Kemal Kahraman
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bedenin Dinlenişi, Ruhun Dirilişi

Bedenin Dinlenişi, Ruhun Dirilişi

featured
1
Paylaş

Bedenin Dinlenişi, Ruhun Dirilişi

Bilim insanlarının üzerinde durduğu en önemli konulardan biri uykudur.

Araştırmalar, düzenli ve kaliteli uykunun sağlığa hayati önem taşıdığını; az, fazla veya niteliksiz uykunun ise ciddi sorunlar doğurduğunu gösterir. Derin ve kesintisiz uyku, yalnızca bedenin değil, ruhun da sükûnet bulduğu bir mekândır. Hafıza ve öğrenme, dikkat ve duygusal denge, kalp sağlığı, bağışıklık sistemi ve hormon dengesi çoğunlukla uyku sırasında yeniden düzenlenir.

Ne var ki modern hayatın hızlı temposu, uzun mesai saatleri, şehir gürültüsü ve teknolojinin kuşatıcı etkisi bu doğal dengeyi bozar. Bu durum, hem bedenin direncini hem de ruhun verimliliğini zedeler; uykusuzluğun insan psikolojisi üzerindeki olumsuz etkisi ise artık tartışmasız bir gerçektir.

Ancak uykusuzluğun sebepleri yalnızca dışsal koşullarla sınırlı değildir. Bazen insanın kendi iç dünyası da gecelerini karartır. Vicdanın sesi susturulmaz; kimi gönlünde taşıdığı yükle geceleri yüzleşir, kimi kaybettiği bir canın hasretiyle kıvranır. Bazısı uğradığı haksızlığın acısıyla dönüp durur, bazısı yaptığı yanlışın ve günahın gölgesinden kurtulamaz. İnsan, ancak vicdanı huzur bulduğunda gerçek bir uykuya dalabilir.

Kur’ân’ı Kerim uykuyu bir rahmet ve sığınak olarak tanımlar: “Uykunuzu bir dinlenme kıldık.” (Nebe’, 78/9) Geceyi örtü, gündüzü ise yeniden hayata başlama vesilesi kılar (Furkan, 25/47). Bu ayetler bize hatırlatır ki, uyku yalnızca bedenin değil; ruhun da sükûnete, sorumluluk bilincine ve yenilenmeye ihtiyacı olduğunu gösterir.
Uyku, insana her sabah yeni bir başlangıç imkânı sunar. Her uyanış, Allah’ın verdiği yeni bir fırsattır. Vakit, kaybedildiğinde geri gelmeyen en kıymetli hazinedir. Uyku, faniliğimizi hatırlatır; her uyanış ise yeniden doğma ihtimalini. Bu ihtimal bize ertelememeyi, değerli olanı öncelemeyi ve hayatı ilahî irade doğrultusunda yaşamayı öğretir.

Hz. Ali (k.v.) şöyle der: “Uyku, ölümün kardeşidir.” Her gece uykuya dalış, bize ölümün küçük bir provasını yaşatır; ama uyanık kalmak, insanın hayatı anlaması ve fark etmesi için gereklidir.

İnsanın nefsine kapılarak Allah’ın ayetlerini düşünmemesi, onlarla amel etmemesi, zikri terk etmesi ve yaratılış gayesini umursamaması onu farkındalıktan uzak bir “ölüm uykusu”na sürükler. Gerçekten uykuda olan uyandırılabilir; fakat uyuyor gibi yapanı uyandırmak neredeyse imkânsızdır.
İnsanın ömrünün önemli bir kısmı uykuda geçer. Uyumak kolaydır; fakat uyanık kalmak akıl, cesaret ve sorumluluk ister. Hz. Peygamber (s.a.s.) buyurur: “Mü’min, bir delikten iki defa ısırılmaz.” (İbn Mâce, 3982) Gerçek uyanıklık, gözlerin ötesinde bir farkındalıktır; Müslüman akıllı, şuurlu, uyanık ve tedbirli olmalıdır.

Tarih boyunca uyanık insanlar sıradanlığın ötesine geçmiş, dünyaya yön vermiştir. Malcolm X’in dediği gibi: “Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter.” Farkında olmayanlar ne kadar uyursa uyusun, kötülük daima hareket hâlindedir. Uyanık bir yürek ise yalnız kendini değil, çevresini de uyandırır. Ancak uykuda olan fitneyi uyandırmamak gerekir

Hz. Peygamber (s.a.s.) buyurur: “Mü’min, mümin için bir rehberdir; onu doğru yola iletir.” (Tirmizî, Birr 18) Uyanıklık sadece kendi farkındalığımız için değil; başkalarına rehberlik etmek ve hakikati yaymak için de gereklidir. Mevlânâ’nın çağrısı nettir: “Uyan! Uyuma; çünkü uyuyan insan dünyadan ve hakikatten uzak düşer.”

Konforunu kaybetmemek için uykuda kalmayı seçen çoğunluk arasında, uyanıklık çoğu zaman yalnızlık ve anlaşılmamayı getirir. Fakat hayatın fırsatları, uyanık olanların ellerinde filizlenir; gerçek diriliş, uyanıklıkla başlar.

Çocuklar için rahmet olan uyku, toplum için gaflete dönüştüğünde felaket olur. Çünkü bu uyku aklı ve vicdanı susturur. Uyutulan halklar sorgulamaz; sorgulamayanlar yönlendirilir, sömürülür ve yönetilir. Bu yüzden kurtuluş, kalbi, aklı ve vicdanı diri tutmakta; bilgi ve tecrübeyi imanın istikametinde kullanmakta gizlidir.

Gafletin bir diğer yüzü ise kendi irademizle uykuya sığınmaktır. Allah ne gaflete düşer ne de uyku tutar (Bakara, 2/255) fakat Allah’a iman edenlerin sorumluluktan kaçıp bilinçli bir uyuşukluğu tercih etmesi ne yaman çelişkidir. Bilinmelidir ki sorunlar uykuda çözülmez ve baharı ancak fark ettiğinin bedelini ödemeyi göze alan uyanıklar getirir. Uyku bedeni dinlendirir; uyanıklık ise ruhu diriltir.

O halde uyku, beden için bir ihtiyaçtır; ruhun dirilişi için ise uyanıklık şarttır. Gerçek uyanış, kalbin, aklın ve vicdanın diri kalmasıyla mümkündür.

Kemal Kahraman

Bedenin Dinlenişi, Ruhun Dirilişi
1

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

1 Yorum

  1. Bazen insanları uyandırmak için iyi uyumak lazım diyorsunuz sayın hocam