Mehmet Nuri Alpaslan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KIZILTEPE’DE MEYDAN HEP AYNI MEYDAN

KIZILTEPE’DE MEYDAN HEP AYNI MEYDAN

featured
0
Paylaş

KIZILTEPE’DE MEYDAN HEP AYNI MEYDAN

Mehmet Nuri Alparslan 

Bir şehrin belleği, bazen tek bir meydanın gölgesine sığar…

Kızıltepe’de insanın yolu ister istemez Cumhuriyet Meydanı’na düşer. Bazen bir selam vermek içindir, bazen bir çay içmek, bazen de kalabalığın arasından geçip günün sesini dinlemek için… Resmî adı Cumhuriyet Meydanı’dır ama halkın gönlünde yıllardır Özgürlük Meydanı diye anılır. Adı hangisi olursa olsun, bu meydan değişmez; çünkü bu şehrin belleği burada durur, insanı burada kendini evinde hissettirir.

Sabahın erken saatleri… Esnaf kepengini yeni kaldırmış, sokak henüz tam uyanmamışken çay ocağından yükselen buhar meydanın üzerine ince bir sıcaklık yayar. Bu saatlerde en çok çiftçiler görünür. Ovadan gelirler; ayakkabısında toprağın izi, yüzünde sabahın serinliği… Bir iskemleye oturur oturmaz tarlanın dili çözülür: “Buğday bu sene nasıl, pamuk ne yaptı, mısır suyu tuttu mu?” Toprağı bilen adam lafı dolaştırmaz; az konuşur, öz konuşur. Mezopotamya Ovası’nın bereketi daha harmana girmeden önce bu meydanda ölçülür, tartılır, konuşulur.

Gün ilerledikçe meydanın çehresi değişir. Birden bire değil; usul usul… Çünkü Özgürlük Meydanı’nın kendine has bir düzeni vardır: Kimse tarafından yazılmamış ama herkesin bildiği bir düzen. Öğleye doğru emekliler görünmeye başlar. Yıllardır aynı sandalyeye oturanı, aynı ağacın gölgesine alışmış olanı, çayını başka yerde içmeyeni vardır. Çaycı onları görünce sipariş henüz verilmeden kimin şekersiz, kimin demli, kimin de “çok kaynatma oğlum” diyeceğini bilir.

Emeklilerin sohbeti, meydanın en uzun muhabbetidir. Birinin gençliğindeki tozlu sokaklar hâlâ gözündedir; bir diğeri memuriyet yıllarından bir anıyı anlatır, bir başkası ise “Şehir eskiden daha sakindi” diye iç çeker. Onların sesinde bu meydanın yarım asırlık hikâyesi saklıdır. Dünü en çok onlar bilir, bugünü en çok onlar gözlemler. Meydanın hafızası, aslında onların dillerindedir.

Öğleden sonra meydanın rengi biraz daha değişir. Kadınlar alışveriş için dükkânlara girip çıkar; selamlaşmaların sıcaklığı, pazarlıkların tatlı sert tonu, çocukların koşturmacası meydanın havasına karışır. Bir kadın esnafın kapısında fiyat sorar, bir diğeri aldığı ekmekle eve yürür; çocuklar ellerinde dondurma, yeni aldıkları bir oyuncağı sallaya sallaya meydanın bir ucundan ötekine gider gelir. Bu meydanın en güzel yanı budur: Kimse kimseye yabancı değildir. Herkes bir diğerini yıllardır tanıyormuş gibi rahat ve içtendir.

Akşam olur, meydanın telaşı diner ama hayatı eksilmez. Çay ocaklarının ışıkları yanar, iskemleler yeniden dolar. Çiftçi günün yorgunluğunu burada bırakır; esnaf son müşterisini uğurlayıp gelip şöyle bir soluklanır. Emekliler akşam çayında yeniden toparlanır; kimi günün haberini konuşur, kimi kendi iç dünyasını… Meydan bu saatlerde bir başka sessiz, bir başka canlıdır. Kalabalık azalsa bile muhabbet eksilmez; çünkü meydan, insanın içini dinlendiren bir alışkanlıktır.

Fakat tam bu güzelliğin ortasında, meydanın insanı inciten bir yüzü de vardır ne yazık ki… Gelişigüzel atılmış sigara izmaritleri, yere savrulan çıtlamış çekirdek kabukları, bankaların üzerini yaran çizikler, ağaçların dallarına verilen hoyrat zararlar… Bir şehrin en gözde yerine yakışmayan bu görüntüler, aslında herkesin ortak mekânına verilen bir zarardır.

Oysa Cumhuriyet Meydanı; sabahın bereketini taşıyan çiftçinin, günün yükünü sırtından indiren esnafın, her gün aynı saatte aynı gölgede buluşan emeklilerin, alışverişe gelen ailelerin, neşesi meydanı dolduran çocukların ortak yurdudur.

Bir meydanı güzelleştiren yalnızca binaları değil, ona gösterilen özen ve korunmak istenen hatıradır. Kızıltepe’nin kalbine zarar vermek; esnafın huzuruna, çiftçinin sabah sevdasına, emeklinin gölgesine, çocuğun neşesine zarar vermektir. Meydan ne kadar temiz kalırsa, şehir de o kadar kendine yakışanı yapmış olur. Çünkü meydanı korumak sadece bir belediye işi değil, bir şehrin kendine saygısıdır.

Kızıltepe’de yıllar geçer; sokaklar değişir, dükkânlar yenilenir, insanlar gelir gider… Ama meydan hep aynı meydandır. Çay kokusu aynıdır, selamlaşmaların sıcaklığı aynıdır, insanlar arasındaki mesafe kısadır. Bu yüzden Kızıltepe’den kim uzak kalırsa, döner dönmez soluğu burada alır. Çünkü bilir ki şehir ne kadar büyürse büyüsün, kalbin attığı yer değişmez.

Ve o yer, bizim şehrimizde hep aynıdır: Cumhuriyet Meydanı… Özgürlük Meydanı… Yani herkesin bildiği adıyla: Kızıltepe’nin meydanı.

KIZILTEPE’DE MEYDAN HEP AYNI MEYDAN
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter