• İmsak 05:59
  • Güneş 07:24
  • Öğle 12:31
  • İkindi 15:06
  • Akşam 17:28
  • Yatsı 18:48
  • SONRAKİ NAMAZA KALAN SÜRE 00:00:00
İMSAKİYE 2025 - Kızıltepe
Kemal Kahraman
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Hayatın Kapılar

Hayatın Kapılar

featured

Hayatın Kapılar

Kemal Kahraman

Kapılar sadece bir mekâna giriş ve çıkışı sağlayan yapılar değildir; onlar bir kimlik beyanıdır, bir ruhun ve hayat anlayışının yansımasıdır. Anadolu evlerinin kapıları, sıradan birer yapı elemanı gibi görünse de aslında ev sahibinin sosyal durumunu, mesleğini, inanç dünyasını ve estetik zevkini anlatır. Tokmaklarının sesi, oyma motiflerinin dili, daha kapının önünde dururken bize içerideki insanların hayatına dair ipuçları verir. Kapı, evin dili; içindekilerin hâlinin dışa vurmuş hâlidir.

Kapı, misafirle ev sahibi arasında kurulan ilk temas noktasıdır. Anadolu kültüründe kapıyı çalmak, edepli bir yaklaşımı; kapıyı açmak ise gönül genişliğini gösterir.

Misafiri kapıya kadar uğurlamak, “Sen bizim için kıymetlisin” demektir. Kapı, sadece bir giriş değil, gönüllerin buluştuğu bir köprüdür. Bu nedenle kapılar, evin değil, kalbin misafire açılan penceresidir.

Hayatta da kapılar böyledir. Bazıları kapanır, bazıları aralanır; bazılarıysa yalnızca sabır ve tevazu ile açılır. İnsan çoğu zaman kapanan kapıya bakar, üzüntü ve hayıf içinde kalır. Oysa asıl mesele, kapanan kapının ardındaki hikmeti görebilmek ve açılacak olan kapıya hazır olmaktır.

Unutmayalım ki: “Allah bir kapıyı kapatırsa, mutlaka başka bir kapıyı açar.”

Kapılar yalnızca dışarıdan açılmaz; bazen içten korunması gerekir. Kalbimizi gaflet, kibir ve alışkanlıkla kilitlediğimizde, dışarıdaki fırsatlar ne kadar çok olursa olsun kapılar açılmaz. Eşik, kulun durup kendini yokladığı yerdir. Her eşik, insanın nefsini, iddiasını ve yüklerini geride bırakmasını bekler. Aksi takdirde hiçbir kapıdan geçemez.

Anne-baba kapısı, insanın dünyada kendini eksik hissetmediği nadir eşiklerden biridir; karşılıksız kabulün, koşulsuz sevginin kapısıdır. Ne zaman gitseniz açıktır; çağırmaz ama bekler. Bu kapıdan içeri girdiğinizde “Aç mısın?” diye sorulmaz; sofraya oturulur, önünüze yemek konur. Yorgunluğunuz anlaşılır, hâliniz sezilir.
Ne var ki bu kapı da fanidir. Bir gün kapanır ve bir daha açılmaz. İşte o gün, insan dünyada hangi kapıyı çalarsa çalsın, o kapının sıcaklığı gibi açılmaz. Bu yüzden açıkken kıymeti bilinmeli; eşiğinde oyalanmadan girilmelidir.

Bazı kapılardan yalnızca eğilerek girilir; tevazunun kapısıdır bu. Kibirle yaklaşan eşiğinde kalır; alçak gönüllülükle yaklaşan ise içeri girer.

Her musibet ve zorluk bir imtihan kapısıdır. Bu kapıdan sabırla giren, içerde rahmet ve hikmet bulur. İmtihan, insana kendi gücünü değil, Allah’a olan ihtiyacını hatırlatır. Sabırla ve ısrarla çalınan dua kapısı da mutlaka açılır.

İlim kapısı, cehaletin karanlığından kurtulmayı ve hikmetin ışığına ulaşmayı sağlar. İlimden geçen kişi, öğrendiğiyle amel etmeyi ve öğrendiklerini paylaşmayı öğrenir.

Toplumun kapıları da vardır. Hak, hukuk, adalet, eşitlik, merhamet ve yardımlaşma kapıları açık tutulmazsa insanlar birbirine yabancılaşır, güven ve barış kaybolur.

Toplumsal kapılar, sadece bireylerin değil, bütün toplumun emaneti olarak korunmalıdır.

Hayat boyunca açılan kapıların her biri bir emanettir. Allah sana tövbe kapısını açtığında günaha ısrarla kapatma, ibadet kapısını açtığında tembellikle kapatma, Kur’an kapısını açtığında ilgisizlikle kapatma. Çünkü açılan her kapı hem bir lütuftur hem de sorumluluktur. Kul bazen bir kapıdan içeri girer, bazen durur, bazen de çıkmak zorunda kalır. Fakat kapıyı hoyratça kapatmak, geri dönmek istediğinde kapının kapanmasına yol açabilir.

Hayatın kapıları, sabır ve tevazu ile çalındığında açılır; şükür ve ihlâs ile korunursa içerde tutulur. Önemli olan, hangi kapıdan geçtiğimizi fark etmek, eşiğin değerini bilmek ve her açılan kapıyı bir emaneti görerek özenle geçmektir. Çünkü kapılar, sadece mekân değil; insanın ruhuna, kalbine ve ahirete açılan birer penceredir.

Sonunda bütün kapılar kapanır: dünya kapıları, fırsat kapıları, imkân kapıları… Açık kalan tek kapı, kulun Rabbine yönelen kalbidir. Ölüm, hayatın en son kapısıdır; korkulacak değil, hazırlık yapılacak bir geçittir. Her nefis ölümü tadacaktır (Âl-i İmrân 3/185). Ölüm, dünyadan ahirete açılan kapıdır ve bize faniliğimizi hatırlatır.

Kapılar yalnızca dünya ile sınırlı değildir. Ahirette her amelin bir kapısı vardır.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) buyurur: “Her amel sahibi için ayrılan bir kapı vardır; kişi, yaptığı amel sebebiyle o kapıdan çağrılır.”
Bu, namaz, oruç, cihad, zekât, hac, ilim ve zikir gibi her ibadetin, ahirette bir karşılığı olduğunu gösterir. Dünya hayatında gösterilen sabır, ihlâs ve ısrar, o kapıların anahtarıdır.

Cennetin sekiz kapısı vardır. Namaz ehli Salât Kapısı’ndan, cihad ehli Cihad Kapısı’ndan, oruç ehli Reyyân Kapısı’ndan, sadaka ve zekât ehli Sadaka Kapısı’ndan, hac ehli Hac Kapısı’ndan, affı ve tevbesi ağır basanlar Af Kapısı’ndan, istikamet ve ihlâs üzere olanlar Eymen Kapısı’ndan, ilim ve zikirle kalbini diriltenler ise Zikir ve İlim Kapısı’ndan çağrılır. Her kapı, dünyada sabırla çalınmış bir amel kapısının ahiretteki karşılığıdır.

Buna karşılık Kur’an, cehennemin de kapıları olduğunu bildirir: “Onun yedi kapısı vardır. O azgınlardan her biri için belirlenmiş bir kapı vardır.” (Hicr 15/44)
Cehennem, Lazâ, Saîr, Sakar, Hâviye, Hutame ve Cahîm gibi isimlerle anılan, azabın derecelerini ifade eden kapılar vardır. Bu kapılar, dünyada nefsine kapı açan, kalbini kapatan ve haddi aşanların vardığı eşiklerdir.

Hz. Ali’nin sözüyle yazıyı tamamlayalım:
“Kime hayırdan bir kapı açılırsa, onu değerlendirsin. Çünkü bu kapının ne zaman kapanacağını bilemez.”

Hayatın Kapılar
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.