SU GİBİ AZİZ OL
Yüce kitabımızda şöyle buyrulur: “Biz her canlı şeyi sudan yarattık.” (Enbiyâ, 21/30)
Yüce Mevla’nın canlılara ve özellikle insana sunduğu en büyük nimetlerden biri sudur.
İnsanoğlu ne yaparsa yapsın, bu mucizeyi asla üretemez.
‘’Suya yazı yazmak” deyimi, boşa giden çabaları ya da imkânsız görünen arzuları ifade etmek için kullanılır. Çünkü gerçekten de suya yazı yazılamaz, öyle değil mi?
Belki de imkânsız sandığımız şey, suyun kalbinde çoktan yankılanıyordur.
Belki de biz, her gün farkında olmadan suya bir şeyler yazıyoruz; dualarımızı, umutlarımızı, sevinçlerimizi…
“Söz uçar, yazı kalır” derler. Ama yazının kalıcılığı, nereye yazıldığına bağlıdır. Fani olan insanoğlu, ebedi kalmak ve bir iz bırakmak için kuma, tahtaya, taşa, toprağa, kâğıda ya da gönüllere yazılar yazar. Bana göre, bir yazı yazılacaksa suya yazılmalıdır.
Tarihte bazı insanlar, imkânsızı başararak adeta suya yazı yazmışlardır: Fatih Sultan Mehmet’in karadan gemi yürütmesi gibi. Bugün de Filistin’de inancıyla ve canıyla siyonizmin zulmüne meydan okuyan mücahitler, tarihin sularına silinmez destanlar yazıyor.
Şayet ben suya yazı yazabilseydim, dev dalgalar silip götürsün diye tüm adaletsizlikleri, acıları ve kötülükleri yazardım.
Bugün komşumuzun oğlu yolculuğa çıktı. Küçük kız kardeşi, annesinin eline tutuşturduğu sürahiyle arkasından su döktü.
O an birden geçmişe gittim. Annemin beni her uğurlayışında, evimizin avlusunda arkamdan sessizce su döküşünü hatırladım.
Ne bir söz söylerdi ne de bir açıklama yapardı.
Ama ben bilirdim; o su sessiz bir duaydı. Yüreğim ferahlar, içimde bir güven doğar,
yolumun açıldığını hissederdim.
Yıllarca annemin neden su döktüğünü hiç sormadım. Sonra öğrendim ki bu, yolculuğun selametle geçmesi için yapılan bir gelenekmiş. “Su gibi akıp gitsin, temiz gidip öyle dönsün,” diye.
Sonradan farkına vardım ki; su, yalnızca bir uğurlama değil; aynı zamanda annemin sevgisinin, duasının ve umudunun bir yansımasıydı.
Belki de annem, suya yazı yazmayı en iyi bilen kişiydi.
Suya bırakılan her dua yükselir arşa; çünkü en halis niyetler, suyla ulaşır Rahman’a.
O hâlde, hayatı su gibi yaşamak ve suya sadece güzellikler yazmak icap eder.
İşte bu yüzden, bir bardak su ikram ettiğinizde büyükler, “Su gibi aziz ol!” der.
Ne güzel bir temenni, ne engin bir mana…
Su gibi aziz olmak, hem yaşamı taşımak hem de başkalarına hayat verebilmektir. Suya yazılan dualar, insanın kalbinin en derinliklerinde yankı bulur. Tıpkı annemin döktüğü o su gibi.
Efendimiz (s.a.s.) buyuruyor ki: ‘’Sadakanın en hayırlısı su vermektir.’’ (İbn Mâce, Edeb, 8)
Bir bardak suyla gönül serinler, hayat kurtulur.
Aslında insan, suya çok benzer.
Bu yüzden insan su gibi sessiz ve sakin olmalı; gürültüyle değil, varlığıyla iz bırakmalı. Ama gerektiğinde kıyametler koparacak kadar güçlü olabileceğini de unutmamalı.
İnsan su gibi hayırlı, yararlı, vazgeçilmez, arındırıcı, bereketli ve rahmet dolu olmalı.
Unutma!
Dünya döndüğü müddetçe insanın işi; su misali vadilere ve ovalara yayılarak; küçük ırmaklara ayrılarak çevresine hayat vermektir.
Önüne çıkan setleri aşmak, su gibi akmak ve akamazsan birikip taşmaktır. Nitekim aktıkça temizlenirsin; durmakla bulanır, kokarsın.
Hz. Ali (k.v.) ne güzel demiş: “Kalp suya benzer; ne kadar saf olursa o kadar yansıtıcı olur.”
Su gibi arındırıcı olmalı insan; hem bedenleri hem kalpleri temizlemeli.
Su gibi sabırlı olmalı; çünkü en sert kayaları bile sabırla aşındırır.
Su gibi mütevazı olmalı; çünkü en derin vadilerde hayat bulur.
Su gibi uyumlu olmalı; çünkü konulduğu her kabın şeklini alır ama özünden asla vazgeçmez.
Su berraktır, olduğu gibidir. Paylaşır, besler, diriltir.
Kur’an’da Rabbimiz şöyle buyurur: “Allah, gökten su indirir ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltir.” (Rûm, 30/48)
Su varsa umut vardır, hayat vardır.
İşte bu yüzden insanlar birbirlerine, “Su gibi aziz ol,” diye dua ederler.
Çünkü su, yaşamın özü; hem hayat verir hem de hayatı taşır.
Ne var ki bugün, kirlilik ve bilinçsiz tüketim yüzünden bu eşsiz nimetin kıymetini yeterince bilemiyoruz.
Bugün ‘Su gibi aziz ol’ sözü sadece bir dua değil, aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır.
Suya sahip çıkmak; doğayı, hayatı ve Yaradan’ın emanetini korumaktır.
Su gibi aziz, berrak ve bereketli bir hayat dileğiyle…
Kemal Kahraman

Kalemine yüreğine sağlık üstad.