Kemal Kahraman
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. SESSİZ ÇIĞLIKLAR: YETİMLERİN UMUT YOLCULUĞU

SESSİZ ÇIĞLIKLAR: YETİMLERİN UMUT YOLCULUĞU

featured

SESSİZ ÇIĞLIKLAR: YETİMLERİN UMUT YOLCULUĞU

Her sessiz çığlık, bir merhamet eli bekler.

Ne yazık ki bu çığlıklar, her gün dünyada yaklaşık 10.000 çocuğun yetim kalmasıyla yankılanıyor. Bu sayı kuru bir istatistik değil; her biri, yarım kalan bir hayatın sessiz tanığıdır.

Yetimlik, yalnızca anne-baba kaybı değildir; aynı zamanda sıcak şefkatin, güvenin, bir kucağın ve huzur veren bir sesin yokluğudur.

O çocuklar, sokakların, okulların, oyun alanlarının görünmeyen köşelerinde hayata tutunmaya çalışan toplumun en kırılgan ve en sessiz bireyleridir.

Kur’ân-ı Kerîm’de “yetim” kelimesi 23 kez geçer. Bu durum İslam’ın bu masumlara verdiği değeri açıkça ortaya koyar.

Maûn Suresi’nde Rabbimiz, dini yalanlayanları yetimi itip kakan kimseler olarak tanımlarken; Nisâ Suresi’nde yetim malını korumanın bir emanet, onu gasbetmenin ise büyük bir günah olduğu bildirilmektedir. (Nisâ, 4/2)

Hz. Peygamber (s.a.s.), kalbi katılaştığını söyleyen bir adama şöyle der: “Bir yetimi himayene al, başını okşa ve yediğinden yedir,” Bu, hem kalbin yumuşamasının hem de merhametin en somut hâlidir.

Bakara Suresi’nde ise “Yetimlerin durumlarını düzeltmek hayırlıdır.” (Bakara, 2/220) buyurularak, yardımın sadece maddi değil, aynı zamanda gönülden bir dokunuş, ruhu onaran bir iyilik olduğu anlatılır.

Hz. Ali (k.v.) der ki: “Asıl yetimler, anadan babadan değil; ilimden ve ahlaktan yoksun olanlardır.” Zira insan, mahrum kaldığı her şeyin yetimidir. Allah’tan uzak kalan kalpler, şefkate susamış gönüller, sevgiden nasibini alamamış bedenler de birer manevi yetimdir. Bizler, sadece bedenen değil, ruhen de yetimleşenlere kol kanat germekle yükümlüyüz.

Mehmet Âkif Ersoy’un, “Yetimi korumak, milletin vicdanını korumaktır.” sözü ise bu sorumluluğun yalnızca bireysel değil, topyekûn bir insanlık görevi olduğunun altını çizer.

Said Nursî’nin “Yetimlere şefkat, imanın tezahürüdür.” sözü, bu merhamet yolculuğunun kalbimizdeki yankısını dile getirirken, İmam Gazâlî, “Yetimin kalbi kırılırsa, Allah’ın rahmeti uzaklaşır.” diyerek, yetim kalbini incitmenin ilahi rahmeti uzaklaştıracağını hatırlatır.

Hz. Peygamber, işaret parmağı ile orta parmağını yan yana getirmiş ve “Ben ve yetimi himaye eden (güncel ifadeyle sponsor olan) kimse cennette şöyleyiz.” (Buhârî, Edeb 24) buyurarak, yetimlere sahip çıkanları cennetle müjdelemiştir. Bu hadis, bir çocuğun elinden tutmanın, cennete uzanan bir köprü olduğunu göstermektedir.

Tarih boyunca Müslümanlar, yetimlerin diline, dinine, ırkına bakmaksızın onların ihtiyaçlarını karşılamak üzere dârül-eytâm (yetimhaneler) inşa etmişlerdir.
Ancak ne yazık ki bugün bir yetim peygamberin ümmeti olan bizler, bu onurlu mirasa yeterince sahip çık(a)mıyoruz.

Dünya genelinde sayıları 200 milyonu aşan yetimlere yardım ulaştıran ilk 10 kuruluşun 8’inin ABD merkezli olması düşündürücüdür. 10. sırada Türkiye’den sadece İHH’nın yer alması hem umut verici hem de sorumluluk hatırlatıcıdır. İHH’nın Yetim Sponsorluk Sistemi sayesinde binlerce çocuk, düzenli eğitim, sağlık ve barınma imkânına kavuşmuştur.

Fakat bu çocuklar, çoğu zaman karanlık ellerin hedefi hâline gelmekte; organ mafyaları, dilenci şebekeleri, siyonist odaklar ve misyoner örgütlerin pençesine düşmektedir. Yetimliğin çaresizliği, çoğu kez bir istismar zincirinin ilk halkası olur. Sessizce ezilen bu çocuklar, çoğu zaman haklarından da, hayallerinden de mahrum bırakılır.

Suriye, Yemen, Sudan, Rohingya ve nice kriz bölgesinde binlerce çocuk; savaş, açlık, hastalık ve terk edilmişlik yüzünden yetim kalmıştır. Filistin’in kanayan kalbi Gazze’de ise her bomba, bir annenin yüreğini susturmakta, bir çocuğu sessizliğe mahkûm etmektedir. Bu çocuklar sadece anne ve babalarını değil; huzuru, güveni, oyunları, gülüşlerini ve geleceklerini de kaybetmişlerdir. Bu kaybı görmezden gelmek, yalnızca kalpsizliğe değil, vicdanın da yetim kalmasına sebep olur.

Gazze’de yetim kalan her çocuk, insanlığın yitik bir parçasıdır. Onlara ve diğer yetimlere uzanacak her el, sadece bir iyilik ve yardım değil; insanlık onurunun, Müslüman kardeşliğinin yeniden inşasıdır.

Malcolm X’in şu sözü, bu gerçeği adeta haykırır: “Adaletin olmadığı bir toplumda herkes yetimdir.”

Toplum olarak yetimlere destek olmak için şu adımları atabiliriz:

  1. Onlarla ilgilenmek, hâl ve hatırlarını sormak
  2. Eğitim bursları, kırtasiye ve gıda gibi maddi destekler sunmak
  3. Psikolojik danışmanlık ve duygusal destek sağlamak
  4. İHH, Yetim Vakfı, Sadakataşı gibi kurumlara bağış yapmak
  5. Bayramlarda ve özel günlerde ziyaret etmek
  6. Rehberlik etmek
  7. Gazze, Suriye gibi bölgelerdeki yetimler için dua etmek ve farkındalık oluşturmak
  8. Onları hayata hazırlamak; özgüven kazandırmak, kendi ayakları üzerinde durmalarına destek olmak

Unutmayalım ki: “Müslümanlar içinde en hayırlı ev; içinde yetime iyi davranılan evdir.” (İbn Mâce, Edeb, 6) Bir toplumun vicdanı, yetimlere gösterdiği ilgiyle ölçülür. Onları yok saymak, insanlığımızı inkâr etmektir.  

Dostlar! Çünkü sessiz çığlıklar beklemeye tahammül etmez. Harekete geçmek için yarını beklemeyelim; çünkü onların bekleyecek zamanı yok.

Son olarak, Kızıltepe’de bu sessiz çığlıklara kulak veren tüm gönüllülere teşekkür ederiz. Özellikle Kızıltepe Yetim Gönüllüleri Derneği, Öksüz ve Yetimler Derneği, İlim Yayma Cemiyeti ve Sosyal Yardımlaşma Vakfının katkıları takdiri fazlasıyla hak etmektedir.

 

Kemal Kahraman

SESSİZ ÇIĞLIKLAR: YETİMLERİN UMUT YOLCULUĞU
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.