Herkesin Arabası Var
Kalbe Yazılan – M. Nuri Alpaslan
Herkesin arabası var artık…
Demirden bir gururla süzülüyorlar şehirlerin içinden. Direksiyon başında sabırsız, korna seslerinde gergin, bakışlarında aceleyle karışık bir öfke var. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor, ama kimse nereye gittiğini bilmiyor.
Yollar kalabalık, şehirler gürültülü… ama ruhlar bomboş.
Evet, herkesin arabası var; fakat kimsenin kalbi yok gibi.
Trafikte kuralsızlık, hayatta umursamazlık…
Birbirine yol vermekten aciz, birbirine selam vermekten yoksun bir topluluk haline geldik.
Işıklarda beklerken sabrı unuttuk, birbirimize bakarken merhameti kaybettik.
Bir korna sesiyle öfke, bir saniyelik gecikmeyle kin doğuyor.
Lüks araçların içinde sefil ruhlar taşıyoruz.
Çünkü sefalet bazen yokluktan değil; bazen çokluktan gelir.
Aklın yitmesidir asıl sefalet. Saygının tükenmesidir.
Gelenekten, görenekten, örften, adetten kopuştur.
İnsanın özünü, vicdanını, “insan olma” hâlini kaybetmesidir.
Eskiden yollar dar ama yürekler genişti.
Şimdi yollar geniş, ama kalpler birbirine değmiyor.
Bir selamın yerini öfke almış, bir tebessümün yerini kibir doldurmuş.
Modernlik uğruna insanlık yitip gitmiş.
Artık kimse “buyur” demez olmuş, “teşekkür ederim” demek bile zayıflık sayılıyor.
Herkesin arabası var… ama kimsenin huzuru yok.
Kornalar bağırıyor, insanlar susuyor.
Camlar kapalı, müzik yüksek, kalpler uzak.
Herkes bir şeylerden kaçıyor; belki kendinden, belki geçmişinden.
Oysa insan nereye giderse gitsin, kendini de yanında taşır.
Ve kendi içi karanlıksa, en hızlı araba bile onu aydınlığa çıkaramaz.
Kibir dolu direksiyonlar, hırsla dolu yollar, öfkeyle bakan gözler…
Birbirimizin aynasında kendimizi görmeyi unuttuk.
Birine yol vermek artık erdem değil, zayıflık sayılıyor.
Oysa insanın büyüklüğü, geçip gitmekte değil; durup bekleyebilmekte gizlidir.
Herkesin arabası var… ama keşke biraz da vicdanı olsaydı.
Keşke biraz anlayış, biraz sükûnet, biraz da merhamet taşınsaydı bu yollarda.
Çünkü şehir, insanın aynasıdır.
Ve şehir ne kadar kalabalıksa, o kadar çok kalp kaybolmuştur içinde.
Bugün şehirleri değil, kalplerimizi tamir etmeye muhtacız.
Arabalar değil, yürekler yol alsın.
Ve belki bir gün, korna seslerinin yerini selamlar alır.
Belki bir gün, bu yollar insanlığa çıkar.
Ama o güne kadar, herkesin arabası olacak…
Ve ne yazık ki, pek azının kalbi.
“Kalbe yazılanlar, yollarda değil; gönüllerde bulunur.”
