Mehmet Nuri Alpaslan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Çalınan Emek, Sahiplenen İtibar

Çalınan Emek, Sahiplenen İtibar

featured
0
Paylaş

ÇALINAN EMEK, SAHİPLENEN İTİBAR

M.Nuri Alpaslan

 

Bir emeği çalmak, sadece bir insanın ortaya koyduğu işi sahiplenmek değildir. Asıl çalınan; yıllardır dökülen alın teri, uykusuz geceler, vazgeçilen hayaller, aileden eksilen zaman, çekilen sıkıntılar ve sessizce verilen mücadelenin kendisidir.

Bir ömür düşünün… On yıllar boyunca sabahın ilk ışıklarıyla başlayan, gecenin geç saatlerine kadar süren bir çalışma. Kimi zaman kendi sağlığından, kimi zaman sevdiklerinden, kimi zaman da kendi mutluluğundan vazgeçerek yalnızca görevini en iyi şekilde yapmaya çalışan insanların hayatı… Bütün bunlar sadece kendi çıkarı için değil; toplum huzur içinde yaşasın, çocuklar daha güvenli bir geleceğe sahip olsun, yaşadığı şehir gelişsin, mensubu olduğu devlet daha güçlü olsun diye verilen emektir.

Ne acıdır ki bazen bütün bu yılların ardından birileri gelir. Hiçbir zorluğun içinde bulunmadan, hiçbir yükün altına omuz vermeden, hiçbir bedel ödemeden hazır bulduğu bir düzenin üzerine oturur. Sonra da sanki bütün mücadeleyi kendisi vermiş, bütün başarıların mimarı kendisiymiş gibi konuşur. Geçmişi yok sayar, emek verenleri görünmez kılar ve yılların birikimini kendi hanesine yazmaya kalkar.

İşte emeğin çalınması tam da budur. Bu, sadece bir başarının sahiplenilmesi değildir; insanın hafızasının, onurunun ve hayatının inkâr edilmesidir. Bir insanı diri diri toprağa gömüp nefes almaya devam etmesini beklemek kadar ağır bir haksızlıktır. Çünkü emek, insanın ömründen koparıp ortaya koyduğu zamandır. Zaman ise geri getirilemeyen tek sermayedir.

Emeği yok sayılan insanın yaşadığı duygu, susuz bir çölün ortasında kavurucu güneşin altında tek başına bırakılmaya benzer. Ne gölgesi vardır sığınacağı ne de sesini duyacak bir kulak. Etrafını saran ateşten çalıların dumanı nasıl nefesi keserse, haksızlık da insanın içindeki yaşama sevincini öyle boğar. En çok da gerçeği bilenlerin sessizliği yakar insanı.

Oysa hiçbir makam, hiçbir unvan ve hiçbir koltuk, başkalarının yıllarca verdiği emeğin üzerine kalıcı biçimde kurulamaz. Kurulmuş gibi görünse de sağlam değildir. Çünkü emeğin sahibi değiştirilemez, emeğin tarihi yeniden yazılamaz. Gerçek emek, gösterişten değil fedakârlıktan doğar. Onu var eden alkış değil, sabırdır.

Tarih boyunca kalıcı olanlar, başkalarının emeğini sahiplenenler değil; o emeği verenler olmuştur. Çünkü alın terinin sesi bazen geç duyulur ama asla kaybolmaz. İnsanlar unutabilir, makamlar değişebilir, isimler silinebilir; fakat hakkın ve emeğin bıraktığı iz hiçbir zaman tamamen yok olmaz.

Bu yüzden bir insanın emeğini çalmak, yalnızca ona değil, geleceğe de yapılmış büyük bir haksızlıktır. Çünkü emeğin değersizleştirildiği yerde üretim biter, adalet zedelenir, güven kaybolur. En acısı da, yıllarını bir kurumun, bir şehrin ve bir ülkenin geleceğine adayan insanlar, sanki hiç yaşamamış, hiç mücadele etmemiş gibi tarihin kıyısına itilir.

Fakat unutulmamalıdır ki gerçek emek, sahibini er ya da geç yeniden bulur. İnsanların yazdığı hikâyeler değişebilir; ancak alın terinin yazdığı tarih asla değişmez.

 

Çalınan Emek, Sahiplenen İtibar
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter