Kemal Kahraman

İncitmemek mi zor incinmemek mi?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İNCİTMEMEK Mİ ZOR İNCİNMEMEK Mİ?

Bu hayatta çok sevip değer verdiğimiz bir arkadaşımızın, akrabamızın, komşumuzun ya da kendimize en yakın hissettiğimiz, gönlümüzü açtığımız, samimiyetine inandığımız veya beraber yol yürüdüğümüz insanların gönlümüzü yaralaması/incitmesi kadar canımızı acıtan başka bir şey yoktur herhalde.

Günümüzde çıkar, bencillik, dünya sevgisi ve daha çok kazanma hırsı gözleri öylesine bürümüş ki; ticarette, siyasette ve insani ilişkilerde gönüllerin kırılıp kırılmadığının, dostlukların bitip bitmediğinin hiçbir önemi kalmamış artık. Öyle ki kalp kırmamaya özen gösterenler mumla aranır olmuş.

 Allah’a ortak koşmaktan sonra en büyük günah hangisidir diye sorulsa, hiç tereddütsüz ‘’gönül kırmaktır’’ derim.  En hayırlı iş hangisidir diye sorulsa, yine hiç tereddüt etmeden ‘’gönül yapmak/almak’’ derim.

Hz. İbrahim tarafından inşa edilen Kâbe’yi yıkmak için yola çıkan Ebrehe’yi ordusuyla beraber helak eden Yüce Allah’ın, iman ve sevgi için bizzat yarattığı manevi sarayını (kalp) incitenlere ne yapacağını varın siz düşünün! Kalp kırmak, öyle Kâbe’yi yıkmaya benzemez. Çünkü birincisinde bizzat hanenin sahibine, ikincisinde ise haneye zarar verilmektedir.

Allah, insanların kalbini kırmaktan sakınan kişinin kalbini kırmaktan sakınır. (Buhari, Edeb 56.) Gönülleri kıranlar ancak kalpleri taşlaşmış olanlardır. Gönül yapanlar ise kalpleri kâbeleşmiş olanlardır. Atalarımız “Bin düşün bir söyle” atasözüyle, bizlere iyi düşünüp doğru kelime ve cümlelerle konuşmamız gerektiğini öğütler. Zira bıçak yarası zamanla kapanır ama dilden çıkan kötü ve kırıcı sözlerin gönülde açtığı yara ve bıraktığı iz kolay kolay kapanmaz.

Anlatılır ki bir baba oğluna, “Her kırdığın kalp için tahtaya bir çivi çak” demiş. Çocuk babasının dediğini yapmış ama bir süre sonra bakmış ki tahta çivilerle dolmuş taşmış. Daha sonra babası ‘’Şimdi kırdığın insanların gönlünü al ve aldığın her gönül için bir çiviyi sök‘’ demiş. Çocuk aldığı her gönül için bir çiviyi söküp almış ama tahta delik deşik kalmış. Çocuk babasına bütün çivileri söktüğünü söyleyince baba evladına dönüp şöyle demiş:

“Bak oğlum insan gönlü bu tahta gibidir. Kırdığın gönülleri düzeltirsin fakat izi kalır.” Aslında önemli olan o tahtaya hiç çivi çakmamaktır.

Dostlar! Kalbin kemiği yok diye kırılmaz sanmayın. ‘’Gönül kırmanın Allah’ı incitmek’’  olduğunun bilincine vararak; annemizin, babamızın, eşimizin, çocuklarımızın, kardeşlerimizin, dostlarımızın, arkadaşlarımızın, komşularımızın, işçilerimizin, memurlarımızın, yetimlerin ve öksüzlerin hatta hiç tanımadığımız birinin gönlünü kırmaktan kaçınmamız gerekir. Unutmamalıyız ki; incittiğimiz kadar inciniriz ve bir gönlü incitmekle ne bir şey kazanırız ne de bir yere varırız.  

Eskiden medreselerde iki soru sorulurmuş. Birincisi, bugün gönül kırdın mı? İkincisi, namazını kıldın mı? Birinci soruya evet diyene ikinci soru sorulmazmış.

Yunus Emre de şöyle der; “Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil, İki cihan bedbahtı kim gönül yıkar ise.” 

Annem ise bana hep şunu öğütler: “Elinden geldiği kadar ne kendini ne de bir başkasını incitme. Çünkü incinen bir gönülden yükselen “ah” sesi arş-ı âlâyı titretir.’’

Peki, gönüller kırılır diye kimse gerçekleri, hataları, günahları, yanlışları, eksikleri, hileleri söylemesin mi? Elbette hayır. Dost, acı da olsa gerçekleri delillere dayanarak, kişiliklere hakaret etmeden, aşağılamadan usulünce söylemelidir. Ne demişti Hz. Ömer (r.a): “Bizde hata görüp, bizi uyarmazsanız sizde hayır yoktur, bizi uyarmanıza rağmen biz hatamızı düzeltmezsek bizde hayır yoktur.’’

Bazen bir kişi bilmeden/istemeden bir söz veya bir eylemle gönlümüzü kırabilir. Sonra o kişi yaptığı bu söz veya hareketinden dolayı çok pişman olur, kendine kızar hatta bizden bile daha çok üzülür. Sonra hatasını düzeltmek, gönlümüzü onarmak ve yeniden kazanmak için gayret gösterir. Gönlümüzü almak için çaba sarf edenlerin özrünü kabul ederek affetmeli ve alınganlık göstermemeliyiz. Gönül incitmemek kolaydır, zor olan incinmemektir.

  Sahi! Siz hiç kimseyi incittiniz mi? Hiç kimseden incindiniz mi?

 

Kemal Kahraman

16.02.2024

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 17 Şubat 2024, 17:39

    Kalemine yüreğine sağlık üstad. Nezaket mümine yakışan en güzel vasıftır. Selam ve dua ile

    Cevapla