde, boylar arasındaki dayanışma ve komşuluk ilişkileri oldukça kuvvetliydi. Ama iç çatışmalar artınca ve kardeş kavgaları ön plana çıkmaya basladiginda devlet zayıflamaya basladi ve Moğol istilasına karşı koyma gücü azaldi. Burada ki en büyük kayıp, iç dayanışmanın zedelenmesiyle ortaya çıktigini goruyoruz.

Osmanlı, asırlar boyunca ayakta kalmasını yalnızca askeri güce değil, aynı zamanda güçlü toplumsal bağlari sayesinde oldu. “Komşu hakkı inancımızın temelidir” anlayışıyla gelişen kültür, toplumu birbirine kenetlemiş; kardeşlik hukukunu, ümmet şuuruyla geniş bir çerçeveye donüşturup yaşatmiştir. Ancak zamanla bu bağların gevşemesi ve içteki çekişmelerin artması, imparatorluğun direncini zayıflatmıştır.
Bugün de benzer süreçleri görmek mümkündür. Güney Kore, ortak kader bilincini diri tutarak kısa sürede ekonomik ve teknolojik bir güç haline geldi.
Buna karşın Ortadoğu’da ki,kardeşlik ve komşuluk ilişkilerimizin zedelenmesi nedeniyle bir taraftan bir birimizle uğraşmak zorunda kalirken,diger taraftan iç savaşlara sürüklenerek, siyonist ve emperyalist katillerin müdahalelerine açık hale geldik.

Ortadoğu’daki en temel stratejik yanlışlardan biri, mezhep ve kimlik siyaseti üzerine inşa edilen politikalar olmuştur. Bu rekabet, Lübnan’dan Yemen’e, Irak’tan Suriye’ye kadar pek çok ülkeyi vekâlet savaşlarının alanına çevirmiştir. Bu bağlamda, mezhepsel kimlikler üzerinden siyaset üretmek, halkın ortak taleplerini göz ardı etmiş ve toplumları daha da kutuplaştırmıştır.

Evet;2011 yılında Suriye’de başlayan halk ayaklanmaları, kısa sürede bir iç savaşa dönüştü. O günlerde birçok bölgesel aktör, Esad rejiminin yıkılmasının an meselesi olduğunu düşünüyordu. Ülkemiz de bu hesapla muhalifleri destekleyerek, hem Esad diktatörlüğünden kurtulmayı hem de Suriye’nin yeniden inşasında belirleyici bir güç olmayı hedefledi. Gecen zaman bu yaklaşımin tek boyutlu ve yetersiz bir yaklasim oldugunu gösterdi.Mezhep ve kimlik siyaseti uzerine insa edilen politikar yerine, iran başta olmak üzere, tum Müslüman ulkelerle daha yakin isbirligi yaparak, emperyalist ve siyonistlere daha fazla alan kaptirmaya engel olunamadi.

Suriyenin yeniden inşasında, en kritik meselelerden biri, Kürtlerin konumu üzerine kuruldu. Ülkemiz, kendi güvenlik algısından hareketle Suriye’nin geleceğinde Kürtlerin güçlü bir aktör olarak ortaya çıkmasını önemli risk olarak gördü. Bu kaygı anlaşılabilir olsa da, pratikte muhalefet desteklenirken oluşan boşluk, Suriye’nin parçalanmasına ve birçok dış gücün sahaya inmesine ve ne yazik ki kurtleri her gecen gun emperyalist ve siyonistlerin kucagina itmeye neden oldu.

Özellikle Hamas’ın tedarik hattı olarak kullanılan Suriye–Lübnan–Filistin koridorunun yıkılması, bölgedeki dengeleri kökünden değiştirdi. Eskiden bu hat, İsrail’in karşısında direniş ekseninin en önemli damarını oluşturuyordu. Ancak bu damar koparıldı. Hamas yalnızlaştı, Hizbullah’ın hareket alanı daraldı, İran’ın etki alanı bölünmeye uğradı.

Sonuçta kazanan kim oldu? İsrail.
Bugün İsrail, bölgenin tartışmasız en güçlü askeri ve siyasi gücü haline gelmiş durumda. Filistin direnişi zayıfladı, Arap dünyası parçalandı, ülkemiz ise Suriye bataklığında hem güvenlik hem de diplomasi açısından yıprandı.

Bir anlamda, yanlış stratejiyle kurulan “Kürtler tehlike olmasın” hesabı, İsrail’in bölgede güçlenmesine hizmet etti. Çünkü direniş koridorunun çöküşü, Tel Aviv’in önündeki en büyük engeli kaldırdı.

Tarih, bize aynı gerçeği tekrar tekrar gösteriyor: Bir milletin gücü, iç dayanışması kadardır. Eğer kardeşimize sırt döner, komşumuzu yok sayarsak, elimizdeki bütün imkânlar bir gün boşa gidebilir. Siyonist ve emperyalistler, silahlariyla değil, öncelikle kalpler arasındaki güveni çökertmekle kazanıyorlar.
Sahip olduğumuz gücü korumak istiyorsak, önce kardeşlik bağlarını, sonra komşuluk hukukunu ihya edersek,büyük stratejik hamlelerden de çok daha derin bir güvenlik zırhi sağlaya biliriz.

ülkemizdeki kardeslige ve sinirdaki akraba komşulara değer vermeyi yalnızca ahlaki bir görev değil, aynı zamanda bir zorunluluk olduğunu bilmeliyiz. Biliyoruz ki birlik ruhunu kaybedersek, sahip olduğumuz tüm güçleri kaybederiz. Bu yüzden bize düşen, tarihin ibret dolu sayfalarını hatırlayarak; vefayı, dayanışmayı ve güveni yeniden merkezimize yerleştirmektir.
Bu şekilde hem sahip olduğumuz gücü koruyabilir, hem de gelecek nesillere medeniyetimizi güvenle aktarabiliriz.

Artık şu soruyu sormamız gerekiyor:
Biz, Esad rejimi devrilecek ve Suriye’nin yeniden yapılanmasında söz sahibi olacağız derken, aslında farkında olmadan İsrail’in bölgedeki stratejik hedeflerine mi hizmet ettik?

Ne yazik ki Yanlış hesabin, sadece Bağdat’tan değil, Şam’dan da döndüğünü görüyoruz.

 

Mehmet Halit Demir
23.Donem Mardin Milletvekili

Ortadogu’ daki Politikalar ve Stratejik Hatalar
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.