Mehmet Halit Demir
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yazarlar
  4. Soykırımcılarla Hesaplaşmak: Geçmişten Geleceğe Bırakılacak En Büyük Miras

Soykırımcılarla Hesaplaşmak: Geçmişten Geleceğe Bırakılacak En Büyük Miras

featured

Soykırımcılarla Hesaplaşmak: Geçmişten Geleceğe Bırakılacak En Büyük Miras

İsrail 1948 kuruluş yılındaki coğrafi sınırlarına çekilip, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını baltalamaktan vazgeçip, Kudüs’ü tamamen terk edip, kimi mabetler üzerindeki işgalini kaldırıp;
Filistinlilerden, tarihi öneme haiz özür dileyip, hatta uluslararası hakemlerin belirlediği bir tazminatı/ödemeyi kabul etmesi halinde;
Niçin barış olmasın… demeyin.
Hüseyin Besli

Evet Ülkelerin, hareketlerin ve insanların hayatında bazı kırılma anları vardır. Bu anlar sadece bir tercih meselesi değil; karakter, hafıza ve gelecek inşasının dönüm noktalarıdır. Çünkü bazen asıl mesele, kiminle yola çıkıldığı değil; hangi noktada yanlış yol arkadaşlarından vazgeçilebildiğidir. İşte bu yüzden soykırımcı devlet israille yeniden bir araya gelmek, onların düzenine yeniden eklemlenmek ya da onların patronlarına daha yakın durmayı başarı sanmak; sadece bugünü değil, yarını da ipotek altına almaktır. Erdem ise, bir daha açılmamak üzere o ulkelerin defterini kapatabilmektir.

“ israil le normalleşme” yalnızca ulkemizi değersizlestiren anlayisi değil; sadakati çıkarla değiştiren sistemi, güveni araçsallaştıran ilişkileri ve hak ile menfaat arasındaki çizgiyi silikleştiren düzeni ifade eder. Çünkü soykirimcilar sadece servet çalmazlar; hayat çalarlar,umut çalarlar, emek çalarlar, aidiyet duygusunu çalarlar ve en önemlisi insanların birbirine olan güvenini aşındırırlar.

Ülkenin geleceği, sürdürülebilirliği yalnızca ekonomik güçle değil, ahlaki sermayeyle mümkündür. Güvenin zayıfladığı, liyakatin yerini yakınlığın aldığı, sadakatin yerini hesapların belirlediği iliskilerde çözülme kaçınılmaz hale gelir. Bu nedenle soykirimcilarla kurulan her yeni temas, yalnızca bir tercih değil; aynı zamanda kolektif hafızaya bırakılan olumsuz bir izdir.
Biliyoruz ki, birçok yapı dışarıdan gelen saldırılarla değil, içeride normalleşen yanlışlarla yıkılmıştır. Soykirimcilarla iliskiyi yenileme yanlışınin tekrar edilmesi, zamanla onu sıradanlaştırır. Sıradanlaşan yanlış ise artık sorgulanmaz hale gelir. İşte tehlike tam burada başlar. Çünkü bir ulkeyi veya hareketi çürüten şey büyük krizler değil; küçük tavizlerin birikmesidir.

Ulkeler çoğu zaman tanıdık olana dönmek ister. Eski çevreler, eski ilişkiler ve eski güç odakları güvenli bir liman gibi görünür. Oysa emperyalist ve siyonistlerin limanlari gemiyi korumaz; çürütür. Kimi ilişkiler vardır ki, yeniden kurulduğunda sadece geçmişi geri getirmez, geleceği de daraltır. Bu yüzden bazen en büyük cesaret, geri dönmemektir.
En önemli sorumluluk, hak ile batıl arasındaki mesafeyi koruyabilmektir. Çünkü yanlışla kurulan yakınlık, zamanla yanlışın normalleşmesine yol açar. Kalbin alıştığı şeyler, bir süre sonra vicdanın susturduğu şeylere dönüşebilir. Bu nedenle mesafe bazen sadece fiziksel değil; ahlaki bir zorunluluktur.

Ulkeler, kurumlar ve aileler için de durum farklı değildir. Bir ulkenin en büyük gücü, soykirimci ulkelerle iliskileri korumasında değil; katil ve teror zihniyetli ülkelerden arınabilmesindedir. Çünkü temizlenmeyen sorunlar büyür, büyüyen sorunlar ise zamanla kimliği dönüştürür. Bu nedenle teror devletlerle ilişkiyi sonlandırmak bir kopuş değil; bir yeniden inşa sürecidir.

Burada önemli olan sadece fiziksel mesafe koymak da değildir. Asıl mesele zihinsel bağı koparmaktır. Çünkü fiziksel uzaklık bazen yeterli olmaz. İnsan bazen yanında olmayanların etkisini zihninde taşımaya devam eder. Gerçek özgürlük, yanlış ilişkilerin psikolojik ağırlığından kurtulabilmektir.

Ülkelerin uzun ömürlü olmasını sağlayan unsur sadece başarı değil; etik dayanıklılıktır. Etik dayanıklılık ise kriz anlarında ortaya çıkar. Kimin yanında durulduğu, hangi bedellerin göze alındığı ve hangi ilişkilerin terk edildiği; ulkenin gerçek karakterini belirler.

Bugün birçok insanın yaşadığı en büyük hayal kırıklıklarından biri, inandigi yapi icin verdigi emeğin karşılığını görememesi değil; soykirimcilarla iliskileri yenileyerek ödüllendirildiğini görmesidir. Bu durum sadece bireysel kırgınlık üretmez; aynı zamanda kolektif aidiyeti de zedeler. Çünkü insanlar adalet duygusunu kaybettiğinde, motivasyonlarını da kaybederler.

Bu yüzden gelecek nesillere bırakılacak en büyük miras; servet, makam ya da unvan değil, temiz bir duruştur. çoğu zaman ne kadar güçlü olduğumuzu değil, hangi yanlışlara karşı durduğumuzu hatırlariz.Karakterin ölçüsü bazen yaptıklarımızda değil; yapmayı reddettiklerimizde gizlidir.

“katil ve teror devletlerle yeniden bir araya gelmeyelim” çağrısı bir öfke çağrısı değildir. Bu bir bilinç çağrısıdır. Bu, geçmişten ders çıkarma çağrısıdır. Aynı yaraları tekrar yaşamamak için hafızayı diri tutma çağrısıdır. Çünkü unutulan yanlışlar, tekrar eder.

Hafızayı diri tutmak kin tutmak değildir; ders çıkarmaktır. Soykirimlari affetmek, aynı döngüyü yeniden üretmek demektir.Siyonist ve emperyalistlere yeniden guvenmek ile teslimiyet ayni sey degildir. İyi niyet ile safdillik de aynı değildir.
Geleceğe taşınacak en kıymetli miras; bırakılan mülklerden önce bırakılan ilkeler olacaktır. Çünkü ilkeler yoksa miras da uzun ömürlü olmaz. Bir nesil ancak kendinden sonrakine sağlam bir ahlak zemini bırakabildiği kadar başarılıdır.
Yani mesele sadece soykirimcilardan uzak durmak değildir. Mesele, soykirimi üreten zemini reddetmektir. Çıkarı sadakatin önüne koyan anlayışı reddetmektir. İnsan onurunu hesaplara kurban eden düzenleri reddetmektir. Ve en önemlisi; bir daha açılmamak üzere bazı kapıları kapatabilmektir.

Evet! en büyük miras, geride bırakılanlar değil; geride bırakmayı başarabildiklerimizdir. Ve bizim geleceğe bırakacagimiz en güçlü mesaj:
“Soykirimcilari ifşa etmek, sadece gecmisi hatirlamak degil; ders çıkarıp bir daha onlarla ayni safta durmamaktir.”

Mehmet Halit Demir
23.Donem Mardin Milletvekili

 

Soykırımcılarla Hesaplaşmak: Geçmişten Geleceğe Bırakılacak En Büyük Miras
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.