KUSURLARI ÖRTEN GÖZLERİN HİKMETİ
İnsan, yaratılışı gereği hata ve kusurlarla maluldür. Her türlü hata, gaflet ve acizlikten uzak, eksiklikten beri olan sadece el-Kuddûs olan Hak Teâlâ’dır. Birilerinin hatalarını, kusurlarını ve günahlarını araştırmak, dinlemek, konuşmak ve yaymak yerine kendi iç dünyasını temizleyip arındırsa; eksikliklerini ve hatalarını görüp düzeltmeye çalışsa hem bireysel hem toplumsal anlamda daha faydalı ve hayırlı bir yol izlemiş olur.
İnsanın iç dünyası nasılsa, bakışı da öyle olur. Kalbi temiz, güzel ve iyilikle dolu olan, dünyayı ve içindekileri güzel görür ve güzelliğe yorar. Fakat içi kötülük, fesatlık ve çirkinlikle dolu olan, çevresindeki her şeyi olumsuzluklarıyla ve kötü yönleriyle görüp eleştirmeye ve eksiklikleri dile getirmeye başlar.
Rivayet edilir ki, bir gün Ebu Cehil Resulüllah’ın yanına gelerek: “Ya Muhammed, ne kadar çirkinsin, bütün çirkinlikleri sende görüyorum.” dedi. Peygamber Efendimiz ona dönüp, ‘’Haklısın.” buyurdu. Bir müddet sonra Hz. Ebubekir geldi ve: “Ya Resulallah, ne kadar güzelsin, bütün güzellikleri sende seyrediyorum.” dedi. Resûlullah (s.a.s) ona da ‘’Haklısın.’’ cevabı verdi.
Bu duruma şaşıran ashab-ı kiram: ‘’Ya Rasulallah, Ebu cehil ’Ne kadar çirkinsin’ dedi, ‘Haklısın.’ buyurdunuz. Ebubekir ’Ne kadar güzelsin’ dedi, ona da ‘Haklısın.’ dediniz. Bunun sebebi nedir?’’ diye sordular. Bunun üzerine Hz. Peygamber, ‘’Ben bir ayna gibiyim. Bana bakan kendisini görür. Dolayısıyla Ebu cehil bana baktı, kendisini gördü. Ebubekir bana baktı, o da kendisini gördü.’’ diye buyurdu.
İnsanların kusurunu örtmek bir erdemdir, affetmek bir yüceliktir. Güzelliklere odaklanmak ve bakış açısını güzelleştirmek ise insanın ruhunu arındıran bir ibadettir. Her kim gördüğü hata, günah ve kusurları açığa vurmadan, örtme erdeminde bulunursa, “Settaru’l-uyûb” olan Cenab-ı Hak da onun ayıplarını kıyamet gününde örtecektir. Fakat her kim de Müslüman kardeşinin bir ayıbını ortaya çıkarırsa, Allah Teâlâ da onun ayıbını açığa çıkaracaktır. (İbn Mace, Hudud, 5.)
Sadi Şirazi bu hakikati şu sözlerle ne güzel ifade eder: “Şunu bil ki bu dünyada başkalarının hep iyi taraflarını görenlerin, yarın mahşer günü kusurları görmezlikten gelinir. Ey akıl sahibi! Gül, dikenle beraber bulunur. Senin dikenle ne işin var? Gülü demet yap…’’
Huzur içinde yaşamanın için en güzel yolu hayatta dikenleri değil, gülleri toplamaktır.
Bir hikâye paylaşmak istiyorum.
“Bir adam, iki bilgenin sohbetine katılır. Bilgeler öyle güzel şeyler konuşuyorlarmış ki adam merakını gizleyememiş ve bilgelere: ‘’Siz bilge kişilersiniz, hiçbir şeyi sebepsiz yapmazsınız.” Dedikten sonra kolları bol bir kıyafet giymiş olan bilgeye dönerek: Kollarınız neden bu kadar bol?” diye sormuş. Bilge kişi tebessüm ederek: “Biz kusurları gördüğümüzde, (kolunu yarım ay şeklinde göstererek) bu bol kumaşla onun üzerini örtüveririz.” demiş. Bu kez kolları dar olan bilgeye dönerek “Ya siz, neden böyle kolu dar bir elbise giydiniz?” diye sormuş. Bilge adam büyük bir alçakgönüllülükle, “Biz kusurları görmeyiz ki üzerini örtelim.” diye cevap vermiş.
Yüce Allah, insanların gizli sırlarının ortaya serilmesini ve özel hayatlarının araştırılmasını ‘’Tecessüste bulunmayın.’’ ayetiyle yasaklamıştır. (Hucurât, 49/12.) Aynı şekilde insan kendi günahlarını da gizlemeli ve yaymaktan kaçınmalıdır.
Hz. Peygamber de bu konuda şöyle uyarmıştır: “Müslümanların kusurlarını araştırmayın. Zira kim Müslüman kardeşinin kusurunu araştırırsa Allah da kendisinin kusurlarını araştırır. Allah kimin kusurunu araştırırsa onu, evinin içinde bile olsa rüsva eder.” (Tirmizi, Birr, 85.)
Dostlar! Çoğunuzun ‘’Ama hataları görmezden gelirsek daha da çoğalır ve herkes hata yapmaya başlar ve devam eder.’’ dediğinizi duyar gibiyim. El- hak, haklısınız. Ancak hataları ve ayıpları örtmek, onları görmezden gelmek şeklinde anlaşılmamalıdır. Evet, kötülükler, hatalar, günahlar ve yanlışlıklar elbette fark edilmelidir. Ancak bu fark ediş, onları teşhir etmek, alaya almak veya öfkeyle karşılık vermek şeklinde olmamalıdır.
“Emr-i bi’l-maruf nehy-i ani’l-münker” yani iyiliği emretme, kötülükten sakındırma göreviyle, kusurları ve kötülükleri rencide etmeden, kırmadan, incitmeden, kınamadan, ayıplamadan, ifşa etmeden empati kurarak, yumuşak ve hikmetli bir üslupla nazikçe düzeltmek gerekir.
Sahi! Siz gerçekten kusurları örtüyor musunuz?
Kemal Kahraman

Kalemine yüreğine sağlık üstadım selam ve dua ile