BİR GENCİN BAŞARISINDAN
BİR ŞEHRİN GELECEĞİNE
M.Nuri Alpaslan
İnsan bazen yaşadığı şehrin geleceğini düşünürken gözünü büyük yatırımlara, yeni açılan iş yerlerine, gelişen ticarete ve değişen şehir hayatına çevirir. Oysa bir şehrin geleceğine dair en güzel haberler, kimi zaman o şehrin bir mahallesinde yetişen bir gencin başarısında saklıdır. Çünkü şehirlerin gerçek zenginliği yalnızca sahip oldukları ekonomik imkânlarla değil, yetiştirdikleri insanların bilgisi, emeği ve ortaya koydukları değerlerle de ölçülür.
Mardin’in Kızıltepe ilçesinin bir mahallesinde doğup büyüyen bir gencin, yazılım mühendisliği alanındaki çalışmalarıyla TEKNOFEST’te Türkiye birinciliğine ulaşması, üzerinde durulmaya değer güzel bir başarı örneğidir. Kendi yetiştiği topraklardan yola çıkarak bilim ve teknoloji alanında ülke çapında bir derece elde etmek, her şeyden önce emek, sabır, bilgi ve kararlılık gerektirir. Böyle bir başarı yalnızca onu elde eden kişinin hayatında değil, aynı şehirde yaşayan ve benzer hayaller kuran gençlerin dünyasında da anlamlı bir yer edinebilir.
Bugün dünya hızla değişiyor. Ticaretin, tarımın, sanayinin ve ekonomik hayatın geleceği giderek daha fazla teknolojiyle şekilleniyor. Bir bilgisayarın başında geliştirilen yazılım, dünyanın başka bir köşesindeki insanların hayatına dokunabiliyor. Yeni bir fikir, alışılmış üretim yöntemlerini değiştirebiliyor. Bilgiye yapılan yatırım, zamanla şehirlerin ve ülkelerin gelişmesine önemli katkılar sağlayabiliyor. Böylesi bir çağda teknoloji alanında elde edilen her başarı, yalnızca bugünün sevinci değil, yarının imkânlarına açılan bir kapıdır.
İşte bu noktada insanın aklına doğal olarak bir soru geliyor: Kendi şehrimizden yetişen, ülke çapında önemli dereceler elde eden gençlerimizin başarılarını ne kadar tanıyor ve toplumla paylaşıyoruz? Günlük hayatın yoğunluğu içerisinde pek çok gelişmeyi konuşuyor, çeşitli sosyal etkinliklerde bir araya geliyor, şehrimizin ekonomik ve toplumsal meseleleri üzerine fikir yürütüyoruz. Bütün bunlar hayatın doğal akışı içerisinde yer alıyor. Ancak bilimde, eğitimde, sanatta ve teknolojide elde edilen başarıların da gündemimizde daha geniş yer bulması, geleceğe bakışımız açısından ayrı bir önem taşıyor.
Aslında mesele bir başarının ne kadar konuşulduğundan çok, o başarının taşıdığı anlamı fark edebilmektir. Çünkü başarılı bir gencin hikâyesi, yalnızca kendisine ait değildir. Aynı sokaklarda büyüyen, aynı okullarda eğitim gören, benzer şartlarda hayata hazırlanan başka gençler için de bir umut olabilir. Bir çocuğun, kendi mahallesinden yetişmiş bir yazılım mühendisinin Türkiye birinciliğine ulaştığını öğrenmesi, belki de onun geleceğe dair düşüncelerini değiştirecektir. Bazen insanın hayal kurabilmesi için uzaklarda anlatılan büyük başarı hikâyelerinden çok, kendi yaşadığı çevreden çıkan bir örneğe ihtiyacı vardır.
Mardin, geçmişiyle, kültürüyle ve tarih boyunca taşıdığı medeniyet birikimiyle kendine özgü bir şehir. Kızıltepe ise tarımıyla, ticaretiyle, emeğiyle ve insanıyla bu birikimin önemli bir parçası. Bu toprakların ekonomik ve kültürel değerleri kadar yetiştirdiği bilim insanları, mühendisler, araştırmacılar ve başarılı gençler de geleceğe bırakacağı mirasın bir bölümünü oluşturacaktır. Geçmişten gelen değerlerimizi yaşatırken bugünün bilimsel gelişmelerine ilgi göstermek, birbirini tamamlayan iki önemli sorumluluktur.
Toplumların gelişmesinde geleneklerin, sosyal ilişkilerin ve ekonomik hayatın önemli bir yeri vardır. Bunun yanında bilginin, eğitimin ve teknolojinin de toplumsal hayat içerisinde daha fazla karşılık bulması gerekir. Çünkü artık üretimin niteliği, ticaretin yönü ve ekonomik rekabetin şartları değişmektedir. Gelecekte güçlü olmak isteyen şehirlerin, sahip oldukları maddi imkânların yanında yetişmiş insan gücüne de önem vermesi kaçınılmazdır.
Bu nedenle bir gencin teknoloji alanında Türkiye birinciliğine ulaşması, yalnızca güzel bir haber olarak değerlendirilmemelidir. Böyle başarıların daha fazla tanınması, gençlerin bilimsel çalışmalara yönelmesini teşvik edebilir. Okullarda, ailelerde ve sosyal çevrelerde bu tür başarıların konuşulması, yeni hedeflerin ve yeni hayallerin doğmasına katkı sağlayabilir. Bugün bir gencin elde ettiği derece, yarın başka bir gencin aynı yolda yürümeye karar vermesine vesile olabilir.
Belki de hepimizin üzerinde düşünmesi gereken konu budur. Yaşadığımız şehirlerde bilimsel ve teknolojik başarılara nasıl daha fazla yer verebiliriz? Gençlerimizin çalışmalarını nasıl daha görünür kılabilir, onların elde ettiği dereceleri toplumun ortak sevinci hâline nasıl getirebiliriz? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar, yalnızca bugünün başarılı insanlarına gösterdiğimiz ilgiyi değil, geleceğin yetişmiş insanlarına bakışımızı da belirleyecektir.
Bir şehrin ticaretinin gelişmesi, ekonomik hayatının canlanması ve sosyal ilişkilerinin güçlenmesi elbette önemlidir. Ancak bütün bunların yanında bilgi üreten, araştıran, geliştiren ve yeni düşünceler ortaya koyan insanların yetişmesi de aynı derecede değerlidir. Çünkü bugünün dünyasında ekonomik kalkınma ile bilimsel ve teknolojik ilerleme birbirinden ayrı düşünülemez. Bir şehir, sahip olduğu imkânları yetiştirdiği insanların bilgi ve yetenekleriyle buluşturabildiği ölçüde geleceğe daha güçlü hazırlanabilir.
Kızıltepe’nin bir mahallesinde yetişen bir gencin Türkiye birinciliğine uzanan başarı hikâyesi, bu bakımdan hepimiz için anlamlıdır. Bu başarı, yaşadığımız toprakların yalnızca geçmişiyle değil, yetiştirdiği insanların geleceğe dönük çalışmalarıyla da anılabileceğini hatırlatmaktadır.
Belki de artık şehirlerimizin gelişmesini konuşurken yalnızca yapılan yatırımları, büyüyen ticareti ve değişen yaşam şartlarını değil, yetişen gençlerimizin bilgiyle ve emekle elde ettiği başarıları da daha fazla konuşmalıyız. Çünkü geleceğin şehirlerini yalnızca bugünün ekonomik gücü değil, bugünün yetişmiş insanları da şekillendirecektir.
Bir şehrin geçmişi ona kimliğini kazandırır, yetiştirdiği insanların başarıları ise geleceğine yön verir. Kendi topraklarından yetişen gençlerin başarılarını tanıyan ve onlara değer veren bir toplum, aslında kendi geleceğine de değer vermiş olur.
